Dinimizin gerekli gördüğü şekilde yaşamak ve davranmak için Allah (cc) Kuran-ı Kerim’i indirmiştir. Tüm ibadet ve amellerimiz Kuran – ı Kerim’e göre olmalıdır. Ancak bazen dinimizle ilgili herhangi bir sorunun cevabını Kuran’da bile bulamayız ya da yorumlayamayız. İşte bu noktada hadis ve sünnetlere başvururuz.

Ayet, hadis ve sünnetlerin farklı kesimlerce yorumlanmasıyla ortaya çıkan görüş ayrılıkları ise mezhepleri oluşturmuştur.

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki mezhepler asla bir dinmiş gibi görülmemeli, gösterilmemelidir. Mezhep kurucuları ise din koruyucuları veya tebliğcisi değildir. Mezhepler için “İslam dininin anlaşılma, yorumlanma hatta bir çeşit düşünce ekolleridir.” İfadesi kullanılmıştır. Esas olarak din Allah’a net bir şekilde inanmayı ve tapmayı gerektirir. Ancak bu inanç ve ibadetin de bir sistemi, kuralları olmalıdır. Az önce de belirttiğimiz gibi Kuran – ı Kerim’de dinimizle ilgili bilmemiz gereken her şey yazılmıştır. Ancak normal vasıflarda bir Müslüman burada yazan her ayeti anlayıp yorumlayamayabilir. Mezheplerin çıkış noktası olan burada ise müctehidlik sıfatına erişmiş kişiler bu görevi üstlenmişlerdir.

Mezhep Nedir?

Mezhep Nedir?Mezhebin kelime anlamı izlemek, gidilen yol, benimsenen görüş demektir. Dini anlamda ise müctehid bir islam aliminin kapalı veya kesin olmayan ayet ve hadisleri İslam’a ters düşmeyecek şekilde yorumlaması ve çözüm getirmesi demektir. Başka bir ifadeyle, bir dinin farklı görüş ayrılıkları sebebiyle ortaya çıkan kollarından her biridir. Müctehid ise bir konu hakkında tüm delilleri inceleyerek hüküm çıkartan din adamlarına denir.

Birçok dinde mezhepler vardır. İslam dininde ise mezhepler Fıkhi ve İtikadi olmak üzere 2 ana gruba ayrılır;

Fıkhi Mezhepler

İslam dininde ibadet, evlilik, boşanma, ticaret , miras ve amel gibi konularda ortaya çıkan görüşlerin sistemlemiş olduğu mezheplerdir.

Hanefi Mezhebi:

İslam dininin sünni fıkıh mezheplerindendir. Kurucusu İmam-ı Azam diye de bilinen Ebu Hanife’dir. Hanefi mezhebi ilk olarak Irak’ta doğmuş, oradan batıya yayılmıştır. Abbasiler döneminde başlıca fıkıh mezhebi olmuştur. Abbasilerden sonra Hanefi mezhebinde bir gerileme olmuş ancak Osmanlı Devleti’nin kurulmasıyla birlikte yeniden canlanmaya başlamıştır. Günümüzde Türkiye, Afganistan, Pakistan, Mısır, Suriye, Ürdün, Hindistan, Bulgaristan, Yunanistan, Bosna Hersek ve Romanya Müslümanları genel olarak hanefidir.
Hanefilik mezhebinde herhangi bir meselenin çözümü için önce Kuran ayetlerine bakılır. Ayette konuyla ilgili bir çözüm varsa o yola başvurulur. Eğer Kuran’da çözüm bulunamazsa bu kez sünnete başvurulur. Peygamber Efendimizin davranışlarına sünnet denir.

Maliki Mezhebi:

Kurucusu İmam Malik bin Enes Hazretleridir. İhtiyacı olan ilmin Medine’de olduğuna inanan İmam Malik hayatı boyunca bu kutsal Peygamber şehrinden ayrılmamıştır. Maliki mezhebi ilk olarak Hicaz halkı tarafından benimsenmiş, daha sonra hacca gidenler vasıtasıyla yayılmaya başlamıştır. Tamamen Hz. Muhammed (S.A.V)’in doğrultusunda ilerleyen ve bu yolda fetva veren İmam Malik, maliki mezhebinin oluşmasını sağlamıştır.

Şafiî Mezhebi:

Kurucusu İmam-ı Şafiî Hazretleridir. Şafiî mezhebi ilk olarak Mısır’da doğmuş, daha sonra Irak, Suriye, Yemen ve Horasan’a yayılmıştır. Günümüzde Mısır, Suriye ve Irak’taki Müslümanların büyük kısmı şafiî mezhebindedir. İmam-ı Şafiî şer’i delillerden yola çıkarak hükümler vermiştir. Bu mezhebin getirdiği kurallara uyan kişilere ise şafiî denir.

Hanbeli Mezhebi:

Hanbeli mezhebinin kurucusu Ahmet bin Hanbel Hazretleridir. Kuran ve hadislerin önde geldiği fıkhi mezheplerdendir. Eğer bir konuda Kuran ve sünnette kesin bir bilgi yoksa, buna en yakın olan yola başvurulur. Günümüzde Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan’da hanbeli mezhebine mensup Müslümanlar bulunmaktadır.

İtikadi Mezhepler

İtikad kelime anlamı olarak aksine ihtimal vermeyecek şekilde bir şeyi kabullenmek, gönülden bağlanmak demektir. İtikadi mezhepler ise iman ve inançla ilgili konuların sistemleştiği mezheplerdir.

Ehl-i Sünnet Mezhebi:

Hz. Muhammed (S.A.V) ‘in yolundan giden ve o yoldan hiç sapmayanların mezhebidir. Kaynağı Kuran-ı Kerim ve sünnetlerdir. Ehl-i sünnet mezhebindekiler Kuran’da veya sünnette ne buyurulmuşsa ona inanır ve onu uygularlar. Ehl-i sünnet mezhebinin iki alt kolu vardır.

  • Mâtüridiyye Mezhebi: Kurucusu Semerkand köylerinden Mâtürid’de doğmuş olan Ebu Mansur Muhammed’dir. Genellikle hanefiler mâtüridi mezhebindedirler.
  • Eş’ariyye Mezhebi: Kurucusu Ebu’l Hasan Eş’âri Hazretleridir. Mâliki ve şafiîler genellikle eş’ariyye mezhebindedirler. Eş’ariyye ve mâtüridi mezhepleri arasında genel olarak büyük farklar yoktur. İkisi de peygamber efendimizin sünnetlerine uygundur.
Ehl-i Bid’a Mezhebi:

Hz. Muhammed (S.A.V)’in getirdiği emirleri ve Kuran-ı Kerim’in hükümlerini kendilerine göre yorumlayıp uygulayan kimselerdir. Yani bid’ata giren, sünnet yolundan sapan kişilerdir. Bid’at dinin esaslarına ters düşen her türlü davranış, söz ve düşünce demektir. Peygamber efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuşlardır;
“Sözlerin en hayırlısı Allah’ın Kitabı, yolların en hayırlısı da Muhammed’in yoludur. İşlerin en kötüsü sonradan çıkarılanlardır. Ve her sonradan uydurulan şey (bid’at) de delalettir, sapıklıktır.”

Ehl-i bid’a mezhebinin kendi arasında birçok kolu vardır.

  • Cebriye: Kurucusu insanda cüzi irade olmadığından seçme şansının verilmediğini savunur.
  • Mu’tezile: Aklın vahiyden daha üstün olduğunu savunanların mezhebidir.
  • Mürcie: İstedikleri kadar günah işleseler bile “La İlahe İllallah Muhammeden Resulullah” dedikleri an cennete gideceklerine inananların mezhebidir.
  • Haricîlik: Yalnızca ve mutlak suretle Kuran-ı Kerim’den hüküm çıkarmaktır.
  • Şîa: Kuran-ı Kerim’in bazı ayetlerinde eksik olduğunu iddia eden ve dört büyük halifeden Hz. Ali dışındakileri sevmeyenlerdir.
  • Vehhâbîlik: İngilizlerin ümmeti bölüp, dağıtmak için ortaya çıkardığı bir harekettir.
Ehl-i Delalet Mezhebi:

Allah’a, peygambere ve ahirete iman konusunda sapkınlığa düşmüş kişilerin mezhebidir. Delalet veya delal doğru yoldan sapma, sapkınlık demektir. Ehl-i Delalet ise Allah’a, peygambere ve ahirete iman konusunda sapkınlığa düşmüş kişilerin mezhebidir. Durzilik ve Bahailik bunlara örnektir. Bahailer kurucularının ilah olduğunu savunur, namazlarını onun öldüğü evin yönüne doğru kılarlar. Hz. Muhammed (S.A.V) dinde her yeni gelen bilginin bid’at, her bid’atın da delalet olduğunu söylemiştir.

Mezhepler Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

Mezhepler Nasıl Ortaya Çıkmıştır?Hz. Muhammed (S.A.V) hayattayken sahabeleri etrafında toplanır, merak ettikleri, akıllarına takılan her soruyu sorarlardı. Peygamber efendimiz de Kuran-ı Kerim’in nasıl yorumlanacağını ve ayetlerin iniş sebeplerini tek tek bildiği için en doğru şekilde yorumluyordu. Ancak peygamberimizin ölümünden sonra sahabelerinin bir kısmı Mekke ve Medine dışına çıkmışlardır. Gittikleri bu yerlerde halk dini konularla ilgili sorunları onlara soruyor, onları adeta bir müftü, muallim gibi görüyorlardı. Fakat her yerin kendine özgü örf ve adetleri olduğundan bazı meseleler de buna uygun olarak çözülüyordu. Farklı yerlere dağılan sahabelerin bu uygulaması ile zamanla farklı görüşler içeren mezhepler doğmuştur.

Bugüne kadar hemen her Müslümanın sorduğu ve merak ettiği sorulardan biri mezheplere gerek olup olmadığıdır. Kuran’a inanan herkes merak ettiği bir konuyu açıp okuyabildiğini ve çözümü bulabildiğini düşünür. Ancak durum böyle değildir. Sıradan birinin dini meseleleri Kuran ve sünnetlerden, doğrudan doğruya öğrenmesi mümkün değildir. Bunu ancak müctehidlik sıfatına erişmiş, büyük İslam alimleri yapabilir.

25 YORUMLAR

  1. Yukarıdaki makalede aklıma takılanlar,
    Hanefi mezhebinin yaygın olduğu ülkeler sıralanmış fakat;
    İran , Afrika , Hindistan , Endonezya , Malezya müslümanlarının hangi mezhepten oldukları belirtilmemiş
    -Eksik Bilgi-

    Birde,

    “Sıradan birinin dini meseleleri Kuran ve sünnetlerden, doğrudan doğruya öğrenmesi mümkün değildir. Bunu ancak müctehidlik sıfatına erişmiş, büyük İslam alimleri yapabilir.”
    denilmiş.

    Söylediklerine inanacağım Bir adamın , gerçekten müctehitlik sıfatına erişmiş olup olmadığını nereden bileceğim? O kişiye müctehitlik sıfatını kim verecek ?

    Bazı din adamları da “kuran her müslümanın kolayca anlayacağı şekilde yazılmıştır” diyor.
    Kime inanacağız?

    • Öncelikle yorumunuz ve sorularınız için teşekkür eder, sunduğumuz bilgilerin detaylı araştırmaların sonucu olduğunu bilmenizi isterim.

      İlk sorunuzda ülkelere göre mezheplerin dağılışını sormuşsunuz. Mezhepler yazılı bir kanuna, kurala bağlı değildir, din gibi kimliğimizde yazan kavramlar da değil. Mezheplerin getirdiği kurallar ve yürüttükleri yol hakkında sadece genel açıklamalar bulunmaktadır. Bu yüzden ülke ülke, şehir şehir bunun ayrımını yapmak mümkün değildir. Yani halk arasında söylendiği gibi Hanefiler şöyle namaz kılar, şafiîler bazı hayvanları yemez gibi ifadelerin hiçbiri resmi ve yazılı kaynaklarda bulunmamaktadır. Varsa da doğruluğuna emin olmadığımız şeyler olduğundan biz yazımıza almadık.

      Müctehidlikle ilgili sorunuza gelince, müctehidlik öyle kolay erişilebilecek bir sıfat değil. Zamanında bu mertebeye ulaşan alimler, yorumlarını yapmışlar, sayısız istişareden sonra şu an bizim okuduğumuz din kitaplarında bu bilgiler paylaşılmıştır. Bir din adamının müctehid olabilmesi için Arapçanın tüm kaidelerini bilmesi, Kuran’ın her ayetine vakıf olması, kıyaslamayı, adaleti, örf ve adetlerin tamamını bilmesi, deha derecesinde bir zeka ve yeteneğe sahip olması gerekmektedir. Evet Kuran’ı her Müslüman okuyup anlayabilir fakat öyle ayetler vardır ki işin içinden çıkılmaz. İşte burada müctehidler yardıma koşmuştur.

  2. Merhaba Hatice hanım,
    Mezhepler ile ilgili Kuran’ı Kerim’de veya hadislerde geçen birşey var mı? Namaz kılarken İlla bir mezhebe uymamız gerekiyor mu? Hem hadislerde hem de Kuran’ı Kerim’de anlatıldığı gibi kılsak ne olur?
    Cevaplarınız için şimdiden teşekkürler.

    • Merhabalar Ahmet Bey, kesinlikle namazınızı ve tüm ibadetlerinizi Kuran-ı Kerim’de yazıldığı gibi yapabilirsiniz. Mezhepler Peygamber Efendimizin (SAV) vefatından sonra, ashabının İslam’ı yaymak adına yaptığı uğraşlar neticesinde, her yörede farklı şekilde oluşmuştur. Mezhepler hakkında yazılı bir kaynak veya ayet yok, bu nedenle aklınıza takılan her sorunun cevabını Kuran-ı Kerim’den bulmanız en doğrusu olacaktır.

  3. Mezhepler peygamber sas vefatindan sonra meydana gelmistir peygamber efendimizin vefatindan sonra kuran sunnet ve icma ile ilgilenen islam alimleri misir bagdat iran vs gibi yerlere avdet etmisler ve bunlardan ehil olanlar ebu hanife abu safii el maliki ve ebu hambeli gibi alimler gittikleri yerde peygamber efendimizin sunnetini ve kuran ahkamini. Kendi ictihatlarini da kulllanarak fetvalar vermisler ve burdan islama aykiri olmayan hak mezhepler zurur etmis hepsi de hakdir

  4. Ne mezhebinden bahsediyorsunuz siz ya yaratan Tektir kitabımız kurandir ben inanmam öyle o mezhep bu mezhep herkez kafasına göre işine geldiği gibi yorumlamis mezhep olmuş bunun neresi islamiyet ben kurana inanır allaha inanırım gerisi fasa fiso en önemlisi allah kur an ve insanın icidir gerisi boş. insanın kız evladına şehvet duyabilirmis böyle mezhep olurmu ya allah gostermesin ne günlere ne biçim din adamlarına kaldık

  5. ”Kuran’da az bilgi var o yuzden mezhepler var” demek Allah korusun Müslümana yakışmayan bir üslup olur. Allah’in sözü olan Kuran, her zaman yeterlidir.

    Yüce Allah Kuran’da bize Kendisini tanıtır. Tüm kainatı yoktan var etmiştir. Tüm eksikliklerden münezzeh, gizlinin gizlisini gören, işiten, her şeyden haberdar olandır. (Haşa) Allah’ı tenzih ederim, gonderdiği kitabın eksik bir kitap olması mümkün değildir.

