Cahit Sıtkı Tarancı Kimdir? Hayatı ve Eserleri

Cumhuriyet döneminin en başarılı şairlerinden biri olan Cahit Sıtkı Tarancı, hayatını edebiyata ve yazmaya adamış bir sanatçıdır. Herkesin bildiği, meşhur Otuz Beş Yaş şiirinin yazarı olan Cahit Sıtkı Tarancı, Fransız şairlerin etkisinde kalmış ve birçok edebi tarzı denemiştir. Cahit Sıtkı Tarancı'nın kısaca hayatını öğrenmek isteyenler için, bilgilendirici bir yazı sizlerle...

Türk edebiyat dünyasına damgasını vuran Cahit Sıtkı Tarancı aslen Diyarbakırlı olup, lise yıllarından itibaren İstanbul’da yaşamaya başlamıştır. Galatasaray Lisesinde iken okul dergisine yazdığı şiirlerle ünlenip, Servet-i Fünun’da yazmaya başlamıştır. “sanat sanat içindir” fikrini benimseyen şairin en önemli eseri Otuz Beş Yaş şiiridir. Ünlü isim bu şiirinden 11 yıl sonra vefat etmiştir.

Cahit Sıtkı Tarancı eserlerinde, sade ve akıcı bir dil kullanmıştır. Şiirlerinde en çok ölüm ve yalnızlık konularını işlemiştir. Kısa bir süre Sümerbankta memurluk yapmasına rağmen, hayatının büyük bir bölümünü yazarlıktan kazanmıştır. Bunun dışında Ankara’da kısa bir süre çevirmenlik de yapmıştır. Bir süre babasıyla ortak iş yapmış, ancak anlaşamayarak ayrılmıştır. Paris’te üniversite öğrencisi iken, İkinci Dünya Savaşı patlak verdiği için, bisikletle Lyon ve Cenevre yolundan kaçıp Türkiye’ye geri dönmüştür. 1956 yılında Avusturya’nın Viyana kentinde yaşamını yitirmiştir. Bu makalemizde sizlere Cahit Sıtkı Tarancı’nın hayatı ve eserleri ile ilgili ayrıntılı bilgileri sunacağız.
Tavsiye İçerik: Abdürrahim Karakoç Kimdir?

Cahit Sıtkı Tarancı Kimdir?

Cahit Sıtkı Tarancı, 4 Ekim 1910 yılında Diyarbakır’da doğan ve Türk Edebiyatı’na damgasını vuran bir şairimizdir. Kendisi, Diyarbakır’ın köklü ve zengin ailelerinden birinin çocuğudur. Babası, Diyarbakır’ın saygın ailelerinden biri olan Pirinçcizadelerden Bekir Sıtkı Bey’dir. Annesi ise Arife Hanım’dır. Aile, o yıllarda çıkan Soyadı Kanunu ile “çiftçi” anlamına gelen “Tarancı” soyadını almıştır. Cahit Sıtkı Tarancı sanat ile dolu geçirdiği 46 yılın ardından, geçirdiği zatülcenp hastalığına yenik düşmüş ve 13 Ekim 1956 yılında Avusturya’nın Viyana kentinde hayata gözlerini yummuştur. Sonrasında ise cenazesi Ankara’ ya defnedilmiştir.

Cahit Sıtkı Tarancı’nın Hayatı

Cahit Sıtkı Tarancı, Diyarbakır’ın zengin eşraflarının muhiti olan Suriçi Cami Kebir Mahallesinde tarihi bir evde doğmuş, çocukluk ile gençlik yıllarını orada geçirmiştir. İlköğrenimini Diyarbakır’da tamamlamıştır. Ortaöğretime başlayacağı yıl ise ailesi tarafından İstanbul’a gönderilen Cahit Sıtkı Tarancı, Kadıköy Fransız Saint Joseph Lisesine kaydolmuştur. Daha sonra Galatasaray Lisesine geçerek, öğrenim hayatına devam etmiştir. O yıllarda ana dili seviyesinde Fransızca öğrenmiştir.

Henüz o yaşlarda edebiyata ve şiire ilgi duymaya başlayan Cahit Sıtkı Tarancı, Galatasaray Lisesinin ünlü dergisi Akademi için şiir yazmaya başlamıştır. O dönemki şiirleriyle adından sıkça söz ettiren Tarancı, ilerleyen zamanlarda dönemin en ünlü edebiyat dergilerinden biri olan Servet-i Fünun’dan davet almıştır. Servet-i Fünun’da şiirleri yayınlanmaya başladıktan sonra Cahit Sıtkı Tarancı, Ziya Osman Saba ile tanışmıştır. Cahit Sıtkı Tarancı’nın dostu Ziya Osman Saba’ya yazdığı mektuplar, ölümünden sonra toplanıp bir kitap haline getirilmiştir.

Servet-i Fünun’da şiirleri yayınlanırken bir yandan da 1931 – 1935 yılları arasında İstanbul Mülkiye Mektebinde ve Yüksek Ticaret Okulunda öğrenimine devam etmiştir. O yıllarda “Ömrümde Sükut” adlı şiir kitabı yayınlanmıştır. Mezun olduktan sonra Sümerbankta memurluğa başlamıştır. O dönem Cahit Sıtkı Tarancı’nın Peyami Safa ile tanışması hayatında dönüm noktası olmuştur. Çünkü Peyami Safa, Cahit Sıtkı Tarancı’nın 3 yazısını birden Cumhuriyet Gazetesinde yayınlamış ve bu yazılar toplum tarafından çok büyük ilgi görmüştür. Daha sonra memuriyetinden dolayı Karabük’e tayini çıkan Tarancı, yazarlığı seçerek Sümerbanktan istifa etmiştir.

Cahit Sıtkı Tarancı’nın Paris Yılları

Cumhuriyet gazetesinde yazıları yayınlanırken, gazetenin sahipleri Doğan ve Nadir Nadi kardeşler, Tarancı’nın yurt dışında bir üniversitede okuması konusunda ısrarcı oldular. Bununla da yetinmeyen Nadi kardeşler, Tarancı’nın Paris’teki öğrenim hayatı boyunca iyi bir yaşam sürebilmesi için gerekli özveriyi gösterdiler ve Tarancı’nın yazılarını yayınlamaya devam ettiler. Böylece onu maaşından mahrum etmediler. Paris’e yerleşen Tarancı, Sciences Politiques Üniversitesine kaydoldu. O yıllarda Tarancı, Paris Radyosunda Türkçe yayınlar için spikerlik yapmıştır. Ancak 1940 yılına gelindiğinde İkinci Dünya Savaşı patlak verince Tarancı, üniversiteyi yarım bırakarak Türkiye’ye dönmek zorunda kalmıştır.

Cahit Sıtkı Tarancı’nın Memlekete Dönüş Yılları

Savaşın içinden memleketine dönen Cahit Sıtkı Tarancı gelir gelmez askere gitmiştir. Ege’de askerliğini yaparken, “Haydi Abbas” adlı şiiri yazmıştır. Vatani görevini tamamladıktan sonra ise tekrar İstanbul’a dönmüştür. İstanbul’da babasının ticarethanesinde çalışmaya başlayan Tarancı, burada babasıyla geçinemediği için, Ankara’ya gitmeye karar vermiştir. Ankara’da çeşitli yerlerde Fransızca tercümanı olarak çalışmıştır. Tercümanlık yaptığı yerlerden bazıları Anadolu Ajansı, Toprak Mahsulleri Ofisi ve Çalışma Bakanlığıdır. 1946 yılında “Otuz Beş Yaş” şiirini yazmış ve bu eseriyle CHP Şiir Ödülleri Yarışması’nda birinci olmuştur. 1951 yılında Cavidan Tınaz ile evlenmiştir. Yine o yıllarda yazdığı tüm şiirleri “Düşten Güzel” adlı şiir kitabında toplamıştır.

Cahit Sıtkı Tarancı’nın Ölümü

Geçirdiği bir kriz sebebiyle felç olan Cahit Sıtkı Tarancı, bakıma muhtaç hale gelmiştir. Tedavi için gerek İstanbul, gerekse Ankara’da birçok hastaneye götürülen fakat bir türlü iyileşemeyen Tarancı, daha sonra memleketi Diyarbakır’a getirildi. Bunun üzerine devlet tarafından tedavisi üstlenilen Tarancı Viyana’ya götürülmüştür. Fakat orada da iyileşemeyen Tarancı, şanssız bir şekilde zatülcenp hastalığına yakalanarak 13 Ekim 1956 yılında hayata gözlerini yummuştur. Cenazesi Ankara’ya defnedilmiştir.

Cahit Sıtkı Tarancı’nın Eserleri

O dönemin şairler arasında çok sıkı bir tartışma konusu vardı: “sanat, sanat için mi yapılır; yoksa toplum için mi yapılır?” Cahit Sıtkı Tarancı bu tartışmada “sanat, sanat için yapılır” safında yer almıştır. Kafiyeli ve vezinli şiirler yazmıştır. Ölçü veya serbest şiir konusunda bir kısıtlamaya girmemiştir. Şiirlerini oldukça yalın bir üslupta yazmıştır. Şiirlerinde biçimsel bazı semboller kullansa da gerçeklikten uzak bir dili asla tercih etmemiştir. Şiirlerinde Fransız şairlerden esinlendiği öne sürülmüştür. Baudelaire ve Verlaine, Cahit Sıtkı Tarancı’nın etkilendiği şairler arasındadır. Şiirlerinde konu olarak en çok ölümü ele alan Tarancı, sürekli karamsar konular işlemiştir. Örneğin; biten aşklar, kaybolan sevgiler, yalnızlıklar, zorlu geçen çocukluk yılları…

Cahit Sıtkı Tarancı’nın yaşamı boyunca yazığı şiirler sırasıyla; 1933 yılı “Ömrümde Sükut”, 1946 yılı “Otuz Beş Yaş”, 1953 yılı “Düşten Güzel” ve 1957 yılı “Sonrası” adlı şiir kitaplarında toplanmıştır. Lise yıllarında tanıştığı ve uzun yıllar dostluğunu sürdürdüğü Ziya Osman Saba’ya yaşamı boyunca yazdığı mektuplar, 1957 yılında Cahit Sıtkı Tarancı’nın ölümünden sonra “Ziya’ya Mektuplar” adlı eserde toplanmıştır. Ayrıca ölümünden sonra, “Gün Eksilmesin Penceremden” adlı hikâye kitabı derlenmiştir.

Bilinen en ünlü şiirleri arasında; Otuz Beş Yaş, Memleket İsterim, Abbas, Aşkımız, Ben Aşk Adamıyım, Biz Nerdeyiz Sevgilim, Değişik, Fani Dünya, Gece Şarkısı, Gün Eksilmesin Penceremden, Her Günkü Şarkım, Madem ki Vakit Akşam ve Yalnızlık Macerası gibi şiirler yer almaktadır.

Yorumlar


3 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir