ALS hastalığı hasta kişi ve yakınlarını oldukça etkileyen ve tedavisi pek de mümkün olmayan bir hastalıktır. Tıp dünyasında da çok fazla açıklanamayan bu hastalık, kas erimesine bağlı olarak hastanın yaşamsal işlevlerini kaybetmesi olarak tanımlanabilmektedir. Vücut yapısının büyük bir bölümünün kastan oluşmasından dolayı, vücuttaki tüm kasları olmasa da büyük çoğunluğunu etkileyen bir hastalıktır. Yavaş yavaş ilerlemesi nedeniyle vücuttaki fonksiyonlar zamanla hasara uğramaya başlar.

Son zamanlarda birçok ünlünün ALS hastalığı ile gündeme gelmesi sonucunda pek çok kişinin haberdar olduğu bu hastalık, vücuttaki tüm sinir sistemini etkilemektedir. Ünlü evrenbilimci Stephen Hawking’i tanıyanlar bu hastalığı da hemen hatırlayacaklardır. Hawking, yıllardır bir tekerlekli sandalyede hayatını sürdürmekte ve sadece beyin fonksiyonlarını yerine getirebilmektedir.

ALS hastalığında direkt olarak omurilik etkilendiğinden, kaslara yeterince destek sağlanamaz ve kaslar erimeye başlar. Her ne kadar yaşamsal tehlikesi olan bir hastalık olsa da, doğru ve erken tedavi sayesinde uzun yıllar yaşayabilen kişiler de vardır.

ALS (Amyotrofik Lateral Skleroz) Hastalığı Nedir?

ALS (Amyotrofik Lateral Skleroz) Hastalığı Nedir?ALS yani amyotrofik lateral skleroz adı verilen durum, bir motor nöron hastalığıdır. Sinir sisteminin omuriliğe zarar vermesi sonucunda kasların beslenmesine imkan sağlanamadığından kas erimesi denilen durum ortaya çıkmaktadır. Tam olarak omurilik ve beyin sapı denilen kısımlardaki nöronların kaybından ileri gelen bir durumdur. Hastalığın ileri boyutlarında kişi kendi gündelik, basit ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale gelir. İnce motor kasların giderek küçülmesi ile birlikte beyin ile iletişiminin kesilmesi hareket kısıtlılığına neden olur. Kasların zayıflamasına neden olan ALS hastalığı duyu organlarına zarar vermeyen bir hastalıktır. Bu sebeple hastalar görme ya da duymada herhangi bir problem yaşamadan hayatlarına devam ederler.

ALS Hastalığının Nedenleri Nelerdir?

ALS Hastalığının Nedenleri Nelerdir?Nedeni kesin olarak saptanamadığı için tedavisi de mümkün olmayan ALS hastalığı büyük ölçüde genetik faktörlere dayandırılmaktadır. Ailesinde bu hastalığı geçirmiş olan kişilerde ALS hastalığının görülme riski yüksek olsa da, tek başına bu faktör yeterli gelmemektedir. Bağışıklık sisteminin zayıf olması ve beyinde görülen kimyasal dengesizlik durumu ALS hastalığını tetikleyen faktörler arasındadır. Yapılan araştırmalara göre uzun süre sigara içenler ve çalıştığı ortamda kurşun ve metale maruz kalan kişilerde ALS hastalığı daha sık görülmektedir.

ALS Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

ALS Hastalığının Belirtileri Nelerdir?Belirtileri kişiden kişiye farklılık gösteren ALS hastalığı, başlangıç aşamasında ilk olarak kol ve bacaklardaki halsizlik ile olarak ortaya çıkar. Ancak belirtilerin bir anda şiddetlenmesi ile kişi en basit eylemleri bile yapmakta zorlanır. En sık rastlanan belirt kaslarda seyirme halidir. Diğer yandan hastanın konuşma ve yutma fonksiyonlarını da etkileyen hastalık, peltek konuşmaya neden olabilir. İstemsiz ağlama ve gülme ise en nadir görülen belirtiler arasındadır. El becerisi gerektiren fonksiyonlarını yerine getiremediği gözlenir. Örneğin yazı yazma, anahtarı çevirip kapıyı açma, bilgisayar kullanırken tuşlara basmak gibi basit eylemleri bile yapmakta sıkıntı çeker.

ALS Hastalığından Korunma Yolları Nelerdir?

ALS Hastalığından Korunma Yolları Nelerdir?ALS hastalığından korunmak adına kesin bir öneride bulunmak oldukça zordur. Bilim dünyasının halen derin araştırmalar içinde olduğu bir hastalık olarak, nedenlerin açıklanamaması nasıl önlem alınacağı konusunda da akıllarda soru işareti bırakmaktadır. Ancak bütün hastalıklara karşı önlem almak adına bağışıklık sistemini güçlendirmek ve vücuda zararlı kimyasalların bulunduğu ortamlarda çalışmamaya özen göstermek, az da olsa ALS hastalığı riskini düşürecektir.

ALS Hastalığının Tedavisi Nedir?

ALS Hastalığının Tedavisi Nedir?ALS hastalığının tedavisinin henüz bulunmadığından, genç yaşlı herkesin korktuğu bir hastalık konumundadır. Neden kaynaklandığı ve nasıl tedavi edileceğine yönelik araştırmalar sürse de, elde edilen kesin bir bilgi yoktur. Bu noktada hasta ve hasta yakınlarının olabildiğince kişinin yaşam kalitesini artıracak şekilde hareket etmeleri önerilmektedir. Giderek güçsüzleşen kişinin bolca dinlenmesi ve kendini yoracak işlerden kaçınması da, hastalığın seyrini olumlu etkileyecek tavsiyeler arasındadır. Çeşitli fonksiyonlarını kaybeden hastaların rehabilite edilebilmeleri için hizmet veren merkezlerden yararlanmak, hastalığın tedavi edilmese de ilerlemesini önleyecektir. Bu hastalıkla yaşamını sürdüren birçok kişi yanında bulunan destekçileri sayesinde her türlü ihtiyaçlarını karşılamaktadır.

YORUM YOK

Bir Cevap Yazın