    Allah Enbiya Suresi 10’da, diyor ki; “Andolsun, size (bütün durumlarınızı kapsayan) zikrinizin içinde bulunduğu bir kitap indirdik.”

    Yine Yuce Allah Ankebut Suresi 51’de “Kendilerine okunan bu Kitab’ı” yani Kuran’ı, “sana indirmiş olmamız, onlara yetmiyor mu?” diyor.

    Dinimiz kolaylık dini. Her Müslüman Kuran’ı samimi olarak anlayabilir.
    Ne icin yaratıldığımız, nasıl hayat surmemiz gerektiği, iman sahibi bir insanın hangi ahlak özelliklerine sahip olamıs gerektiği, ahiret hayatımız, cennet, cehennem, haramlar, helaller hepsi bellidir Kuran’da…

    Alimler, veli insanlar bizim icin cok değerlidir, ilimlerinden faydalanırız ama bizim tek kaynağımız Kuran olmalı.

    Bugun mezheplerin olması Müslümanların kardeşliğini bozuyor. İslam Alemi’nin perişan olması mezhepler ve ayrılıklar yuzunden.

    Sahabe dönemi, Hz. Muhammed (SAV) donemindeki gibi yasasak cok güzel olmaz mı?
    Ashab-ı Kiram gibi tek mezhep, tek din…

    Herkes birbirine sarılsın. Herkes birbiriyle dost olsun, gercek din kardeşi olalım. İslam Birliğini, Müslümanların birleşmesini isteyelim.

    Allah İslam’ı hakim kılsın insaAllah, Kuran’ın güzel ahlakını kalbimize açsın. Bize katından veli ve Müslümanlar icin bir yardımcı gondersin. (Amin)

    • peki namazı nasıl kılacaksın nasıl abdest alacaksın bunlar nasıl yapıldığı kuranda geçmez ve burada peygamber devreye girer onun kıldığı şekille kılarız ve daha sonrasında peygamber efendimizin vefatından sonra sahabilerin farklı yorumlamasından namaz mezhebe göre ufak farklarla kılınmış ve bu sadece namaz için farklı meselelerde var

  6. Çıkmış kendine göre yorum yapıyorsun. Mezheplerle ilgili yazılı kaynak yokmuş falan kim salıyor sizi bu milletin üstüne mezheplerin tamamıyla ilgili yazılı kaynak vardır. Ben kur’an ı bilirim ALLAH ı bilirim diyen çok şahsiyet tanıdık ne kuran bilir ne ayet. Kitaptan okur yaparım diyet şahsiyetlerde bilsin ki o okudukları uydukları kitaplar bölgenin kabullendiği mezhebin düsturu uygulamasıdır. Kur’an da namaz kılın der nasıl kılacağını söylemez, onuda sünnetten öğreniriz. Bunları sistemleştiren imamlar var ehli sünnet olan 4 dünden birine uyar ona göre uygularız.

    • Sen de çıkmış kendine göre yorumlamışsın. Sana Kuran da namazın olmadığını kim söyledi? Yalancı ve riyakar olduğunu sana ıspatlarım ama siz ve gibilerin akıl almaz bahaneleri var 🙁 amaç yine de buna son vermeyeceğim Allah herşeyi bilir. Kuran da abdest var nasıl alınacağını yazmış hem de o senin gözünün köküne kadar sokmuş aç 20 tane hoca(!) nın mealinden oku Arapçan varsa direk oku ve bana abdesti neden Kuran da belirtildiği gibi almadığını açıkla .
      Ve bundan sonra namaz Kuran yok ki deme sana tek tek ayetler de sunarım. Ama sen Musa’nın adamları gibi buzağı örneğine benzetirsin olayı Ey Musa rabbine sor o nasıl bucağıdır? Sen de şöyle sorarsın söyle bana kaç rekat ruküda ne var secde de nasıl vs vs umulur ki dosdoğru yola girer ve nihayetin de ışığı sağdan veya önden gelenlerden oluruz selamlar

  7. Dinimizin gerekli gördüğü şekilde yaşamak ve davranmak için Allah (cc) Kuran-ı Kerim’i indirmiştir. Tüm ibadet ve amellerimiz Kuran – ı Kerim’e göre olmalıdır. Ancak bazen dinimizle ilgili herhangi bir sorunun cevabını Kuran’da bile bulamayız ya da yorumlayamayız. İşte bu noktada hadis ve sünnetlere başvururuz.

    demişsiniz. peki,

    (Ey Muhammed!) Biz Kur’ân’ı senin dilin üzere kolaylaştırdık ki, onunla Allah’tan korkup sakınanları müjdeleyesin, inat edenleri de korkutasın. (MERYEM/97)

    İşte biz onu (Kur’ân’ı) böylece, apaçık âyetler olarak indirdik. Şüphesiz Allah dilediğini doğru yola eriştirir. (HAC/16)

    Ve Allah âyetlerini size açıklıyor. Allah, (işin iç yüzünü) çok iyi bilir, tam bir hüküm ve hikmet sahibidir. (NUR/18)

    Allah, size Kitab’ı (Kur’ân’ı) açıklanmış olarak indirdiği halde, ondan başka bir hakem mi arayayım? Kendilerine kitap verdiklerimiz, o Kur’ân’ın, gerçekten Rabbin katından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. O halde sakın şüphe edenlerden olma. (EN’AM/114)

    bu ayetlere ters değilmi siz hangi akla bunu yazdınızki ayetlere aykırı bi açıklama yapmış olmuyomusunuz?

  8. Allah ile kendi araniza araci koymayin.Allah anlasilmayan bir kitaptan bizi sorguya cekemez.Eger sorgulayacaksa muhakkak her akil sahibinin anlayacagi bir kitap olmasi lazim.Kuranda kendini oyle tanitiyor zaten.Apacik ve anlasilir bir kitabim diyor.Hud suresi 1-3 Ayetler….Allah akil fikir versin sizlere….

  9. Ben Muhammedi mezhebi nedenim kuran ve hadisden başka mezhep mezhep tanımam peygamberimizin ibadet şekli ne ise onu uyguladım annem babam benim mezhep onderim başkası beni ilgilendirmez sazli sözlü oyunlu dansli mezhep tanımam hz aliyi severim bana yezit diyen kadirdir

  10. Hatice hanım açıklamalarınız için teşekkür ederim diğer yorum yapan arkadaşlar okumadığınız araştırmadığınız her halinizden belli oluyor yalandan çamur olmayın kur-an okuyun

    22/54- Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun, Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler, böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. Hiç şüphe yok ki Allah iman edenleri doğru yola iletir.

    28/80- Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, “Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah’ın vereceği mükafat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur” dediler.

    29/43- İşte bu temsilleri biz insanlar için getiriyoruz. Onları ancak bilginler düşünüp anlarlar.

  11. Mezhep ayrımı yapmak allah katında dogrumudur bilemem ama ya güzel kardeşim hepimiz adem ve havadan gelmedikmi kitap birdir (kuran) hepimizin bir yaradanı da allahtır tek dogru din islamlıktır

  12. İsim olarak mezheb değil de İştihad da denebilir.
    Bu günümüzde şayet bir mezhebe girmemişsen sapıksın diyen kişiler de var. İslâm inancında mezheb elzem mıdır? Mezhebe tabi değil de Kur’an’a ve sünnete göre yaşamaya çalışsam hatamı etmiş olurum? Kur’an’ı kerim ve Sünneti seniyyeyi güvenilir müctehid imamların eserlerinden okuyup ona göre amel etsem yanlış mı yapmış olurum, böyle yaparsam sapıkmı olmuş olurum. Çünkü emekli bir imamla mezheb konusunu konuşurken “bu günkü mezheb anlayışını kabul etmiyorum” dediğimde şiddetlenerek yanımızda kalkıp gitti, bu din görevlisinin yaptığı doğru mudur?
    Bir de makalenizde “din adamı” cümlesini kullandınız, araştırmalarıma göre din adamı -yeni bir din ihdas edene- denir diye biliyorum.
    İslâmda din adamı diye bir kavram yoktur.
    “Alim-Ulema” “imam” gibi kavramlarla tanımlanır.

  13. Alevilik’i neden yazmadınız . O da bir mezhep . ve üstelik Sünni hezheplerine parağraflarca anlatmışsınız . Diğerleri o kadar uzun değil Bari burada eşitlilk yapın . Neyse ben açıklıyayım Alevilik’i:
    Alevilikte, Muhammed’in son peygamber olduğu, Ali’nin ise Velî’liği (İmâmlığı) esastır. Sünnilikteki Allah-Muhammed-Dört Büyük Halife sıralamasından farklı olarak, Onikicilik i’tikadının da temelini teşkil eden Hâkk-Muhammed-Ali sıralamasını, Ehl-i Beyt ve On İki İmam sevgisini esas alan inançtır.

  14. Sabırla herkesi okudum. Herkes kuranı okumuş. Herkes yorum yapmış. Ama şunu unutmayalım okuma yazması olmayan dinini öğretecek anne babası olmayan, dinle alakası olmayan. Annr babası olan çocuklar dini nasıl öğrenecek. Kuranı okuduğunu islamı bildiğini söyleyen onu bunu takmam deyip yorum yapan siz değerli arkadaşların durumu ortadayken, daha bir mezhep konusunda bile anlaşamazken yukarıda saydığım garip insanlar dini nereden öğrenecek!!! Hatice Hn. In yazdığı türkçe anlatımdan bile 50 farklı yorum çıkmışken kuranı nasıl anlayıp burada yorum yapan arkadaşları tebrik ediyorum

  15. yorumun geç kalınmışlığı olmaz.
    Mezhepler İslamın yayılması ile birlikte başlamış ve başka inançlardaki ve inanç yoksunu toplumlara ulaşmak için dört bir koldan ulaşmak için gösterilen gayrettir. Mezhepler tamamen yorumdur. Asıl olan Kuran’dır. İslam Peygamberinin tavsiyeleridir. diğerleri onun yardımcı sıfatını üstlenmiştir. İslamı götürdükleri yere göre cağrafi ve siyasi koşullara uygunluğu düşünülerek yerleştirilmiştir. bunu engellemek isteyen diğer din savaşçıları da bu kişelerin arasına sızmıştır ve gerek engelleyerek gerek bilgi kirliliği yaratarak tahrip etme yoluna gitmiştir. örneğin Kuranda namazın rekatı ve kılınış şekli hatta kılınma süresi belli değildir. toplumların yaşam ve koşullarına göre şekil kazanmıştır. kazandırılmıştır yada yanlış yaptırılmıştır. kılık kıyafet te öyledir. hepsi de coğrafi koşullara göre belirlenmiştir. İnanç sembolü haline getirilmesi yanlıştır ve diğer inançların yayılan İslamın arasına soktuğu bir anlaşmazlıktır. diğer din savaşçılarının amacı da budur. Mesela Alevilerin bazılarının camide ibadet yerine cem evinde tören vs yapması gibi olaylar da bu savaşçıların yarattığı algıdır. Asıl olan; İslam ve Kuran olgusundan uzaklaştırmaktır. sen ben kavgasına sokmaktır. Mezhepçilik yanlıştır. yada İslam’a artık zarar verir hale geldiyse (-ki öyle) kaldırılmalıdır. İslam’ın geliş gayesi ve yayılış aslına geri dönülmelidir. Yani 630lara geri dönülüp kendimizi çek etmeliyiz. Hz Muhammed’in ne demek istediğini ve ne amaçladığını kendimizi onun yerine koyarak, hissederek yaşamalıyız. Unutmamak gerekir ki; kuran ilim bilim ve mantık üzere kurulmuş muhteşem bir rehberdir. kişisel çıkarlar üzerine gelmemiştir.

Bir Cevap Yazın