paylaşım

Mevlana Celaleddin-i Rumi Kimdir? Hayatı ve Eserleri

Türk - İslam medeniyetinin en önemli isimlerinden biri olan Mevlana, insanları hoşgörüye ve kardeşliğe çağıran ünlü bir tasavvuf alimidir. Mektubat, Fihimafih, Divanı Kebir ve Mesnevi gibi eserleriyle insanlara güzelliği anlatmıştır. Özellikle Mesnevi Dünya'nın birçok yerinde okutulmuş ve en çok çevirisi yapılan eserlerden biri olmuştur. Onun hakkında bilmediğiniz birçok şeyi bu yazımızda bulabilirsiniz.

REKLAM
REKLAM

Mevlana bir sevgi ve hoşgörü elçisidir. Hayatı, kişiliği, eserleri, felsefesi binlerce kişiye konu olmuş, binlerce kitap yazılmıştır. Türk-İslam medeniyetinin yetiştirdiği en önemli şahsiyetlerden biri olan Mevlana, dünyanın her yerinde eserleri okunan, derin bir sufi, büyük bir şair ve tasavvuf ehli bir alimdir.

Şems-i Tebrizi ile buluşması ve birbirlerine olan bağlılıkları birçok kimse tarafından eleştirilere neden olup farklı şekillerde yorumlanmıştır.

Ancak yaptığı tüm davranışların, söylediği her sözün onun yolunda olduğuna inanan kesim küçümsenmeyecek kadar fazladır. Yazdığı en büyük eser olan Mesnevi sayısız dile çevrilerek dünyanın her yerinde okunmuş ve insanların beğenisini kazanmıştır. “Gel gel yine gel, ne olursan ol yine gel. Yüz kere eğer tövbeni kırsan yine gel” dizeleriyle, insanları dil, din, ırk, mezhep ayrımı gözetmeden, kardeş olmaya, barışa ve hoşgörüye çağıran din bilginidir. 13. yüzyılda yaşamış olmasına rağmen eserleri ve düşünceleri çağları aşan Mevlana merhameti ve karşılıksız olan insan sevgisiyle sadece İslam alemini değil, diğer dinlerdeki insanları da kendine hayran bırakmıştır.

Mevlana Celaleddin-i Rumi Kimdir?

Mevlana Celaleddin-i Rumi Kimdir?Mevlana 30 Eylül 1207 tarihinde bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan, Horasan’ın Belh yöresindeki Vahş kasabasında doğmuştur. Babası Hüseyin Hatibi oğlu Muhammed Bahaeddin Veled, annesi Belh emiri Rükneddin’in kızı Mümine Hatun’dur. Babası “Sultan-ül Ulema” yani Alimlerin Sultanı unvanı ile tanınmıştır. Babaannesi ise Harezmşahlar hanedanından Türk prensesi Melike-i Cihan Emetullah Sultan’dır.

Mevla-na, efendi-miz demektir. Asıl ismi Muhammed, lakabı ise Celaleddin’dir. Şeyh Sadreddin Konevi’nin 1274 yılında, bir gün sohbetleri esnasında Mevlana diye hitap etmesi üzerine bu unvanla anılmaya başlanmıştır.

Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin Hayatı

Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin HayatıMevlana çocukluğunun ilk yıllarını Belh şehrinde geçirdi. Babası Belh şehrinin ileri gelenlerinden biriydi. Sultanla arasında geçen inanç ve fikir ayrılıkları yüzünden Belh şehrinde birçok akrabası bulunmasına rağmen buradan göç etmek zorunda kaldı (1212). Ailesiyle birlikte Nişabur’a yerleştiler. Mevlana bu esnada tanınmış mutasavvıf Feridüddin Attar’ın dikkatini çekip, beğenisini kazanmıştır.

Nişabur’dan ayrılan Bahaeddin Veled Bağdat, Şam, Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri ve Niğde yoluyla Karaman’a (Larende) geldi (1221). Ailesiyle birlikte geçirdiği bu yolculuk esnasında Kabe’yi de ziyaret edip hac vazifesini gerçekleştirdi. BaheaeddinVeled’e ilgi ve sevgi öylesine büyüktü ki, geçtiği her şehirde Sultanlar onu ağırlamak için araya hatırı sayılır elçiler ve kişileri sokuyorlardı. Fakat alçak gönüllü olan Veled medreselerde konaklamayı tercih ediyordu.

Mevlana ve ailesi Karaman’da 7 yıl kaldılar. 1225 yılında babasının müridlerinden biri olan Şerefeddin Lala’nın kızı Gevher Hatun ile evlendi. Bu evlilikten Sultan Veled ve Alaeddin Çelebi adında 2 oğulları oldu. Bu tarihlerde Selçuklu devleti en parlak dönemlerinden birini yaşıyordu. Devletin hükümdarı Alaeddin Keykubad Mevlana’nın babasını başkent Konya’ya çağırdı ve buraya yerleşmesini istedi. Sultan’ın davetini kabul eden Bahaeddin Veled ailesiyle birlikte Konya’ya geldi (1228). Büyük bir tören ve ihtişamla karşılandılar. Aileye ikamet etmeleri için İplikçi Medresesi tahsis edildi.

Bahaeddin Veled yani Sultan-ül Ulema 1231 yılında vefat etti, Selçuklu Sarayı’nda gül bahçesi adı verilen yere defnedildi. Bunun üzerine müridleri tek varisi olan Mevlana’nın etrafında toplanmaya başladılar. Büyük bir ilim ve din eğitimi görmüş olan Mevlana medresede vaazlar veriyor, insanlar onu dinlemek için medreseyi dolduruyorlardı. Bir yıl kadar bu şekilde ders ve vaaz veren Mevlana dergahın tüm yükünü omuzlamıştı. İçinde büyük bir boşluk hisseden Mevlana’nın yardımına babasının önde gelen müridlerindenbiri olan Seyyid Burhaneddin Muhakkik yetişti. Burhaneddin önce Mevlana’yı o dönemde geçerli olan islamsınavlarından birkaçına soktu. Gösterdiği büyük başarılar üzerine Mevlana’ya “ Bilgide eşin yok, gerçekten seçkin bir ersin. Ne var ki baban hal ehli idi, sen söz (kal) ehlisin. Sözü bırak onun gibi hal sahibi ol. Buna çalış ancak o zaman onun gerçek varisi olursun, ancak o zaman güneş gibi alemi aydınlatabilirsin.” dedi. Bunun üzerine Mevlana Burhaneddin’e 9 yıl müridlik etti. Şam ve Halep medreselerinde öğrenimini tamamladı.

1244 yılında Konya’ya Şems-i Tebrizi (Şemseddin Muhammed Tebrizi) adında biri geldi. Yaygın inanca göre Şems Konya’da aradığını bulacaktı, İplikçi Medresesi’ne gitti. Burada Mevlana’yla karşılaştı, ona bazı sorular sordu. Sorular neticesinde “Allah Allah ” diyerek haykırdı, Mevlana’yı kucakladı, aradığı oydu. Bazı kaynaklarda bu buluşmanın gerçekleştiği yer Merec-el Bahreyn (iki denizin buluştuğu nokta) diye geçmektedir. Bunun üzerine Şems ve Mevlana medresede bir odaya kapanıp halvet oldular. Halvet iki kişilik kesin bir yalnızlık demektir. Bu süre bazı kaynaklarda 40 gün, bazılarında 6 ay olarak geçmektedir. Şems’in gelişiyle birlikte Mevlana’nın hayatında çok büyük değişiklikler oldu. Kendini tamamen Şems’in sohbetlerine verdi, onu dinliyor, onda kendini kaybediyordu. Hakk’ı anlamak için birbirlerine ayna tutuyorlar, günlerce süren halvetlere giriyorlardı. Mevlana’nın bu davranışları halkın Şems’e tepki göstermesine sebep oldu. Çünkü artık medresede ders ve vaaz vermiyor, müridleri ile ilgilenmiyordu. Bir süre sonra dedikodular çığrındançıkmaya başlayınca Şems 1245 yılında, kimseye haber vermeden ortadan kayboldu.

