paylaşım

Mithat Paşa Kimdir? Hayatı ve Eserleri

1822 ve 1884 yılları arasında yaşamış olan Mithat Paşa başarılı bir devlet adamıdır. Osmanlı Devleti'nde pek çok valilik ve sadrazamlık görevlerine getirilen Mithat Paşa, aynı zamanda Kanun-i Esasi'nin de mimarı sayılmaktadır. Ölümü hakkında pek şaibe bulunan Mithat Paşa, yaptığı hizmetler sebebiyle, yaşadığı dönemde de, sonrasında da saygıyla anılmıştır. Bunlar arasında; birçok bölgede iş istihdamı sağlaması, Çeşme, Urla ve Seferihisar yollarını yaptırması gibi hizmetler bulunmaktadır.

REKLAM
REKLAM

Türk tarihinin bilinen en önemli ve en yetenekli yöneticilerinden biri olan Mithat Paşa, iki kez sadrazamlık, birçok kez de valilik yapmış olan Osmanlı Devlet adamıdır. Belki de herkes tarafından bu kadar bilinmesi ve pek çok hikayeye konu olması, hakkında çıkan sansasyonel haberler yüzündendir.

Yaptıkları, hizmet verdiği onlarca yıl ve ölümü ile her daim hatırlanacak ve konuşulacak yöneticilerden birisidir Mithat Paşa.

Ölümü hakkındaki şaibe, çoğu uydurma olan hikayeler ve onca yıllık hizmetten sonra cezalandırılma şeklini yanlış bulanlar elbette Mithat Paşa adının daha çok duyulmasına sebep olmuştur. Mithat Paşa sahip olduğu sıkı ve disiplinli yönetim anlayışı sayesinde, valisi olarak bulunduğu tüm bölgelerde sağlam istihdamlar yapmış, başarılar kazanmıştır. Sadece 9 ay kadar süren Aydın valiliği sırasında, günümüzde hala kullanılan Çeşme, Urla ve Seferihisar yollarını yaptırarak verimli çalışmalarını her daim ortaya koymuştur.

Mithat Paşa Kimdir?

Mithat Paşa Kimdir?1822 yılının Ekim ayında doğan ve 1884 yılının Mayıs ayında öldürülen Mithat Paşa, Osmanlı Devleti’nin en önemli ve en olaylı devlet adamlarından birisidir. Tam adı, Ahmed Şefik Mithat Paşa’dır. Hiç şüphesiz onu en önemli kılan şey siyasi ve mevkisel olarak elde ettiği başarılar ya da herkesin merak ettiği ölümü değil, Osmanlı Devleti’nin tarihteki ilk yazılı anayasası olan Kanun-i Esasi’yi hazırlayan kurulun başında olmasıdır.

Hakkında en fazla biyografi ve makale yazılan kişilerden birisidir. Kimi kaynak küçük yaşta Kuran-ı Kerim eğitimi aldığını yazarken, kimi kaynak Hristiyan olarak öldüğünü söylemektedir. Tarihçilerin çoğu bu yazılanların Mithat Paşa adını lekelemek amaçlı olduğunu düşünseler de, bu konuda fikir ayrılığına düşmektedirler .

Mithat Paşa’nın Hayatı

Mithat Paşa'nın HayatıOldukça iyi eğitimli ve genel kültürlü olarak büyüyen Mithat Paşa özellikle İstanbul’a geldikten sonra Fatih Camii’nde gördüğü Arapça, Farsça, mantık, cebir ve hukuk derslerinin etkisiyle daha da iyi yetişmiştir. Divan kâtibi olarak çalıştığı dönemde bir bölgedeki yolsuzluklara karşı hazırladığı uzun rapor yazısıyla dönemin sadrazamı olan Mustafa Reşit Paşa’nın ilgisini çekerek İstanbul’a çağrılmıştır. Bu çağrılma Mithat Paşa için sadrazamlığın kapılarını açan bir davet niteliğinde olmuştur.

Niş Valiliği, Tuna Valiliği, Bağdat Valiliği gibi pek çok kazada valilik görevi gerçekleştirirken 1868 yılında çıkan Bulgar isyanını 20 gün içerisinde bastırması ile adından daha çok söz ettirmiştir. İlk sadrazamlığı yalnızca 80 gün süren Mithat Paşa, Abdülaziz’i devirme planlarının hayat bulması ve önce 4. Murat’ın ardından 2. Abdülhamid’in tahta geçmesiyle yeniden sadrazam ilan edildi.

İlginizi Çekebilir: Ahmet Mithat Efendi Kimdir?

Çoğu insana göre ilk devrimlerden birini gerçekleştirdiği için başına gelen tüm olumsuzlukları hak etmiştir. Belki de yaptığı en büyük yanlışlardan birisi ikinci kez sadrazamlığa geldiğinde, Avrupa’nın önerdiği barış anlaşmasını kabul etmeyerek 1877- 78 yılları arasında büyük bir kargaşa ve felakete sebep olan Osmanlı – Rus Savaşı’nın başlamasına sebep olmaktır. Bu yanlış kararlarını ardından 2. Abdülhamit tarafından sadrazamlıktan azledilmiş ve sonrasında sürgün edilmiştir. Sürgün hayatı sırasında Yıldız Mahkemesi tarafından Abdülaziz’in ölümüyle suçlanarak idama mahkûm edilmiş, fakat idam cezası 2. Abdülhamit tarafından ömür boyu hapse çevrilmiştir. Mahkumiyeti sırasında Arabistan’da Taif Kalesi’nde boğularak öldürülmüştür. Ölümünden sorumlu olanlar meçhuldür.

Mithat Paşa’nın Eserleri

Mithat Paşa'nın EserleriOsmanlı tarihinin ilk anayasası olan Kanun-i Esasi, Abdülaziz’in devrilmesi sonucu Mithat Paşa önderliğindeki komite tarafından çıkarılmıştır. Dönemin ileri gelen pek çok insanı bu anayasaya karşı olmasına rağmen Mithat Paşa’nın nüfuslu ve tanınan biri olması, ayrıca bir önceki padişahı deviren kişi olması sebebiyle çoğu insanın gözü korkmuştur. Ve komitede oy çoğunluğuyla anayasa kabul edilmiştir.

Yorumlar


2 yorum
  1. 18 Ekim 1822’de İstanbul’da doğdu. Çocukluğunu İstanbul’da ve babasının naip olarak bulunduğu Vidin ve Loveç’te (Lofça) geçirdi. Özel eğitim gördü. 1834’te Divan-ı Humayün kaleminde görev aldı. Burada kendisine Midhat mahlası verildi. Daha sonra Arapça ve Farsça öğrendi. Divan-ı Humayün’ün görevlerini üstlenen Meclis-i Vükela’nın katipleri arasında yer aldı. 1840’ta Sadaret Mektubi Kaleminde yer aldı. 1842-46 arasında tahrirat katibi yardımcısı olarak Şam ve Sayda’da, 1846’dan sonra divan katibi olarak Konya ve Kastamonu’da görev yaptı. 1849’da İstanbul’a dönerek Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye’de Mazbata Kalemi katibi, ertesi yıl serhalife oldu. 1852’de Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye’nin Anadolu Kalemi’nin ikinci katipliğine atandı. 1854’te sadrazam olan Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa tarafından Rumeli’de yaygınlaşan isyan ve eşkiyalık olaylarını bastırmak gibi, yerine getirilmesi güç bir işle görevlendirildi. Bulgaristan’da düzeni sağladıktan (1857) sonra, Avrupa’nın başlıca kentlerini kapsayan altı aylık bir inceleme gezisine çıktı. İstanbul’a dönüşünde Serasker Rıza paşa ile birlikte Kuleli Olayı(1859) olarak bilinen ve Abdülmecid’i devirmeyi amaçlayan suikast girişiminin soruşturmasını yürütmekle görevlendirildi. Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa’nın ikinci sadrazamlığı sırasında, 1861’de vezir rütbesiyle Niş Valiliğine atandı. Başarılı reformlarından dolayı, Abdülaziz tarafından uygulamaları doğrultusunda genel bir reform programı hazırlamakla görevlendirildi. 1864’te Silistre, Vidin ve Niş’in birleştirilmesiyle oluşturulan Tuna Vilayeti’nin başına getirildi ve Osmanlı idari düzenini yeniden belirleyen Vilayet Nizamnamesi’nin uygulanmasına (1864-67) öncülük etti. Vilayet merkezinden köylere kadar yeni meclisler, bayındırlık, fen ve eğitim işlerine bakacak daire müdürlükleri oluşturdu. Ziraat Bankası’nın çekirdeğini oluşturan Memleket Sandığı’nı kurdu. Vergi türlerini ve yükümlülüğünü azaltan düzenlemeler yaptı. Niş valisiyken açtığı ıslahhane adlı sivil teknik okulları yaygınlaştırdı. 1868’de İstanbul’a çağrılarak Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye’yi yeniden düzenlemekle görevlendirildi. Meclisin idari ve yargısal işlevlerini birbirinden ayırarak Şüra-yı Devlet ve Divan-ı Ahkam-Adliye’yi kurdu. Şüra-yı Devlet başkanı olarak eğitim ve maliye gibi alanlarda yeni nizamnameler hazırladı. İstanbul Emniyet Sandığının ve ilk sanayi mektebinin kurulmasına öncülük etti. 1869’da vali olarak bulunduğu Bağdat’ta da başarılı reformlar yaptı. Temmuz 1872’de Abdülaziz tarafından Mahmud Nedim Paşa’nın yerine sadrazamlığa getirildi. Fakat saraydan bağımsız, bir tutum izlediğinden, bu makamda yalnızca üç ay kalabildi. 1873 başlarında adliye nazırlığına getirildi. Temsili meclisin gerekliliğine ilişkin layiha hazırlaması üzerine Eylül 1873’te Selanik valiliğine atanarak merkezden uzaklaştırıldı. 1875’te yeniden adliye nazırı olduysa da Sadrazam Mehmed Nedim Paşa’yla görüş ayrılığı nedeniyle üç ay sonra istifa etti. II. Abdülhamid tarafından 17 Aralık 1876’da sadrazamlığa atanan Midhat Paşa, uzun süreden beri üzerinde çalıştığı ve Ziya Paşa ile Namık Kemal’in katkılarıyla tamamladığı anayasa taslağını Padişaha sundu. “Kanun-ı Cedid” adlı bu taslağı geri çeviren II. Abdülhamid, Fransız Anayasasını çevirterek yeni bir taslak hazırlattı ve Padişaha “tehlikeli kişileri” sürgüne gönderme yetkisi veren, ünlü 113. maddeyi de ekletti. Kanun-i Esasi olarak bilinen anayasa, kesin biçimini aldıktan sonra, padişahın hatt-ı hümayunuyla kabul ve ilan edildi. (23 Aralık 1876) Midhat Paşa’nın saraya karşı tutumundan rahatsız olan II. Abdülhamid, Midhat Paşa’yı 5 Şubat 1877’de sadrazamlıktan alarak ülkeyi terk etmesini emretti. Bir süre Avrupa’da kalan ve ertesi yıl Girit’e dönmesine izin verilen Midhat Paşa, Aralık 1878’de Suriye valiliğine atandı. Abdülaziz’in öldürülmesi ile suçlanarak, Mütercim Mehmed Rüşdi Paşa ile birlikte sorguya çekilmesi kararı alınınca İzmir’de Fransız Konsolosluğuna sığındı (1881). Ama kısa bir süre sonra hükümetin güvence vermesi üzerine teslim oldu. Yıldız Mahkemesi olarak bilinen yargılamada, Abdülaziz’in ölümüne neden olmaktan suçlu bulundu ve ölüme mahkum edildi. İngiltere’nin müdahalesiyle cezası ömür boyu hapse çevrildi ve Taif’e gönderildi. II. Abdülhamid’in emriyle 8 Mayıs 1884 gecesi öldürüldü.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir