Dünyanın iki ucunda da manyetik çekim merkezleri bulunmaktadır. Dünya, manyetik bir çekim alanı olarak düşünüldüğünde, bir mıknatıstan farksız olduğu görülmektedir. Pusula, bu mantığa dayanarak çalışmaktadır. Bu araç, demir gibi, manyetik alanın yönünü değiştiren maddelerden etkilenmektedir. Bu nedenle, çok hassas davranılması gereken bir araçtır. Pusula, eski zamanlardan beri tüm insanlığın yol göstericisi olarak bilinmektedir.

Denizcilikte halen kullanılan bu araç, en küçük kayıklardan en büyük gemilere kadar doğru yönü bulmak için kullanılan, küçük ama en etkili hayat kurtarıcı alettir. Kullanılan meslek alanları sadece denizcilik ile sınırlı kalmamaktadır. Havacılar, askerler, madenciler, ormancılar, harita mühendisleri, dağcılar, harita teknisyenleri, doğa sporcuları ve izciler de mesleklerini icra ederken pusulaya başvurmaktadırlar. Bu meslek grupları için temeli çok basit bir mıknatıs mantığına dayanan bu özel alet, halen hayat kurtarıcı bir rol üstlenmektedir.

Pusula Nedir?

Pusula, en basit tanımıyla, üzerinde kuzey (North) ve güney (South) yönlerini gösteren bir mıknatıs iğnesi olan, yön bulmak için kullanılan, ebat olarak cep saatine benzeyen bir alettir. İtalyanca bussola kelimesinden Türkçeye girmiştir ve pusula olarak çevrilmiştir. Pusula, yön bulmanın en kolay yoludur. Ortasında sürtünmesiz hareket edebilen bir ibresi vardır. Bu ibrenin renkli ucu, pusula nereye koyulursa koyulsun her zaman kuzeyi göstermektedir. Bu durumun istisnası, aletin etrafında manyetik başka bir aletin bulunması olmaktadır. Herhangi manyetik bir cisim (metal saat, cep telefonu, bilgisayar) pusulanın yanlış yönü göstermesine sebep olmaktadır. Bu nedenle, kullanım aşamasında çevresel faktörler kontrol edilmelidir. Aletin gösterdiği yöne doğru dönüldüğünde, arkada kalan taraf güney, sağ taraf doğu, sol da batı olarak tespit edilir.

Benzer Bilgi: Teleskobun İcadı

Pusula kullanılarak sadece kuzey yönü değil, diğer ara ve ana yönler de bulunabilir. Pusula iğnesinin altında, yön oku ve meridyen çizgileri vardır ve bunlar aş zamanlı olarak kapsül ile birlikte dönmektedirler. Dönen kapsülün işlevi, daha doğru sonuç elde etmek için, iğnedeki titreşimi azaltmaktır. Pusula tabanının şeffaf ve dikdörtgen yapıda olması kullanımın kolaylaşmasını sağlamaktadır.

Pusula Ne Zaman, Kim Tarafından Bulundu?

Eski yunanlılar, milattan önce 6. yüzyılda mıknatısı zaten biliyorlardı, fakat anlamının farkında değillerdi. Ünlü büyük felsefeci Thales (M.Ö. 640 – 546) mıknatıs taşında bir ruhun olduğunu, bu nedenle çekme ve itme özelliklerinin bulunduğunu düşünmüş, manyetik alanın farkına varamamıştır. Mıknatıs üzerindeki coğrafi kuzeye yönelme özelliği, ilk defa 1. yüzyılda Çinli denizciler tarafından keşfedilmiştir. Denizciler, mıknatıs taşını bir çöp üzerine koyarak suya bıraktıklarında, taşın kuzey yıldızını gösterdiğini keşfetmişlerdir. Bunun üzerine pusula icat edilmiştir. (Mıknatıs Nedir?)

Pusulanın Avrupa’ya ulaşması yaklaşık 12. yüzyılda gerçekleşmiş ve bu tarihten sonra geliştirilmeye başlanmıştır. 1269 yılında Pierre De Maricourt, iğneyi bir mile geçirerek, saydam ve derecelendirilmiş bir kutunun içine geçirerek pusulanın ana hatlarını oluşturmuştur. George Hartman, 1520 yılında manyetik sapmayı ölçmüş, 1700 yılında da Edmund Halley pusula için harita çıkarmıştır. Kuzey kutbu da 1851 yılında keşfedilmiştir.

Pusulanın Çeşitleri Nelerdir?

Modern pusula çeşitleri; askeri, aynalı, standart plaka ve kutu (prismatik) pusulalardır. Askeri pusulalar hassas ölçüm yapılarak kullanım alanına göre ayrılmıştır. Diğer pusulalar ise hassasiyet göstermeden, sadece yön bulmak için kullanılmaktadır. Hassas pusulaların kullanımı da bir o kadar zor olmaktadır. Standart ve aynalı pusula türleri en ideal olanlarıdır. Bu pusulalar doğada kullanılmak içindir. Diğer pusula çeşitleri ise; kerteriz pusulası, asma, elektromanyetik, dümenci, filika, sıvılı, cayroskop, yavru ve kadranlı pusulalar olarak adlandırılmakta ve modern zaman ihtiyaçları için kullanılmaktadırlar.

Pusulanın Tarihçesi

İlk olarak denizciler tarafından kullanılan pusulalar, mıknatıs taşı ile üretilmiştir. Denizciler; mıknatıs taşını bir çöp üzerine koyarak suya bırakırlar, çöp Dünya’nın manyetik alan çizgileriyle aynı hizaya gelir ve bir ucu Kutup Yıldızı’nı gösterir. Bu sayede pusulanın keşfi gerçekleşmiştir. Bunun ardından yine denizciler tarafından, daha gelişmiş pusulaların yapımı sağlanmıştır. Pusulanın icadıyla ilgili rivayetlere bakıldığında, Çinliler tarafından bulunup, Araplar aracılığıyla yayıldığı söylenmektedir. Ancak pusulanın icadı ile ilgili, ilk önemli gelişmeyi yapan ve yazılı kaynaklara geçen isim Pierre de Maricourt olmuştur.

YORUM YOK

Bir Cevap Yazın