Şems’in gidişine çok üzülen Mevlana yemeden içmeden kesildi, gazeller yazıp söylüyor, yüreğindeki ayrılık acısını anlatıyordu. Şems’in Şam’da olduğunu öğrenen Mevlana’nın oğlu Sultan Veled, gidip onu tekrar Konya’ya getirdi. Mevlana adeta bayram sevinci yaşadı. Ancak bu mutluluğu çok uzun sürmedi. Kendini tekrar gösteren dedikodular, söylentiler ve huzursuzluk üzerine Şems bu kez tamamen ortadan kayboldu. (1247)

Şems’in bu gidişinden sonra Mevlana büsbütün acılar çekmeye başladı. Gece gündüz sema ediyor, gazeller okuyor, ağlayışı ve yakarışları herkesi üzüyordu.

Mevlana Şems’te mutlak kemalin varlığını görmüştü. Mevlana’yı dolu ve yanmaya hazır bir lamba gibi nitelendiren ilim insanları, Şems’i bir kibrite benzetmişlerdir. Asıl yanan ve nur saçan Mevlana idi, Şems sadece kibriti çaktı. Şems’in yokluğunda inzivaya çekilen Mevlana 1273 yılında, 66 yaşında hayatını kaybetti.

Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin Eserleri

Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin Eserleri

  • Mesnevi
  • Büyük Divan (Divan-i Kebir)
  • FihiMa-fih (Ne Varsa İçindedir)
  • Mecalis-i Seba (Mevlana’nın 7 Vaazı)
  • Mektubat (Mektuplar)

Eserlerinin orijinal dili Farsçadır. Mevlana’nın bilinen en ünlü eseri 1278 yılında tamamladığı Mesnevi’dir. Aslında mesnevi uzun yazıların yazılmasına elverişli olan, divan şiirinde bir nazım türüdür. Ancak Mevlana 6 ciltten oluşan bu eserine Mesnevi adını vermiştir. En eski Mesnevi nüshasına göre beyit sayısı 25618’dir. Rivayete göre Mevlana’nın Mesnevi beyitlerini, sema ederken, yürürken, otururken, gezerken söylediği, Hüsamettin Çelebi’nin ise sürekli yazdığı belirtilmektedir. Mevlana’nın “Birlik Dükkanı” olarak nitelendirdiği bu eserinde İran, Hint, Yunan, Roma mitolojisi; erenlerin kıssaları, aşıkların masalları, halk öyküleri, Allah aşkı, peygamberlerin mucizeleri ve melekler gibi sayısız birçok konudan bahsedilmiştir. Eserde akla gelebilecek hemen hemen her konu anlatılmış, ayet ve hadislerle de desteklenmiştir. Birçok yabancı dile çevrilmiştir.

Mevlana ve Mesnevi İçin Yapılmış Bazı Yorumlar

Mevlana ve Mesnevi İçin Yapılmış Bazı Yorumlar“ İnsanoğlunun yetiştirdiği en büyük tasavvuf şairinin Mevlana olduğu münakaşa edilmez bir hakikattir.” A. J. Arberr

“ Mevlana sadece büyük bir şair, eşsiz bir mutasavvıf değildir. Bu aynı zamanda insan tabiatının derinlerine inmiş, insanın iç yüzünü keşfetmiştir.”

Yorumlar


6 yorum
  1. Oldukça güzel bir anlatım. Bu dünyada Mevlana gibi insanların yaşadığını bilmek insanı mutlu ediyor.

  2. MEVLANA BÜTÜN DERTLERE DEVA OLABILEN çok büyük bir ALLAH dostu lütfen çocukları sevdiklerimizi götürüp kabrini ziyaret edelim feyzinden yararlanalim.sıkıntılarımız varsa onu vesile ederek ALLAH , tan yardım isteyelim inanın yüzünüz gülecek.

  3. gerçekten cook güzel bi anlatım olmuş ama bizler n kadar tarihimizi bilmeyen birmilletizki gençlerimize böyle allah dostlarını anlatacağımıza onlara kotu seyler anlatıp kotuseyler öğretiyoruz bunu anlamakta cook zor değil etrafımıza baktımız da enbasıtı bugun muslumanız dıyoruz ama bugun alah için n yaptık demiyoruz once kendimizden başlamalıyız düzeltmeye allah yolun da alah dostlarının arkasın dan gitmeliz bence küçükten çocuklarımıza islamı aşılamalıyız

  4. Dün Konyadaydık Mevlana hazretlerini ziyaret ettik çok duygulandık herkes gidip ziyaret etsin dua etsin okusun Rabbim bize nasip etti çok şükür😌

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir