paylaşım

20. Yüzyılda Osmanlı Devleti’nde Görülen Fikir Akımları Nelerdir?

Osmanlı Devleti tarihin gördüğü en büyük imparatorluklardan biriydi. Ancak her yükselişin bir inişi olduğu gibi, yüzyıllar içerisinde bu devlet çöküş sürecine girdi. Çöküş sürecinde ise bazı fikir akımları ortaya çıktı. Burada amaçlanan Osmanlı'yı yeniden ayağa kaldırmak ve eski güçlü günlerine dönmesini sağlamaktı. Bu makalemizde, Osmanlı'nın çöküş ve yıkılış sürecinde ortaya atılan Türkçülük, İslamcılık gibi fikir akımlarını daha yakından inceleme fırsatı bulacağız.

REKLAM
REKLAM

Yüzyıllardır içinde bulunduğu çöküş sürecinden kurtulamayan Osmanlı İmparatorluğu’nun artık daha da kötü şekilde dağılmaya gittiğini gören Osmanlı aydınları, bu gidişe bir son vermek amacıyla pek çok fikir ortaya atmışlardır. Bu akımlar temelde gerilemeyi durdurmaya, yıkımın önüne geçmeye ve Osmanlı’yı eski şaşaalı günlerine döndürmeyi amaçlamıştı.  Ancak bu akımların hiç biri, Osmanlı’yı yeniden ayağa kaldırmaya yetmedi. 20. yüzyılda Osmanlı’da görülen fikir akımları temelde 4 farklı siyasi görüşten ortaya çıkmıştı.

Bunların birincisi Osmanlıcılık‘tır. Osmanlıcılık, Adem – i Merkeziyetçilik adıyla da bilinmektedir. Dil, din, ırk ayrımına bakmadan herkesin Osmanlı vatandaşı olarak kabul gördüğü bir akımdır. O dönem Osmanlı’da yeşeren ikinci fikir akımı ise İslamcılık‘tır. Sadece Müslümanların bir araya gelerek Osmanlı Devleti’ni yaşatma ülküsüne hizmet etmektedir. Diğer dine mensup vatandaşlar isterlerse Osmanlı’da yaşamaya devam edecek fakat asli unsur olarak kabul görmeyeceklerdi. İslamcılık, Meşrutiyet Dönemi’nde devlet yönetimi tarafından kabul görmüştür. Günümüzde pek bilinmez ama İttihat ve Terakkiciler o dönemde İslamcılık fikir akımını benimsemişlerdir.

Osmanlı’da 20. yüzyılda görülen bir diğer fikir akımı ise Batıcılık‘tır. Garpçılık adıyla da bilinir. Batıdaki gelişmeleri ve fikir akımlarını benimseyerek kurtuluşa ulaşılacağı savunulmaktadır. Ülkenin yüzünü Ortadoğu karanlığına değil de batı aydınlığına çevirmesi amaçlanmıştır. Ancak batıcılık, diğer fikir akımlarından biraz daha farklıdır. Diğer fikir akımları genelde Osmanlı’yı yaşatmak uğruna çabalarken Batıcılık, Osmanlı’nın yerine yeni bir devlet anlayışı getirmeyi amaçlamıştır. Ve son olarak Türkçülük. Türkçülük genel itibariyle tek devlet, tek millet, tek bayrak ülküsüne dayanmaktadır. Bilinen en büyük savunucularından biri de Ziya Gökalp’tir. Ziya Gökalp, Mustafa Kemal ATATÜRK’ün etkilendiği fikir adamlarından biridir. Şimdi bu fikir akımlarını ayrıntılı bir şekilde öğrenelim.

Osmanlıcılık

OsmanlıcılıkOsmanlı İmparatorluğu tarihinde ilk defa padişahın ve hükümetin çalışmaları, halktan oluşan ayrı bir meclis tarafından denetlenecekti. Bu denetlemeyi yapacak olanlar ise, “Genç Osmanlılar” adı altında toplanan bir cemiyetti. Genç Osmanlı Cemiyeti’ndekiler, Osmanlı’daki azınlıklar ile buluşmalar gerçekleştiriyor ve onları yeni bir devlet kurma ülküsünden vazgeçirmeye çalışıyorlardı. Amaçları, azınlık milletleri kazanmak ve Osmanlı’nın gücüne güç katmaktı.

Ayrıca Osmanlıcılık akımında hiç bir din, dil, ırk bir diğerinden üstün sayılmaz ve her yurttaş eşit muamele görürdü. Bu şekilde toplumu birbiriyle kaynaştırmayı amaçlamışlardı. Herkesin devlet karşısında eşit haklara sahip olmasını sadece sözlü değil; yazılı olarak da belgelemek istemişler ve bu amaçla Kanun – i Esasi‘yi ilan etmişlerdir.

Ancak bu akım, Balkanlar’da patlak veren isyanlar sonucunda çoğunluğunu Hristiyanların oluşturduğu azınlıkların Osmanlı’ya karşı savaşıp kendi ülkelerini kurmalarıyla sona ermiştir. Balkan Savaşları sonrasında Osmanlı’da yaşayan halkın büyük çoğunluğunu artık Müslüman halk oluşturmaya başlamıştır. (Daha öncesinde Müslüman nüfus ile Gayrimüslim nüfus arasındaki fark o kadar çok değildi). Bu olay neticesinde imparatorlukta Osmanlıcılık akımı gerilemeye; İslamcılık fikir akımı ise ilerlemeye başlamıştır.

İslamcılık (Ümmetçilik – Panislamizm)

İslamcılık (Ümmetçilik - Panislamizm)İlk olarak Meşrutiyet Dönemi‘nde filizlenmeye başlayan İslamcılık akımı, Balkanlar’daki topraklarımızı kaybettikten sonra daha da güçlü şekilde yükselmeye başlamıştır. İslamcılık’ta, dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan Müslümanların tek çatı altında toplanarak Osmanlı Devleti’nde bir araya gelmeleri amaçlanmıştır. Padişahın aynı zamanda halife olmasının, bu ülküyü daha da kolaylaştıracağı zannedilmiştir. Ancak I. Dünya Savaşı‘nda Padişah’ın “cihad” çağrısına uymayan ve tam aksine Osmanlı’ya karşı savaş açan Araplar ve Müslümanlar, güneyde kendi devletlerini kurmuşlardır. Bu olayın ardından İslamcılık akımı önemini kaybetmiş ve yerini Batıcılık fikir akımına bırakmıştır.

Batıcılık (Garpçılık)

Batıcılık (Garpçılık)Batıcılık, Tanzimat Dönemi‘nden önce yavaş yavaş destek görmeye başlayan ve yapılan ıslahat çalışmaları ile gücünün doruğuna ulaşan bir fikir akımıdır. Tek kadınla evliliği, kadınlara özgürlük getirilmesini, medeni kanunun kabul edilmesini, dil, din ayrımı gözetmeyen laik mahkemelerin kurulmasını, Latin harflerinin kabulünü, tekke ve zaviyelerin kapatılmasını, modern giysilere geçilmesini amaçlamıştır. Mustafa Kemal’in etkilendiği pek çok dünya düzeni, Batıcılık fikir akımında da desteklenmektedir.

Türkçülük (Pantürkizm – Turancılık)

Türkçülük (Pantürkizm - Turancılık)Osmanlı İmparatorluğu Balkanlar’da bozguna uğrayınca sağlam temele sahip olmadığı için Osmanlıcılık akımını terk etmiştir. Bunun ardından desteklediği İslamcılık akımını ise, Araplar ve Müslümanlar tarafından sırtından vurulduktan sonra boş bir hayal olarak görmeye başlamıştır. Bunun üzerine halk tabanında Batıcılık fikir akımı gelişmeye başlamıştır. Bununla birlikte, Müslüman olmayan vatandaşların Balkanlar’da Osmanlı’yı sırtından vurması, Müslüman olanlardan ise Arapların güneyde Osmanlı’ya ihanet etmesi sonucu, Anadolu topraklarında çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu halk tebaası kalmıştır. Ve doğal olarak, hiçbir dış etki olmadan İmparatorluk sınırları içerisinde Türkçülük kendi kendine gelişmeye başlamıştır.

Türkçülük genel olarak, Anadolu’da yaşayan Türklerin dil, kültür ve tarih birliğini sağlamayı amaçlamıştır. İmparatorluğun çöküş sürecinde Osmanlıcılık ve İslamcılık padişahlar tarafından benimsenmiş ve uygulamaya çalışılmıştır. Oysa Türkçülük hiç bir padişah tarafından uygulamaya geçirilmemiştir.

Rusların boyunduruğu altında yaşamaktan kaçan Türklerden dolayı bu akım büyük bir önem kazanmıştır. İttihat ve Terakkiciler, Türkçülük akımına verdikleri destek ile meşhurdurlar. İttihatçılar zamanla, sadece Anadolu’daki Türklerin değil tüm dünyada yaşayan Türklerin tek bir çatı altında toplanmasını amaçlamışlar ve Pan-Türkizm’e doğru yönelmeye başlamışlardır. Turancılık akımı da Türkçülük’ten doğmuştur. Ancak Türkçülük Anadolu’da yaşayan halkı tek çatı altında toplamaya çalışırken, Turancılık ise bu sınırı büyütmüş ve tüm dünyadaki Türkleri tek çatı altında toplamayı amaçlamıştır.

Osmanlı zamanında devlet kademesinde önem görmeyen Türkçülük akımı, yıkılan Osmanlı’nın yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti‘nde bir mihenk taşı olmuştur.
Öncelikli hedef Anadolu’da yaşayan Türklerin bağımsızlığını kazanmaktır. Eğer daha sonra imkan olursa, Turancılık hedefi doğrultusunda dünyadaki tüm Türkler tek bir devlette toplanabilecektir. Fakat o dönemdeki imkansızlıklardan dolayı bu ülkü gerçekleştirilememiştir. İşte bu yüzden Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu kadroları, Türkçülük akımını kuruluş ideolojilerinden biri olarak görmüşler ve Batıcılık akımını da benimseyerek yeni bir devletin temelini atmışlardır.

Yorumlar


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir