İshak Paşa Sarayı Hakkında Bilgiler; Nerededir, Mimarisi ve Tarihçesi

Osmanlı Devletinin sayısız saraylarından biri olan İshak Paşa Sarayı, zamana karşı yıkılmamış ve günümüze kadar ayakta kalmayı başarmıştır. Osmanlının en ünlü yapıtlarından biri olan bu muhteşem sarayın tarihçesi ve mimarisi hakkında tüm bilgiler yazımızda yer almaktadır. İshak Paşa Sarayı hakkında kısaca bilgi edinmek istiyorsanız doğru adrestesiniz.

İshak Paşa Sarayı Topkapı Sarayı’ndan sonra, Osmanlı mimarisinin en seçkin ve en ünlü eserlerinden biridir.

Saraydan çok bir külliye olan bu yapı Osmanlı İmparatorluğu’nun Lale Devri’ndeki son büyük anıtıdır. Yapımı yaklaşık 100 yıl süren bu eser Osmanlı İmparatorluğu’nun olduğu kadar, sanat tarihi açısından da çok değerli bir eser olarak görülmektedir.

Osmanlı, Selçuklu ve Fars mimari üsluplarından esintiler içeren İshak Paşa Sarayı’nın en önemli özelliği dünyanın ilk kalorifer tesisatı döşenen saray olmasıdır. O günün imkanları düşünüldüğünde sarayın ne kadar büyük emek ve işçilikle yapıldığı görülmektedir. İshak Paşa Sarayı hakkında birçok da efsane bulunmaktadır. Anlatılanlara göre saraydaki zindanlar içeri girildiğinde bir ışık oyunu saçıyor. Suçlunun işlediği suçun oranına göre, çok ışıklı veya az ışıklı bir zindanda cezasını çekiyormuş. Bir diğer rivayet ise, sarayın etrafındaki dağlarda yaşayan köylülerin sağdıkları sütün, muazzam bir yer altı tesisatı ile saraya ulaşması ve çeşmelerden süt aktığıdır.

İshak Paşa Sarayı Nerededir?

İshak Paşa Sarayı Nerededirİshak Paşa Sarayı Ağrı ilimizin Doğubeyazıt ilçesinin, 5 km doğusunda yer alan bir dağın yamacına kurulmuştur. 1685 yılında Doğubeyazıt Sancak Beyi Çolak Abdi Paşa tarafından başlanan yapımı, 1784 yılında Çıldır valisi İshak Paşa tarafından tamamlanmıştır. İshak Paşa Çolak Abdi Paşa’nın oğludur.

İshak Paşa Sarayı’nın Mimarisi

İshak Paşa Sarayı’nın MimarisiOsmanlı Devleti’nin en önemli yapılarından biri olan İshak Paşa Sarayı, Osmanlı, Selçuklu ve Fars mimarilerinin esintilerini taşımaktadır. Bunun sebebi ise 99 yıl gibi uzun bir sürede tamamlanan yapımının, farklı dönemlere ve kültürlere denk gelmesidir. Birçok özelliği Edirne ve Topkapı Saraylarına benzemektedir. Sarayın üç tarafının duvarlarla çevrili olması ve sadece doğu cephesinden girişin bulunması da İbrahim Paşa Sarayı ile benzerlik göstermektedir.

7600 metre karelik bir alanı kaplayan saray iki avludan oluşmaktadır. Birinci avluda taçkapı, muhafız koğuşları, çeşme, nöbetçi odaları, at-araba koymak için yerler, zindan, misafirlerin ağırlanacağı odalar yer alırken; ikinci avluda hizmetli odaları, taçkapı, selamlık, camii, cemaat yeri, minare ve Çolak Abdi Paşa Türbesi gibi yapılar bulunmaktadır. Sarayda bulunan camilerin Osmanlının kubbe formundan farklı olarak kırık korniş hatlı yıldız şeklinde olduğu görülmektedir.

Sarayın içerisinde beş adet taçkapı bulunmaktadır. Birinci avluda bulunan taçkapı sarayın ana giriş kapısıdır. Doğu cephesinde yer alır ve sarayın en önemli kısmıdır. Düzgün kesme bir taştan yapılan bu taçkapının eni 10,6 metre, boyu 11,8 metredir. İç içe iki sivri kemer şeklinde olan taçkapı Anadolu Selçuklu mimarisinin esintilerini taşımaktadır. Taçkapının hemen solunda saraya giriş çıkışı kontrol eden nöbetçilerin odaları yer alırken; sağ tarafında duvara bitişik olarak inşa edilmiş bir çeşme bulunmaktadır. Birinci avlunun kuzeyinde sarayın korunması ve güvenliğinden sorumlu muhafız koğuşları, bunun hemen altında da zindanlar bulunmaktadır. Avlunun doğu-batı kısmında ise at, araba ve koşum yerleri bulunmaktadır. Saray için oldukça önemli bir yere sahip olan ahır kısmı avlunun büyük bir alanını kapsamaktadır.

Sarayın ikinci avlusuna geçiş için ikinci bir taçkapı yapılmıştır. Taçkapının kuzey ve güneyinde iki katlı olarak yapılmış hizmetli odaları yer almaktadır. Yine avlunun kuzey tarafında sarayın en önemli kısımlarından biri olan selamlık yer almaktadır. Selamlık önemli kişilerin ağırlandığı, devlet meselelerinin görüşüldüğü, yabancı elçilerin kabul edildiği yerdir.

Selamlıktan sonra yedi basamaklı bir merdivenle üzeri örtülü koridora ulaşılır. Koridorun sağından divan salonuna, solundan ise camiye geçiş sağlanmaktadır. İkinci avluda yer alan önemli yapılardan biri de Çolak Abdi Paşa Türbesi’dir. Çolak Abdi Paşa ve eşi Habibe Hanım’ın yattığı bu türbe oldukça zarif bir işçilikle yapılmış, iki katlı sekizgen bir yapıdan oluşmaktadır. Üzeri zikzaklı, pramidal bir külahla kapatılmıştır. Avlunun batı duvarında bulunan diğer bir taçkapıdan da harem bölümüne geçilmektedir. Harem taçkapısı diğer taçkapılardan hem süsleme hem inşası bakımından oldukça farklıdır. Haremin en önemli ve gösterişli kısmı olan salon, sarayda yaşayanların vakit geçirdiği, eğlencelerin ve aile toplantılarının yapıldığı yerdir. Hepsi aynı biçimde olan harem odaları 20 metre karedir. Dikdörtgen şeklinde olan bu odaların hepsinde koridora açılan birer tane kapı bulunmaktadır.

İshak Paşa Sarayı’nın Tarihçesi

İshak Paşa Sarayı’nın Tarihçesi99 yıl gibi uzun bir sürede tamamlanan İshak Paşa Sarayı 1. Dünya Savaşı’nda Rus askerleri tarafından kışla olarak kullanılmıştır. Doğu Anadolu’nun en uç noktasında bulunan saray zamana karşı direnerek birçok tarihçinin ve araştırmacının ilgisini çekmeyi başarmıştır. Hakkında birçok yazı yazılmıştır.

Sarayın inşası Çolak Abdi Paşa’nın Doğubeyazıt sancakbeyliği yaptığı dönemde başlamıştır. Daha sonra sancakbeyliği görevlerini üstlenen Abdulfettah Efendi, Mahmut Paşa ve İshak Paşa dönemlerinde de yapımı süren saray yüz yıla yakın bir sürede tamamlanmıştır. Bu muhteşem saray teknolojinin olmadığı o dönemde hayvan ve insan gücüyle çevre köylerden beyaz taşlar, Ağrı Dağı’ndan ise siyah taşlar getirilerek, büyük emeklerle yapılmıştır. Kesme taşlardan yapılan sarayın duvarları ayet ve beyitlerle süslüdür. Bunlardan biri de; “ İshak meram üzere kerem kıldı cihanı, bin yüz doksan dokuz buna oldu tarih” beyitidir. Bu beyitten sarayın bitiş tarihinin 1784, hicri 1199 yılı olduğu anlaşılmaktadır.

Okur Yorumları


2 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir