Ziya Paşa, 1825 yılında (bazı kaynaklar 1829 olarak kabul eder) İstanbul’da doğmuş Türk yazarlardan biridir. Erzurumlu Ferideddin Efendi’nin oğlu olan Ziya Paşa’nın asıl ismi Abdülhamid Ziyaeddin’dir.

Bayezid Rüştiyesi’ni bitirdikten sonra, özel derslerle, Farsça ve Arapçayı da öğrenen Ziya Paşa, ilk olarak Sadaret Mektub-i kaleminde görev yapmıştır. Sonrasında Mustafa Raşid Paşa’nın aracılık etmesi ile sarayda mabeyn katipliği görevine atanmıştır.

Bu görevi sırasında Fransız dilini de öğrenmiştir. Ali Paşa’nın sadrazam olması, Ziya Paşa’nın saraydan uzaklaştırılmasına neden olmuştur. 1861 yılında çeşitli cemiyet gruplarına üye olmasının ardından, Kıbrıs’a atanması sonucunda, Namık Kemal ile Londra’ya kaçmışlardır. Orada Namık Kemal ile birlikte Hürriyet gazetesini çıkardılar. Namık Kemal’in gazeteden ayrılması sonucunda, Hürriyet gazetesini tek başına üstlenmiştir. 1870 yılında Cenevre’ye gelen ve burada 1 yıl kalan Ziya Paşa, Ali Paşa’nın vefatı üzerine İstanbul’a dönüş yapmıştır.

Ziya Paşa Kimdir?

1825 ve 1880 yılları arasında yaşayan ve Türk edebiyatına kattığı değerlerle halen günümüzde adından söz ettiren Ziya Paşa, yazar ve şair olmasının yanında iyi bir devlet adamıdır. Bulunduğu 2. Abdülhamit yönetimini benimsemediğinden, kişisel özgürlükleri savunan düşünceleri bulunmaktadır. Türk edebiyatı temellerinin atılmasında, Namık Kemal ve Şinasi kadar emeği geçmiş olan Ziya Paşa, batılılaşma yönündeki fikirleri ile bilinmekteydi. Halk dilinin şiir diline yansıması gerektiği Ziya Paşa’nın en önemli düşüncelerinden biridir. Şiirlerinin konusunu genellikle, hukuk ve adalet gibi konular oluşturmaktadır. En önemli eserlerinden biri olan Harabat adlı eserinde, Türk, Fars ve Arap şairlerin şiirlerini bir kitap altında toplamıştır. Ziya Paşa’nın en çok bilinen sözü olan;

“Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir. Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir” beyiti, atasözü haline gelmiştir.

Ziya Paşa’nın Hayatı

19. yüzyılın en önemli isimlerinden biri olan Ziya Paşa, Tanzimat Dönemi’ni yansıtan önemli yazarlardan biridir. Ferideddin Efendi ve Itır Hanım’ın oğlu olarak dünyaya gelen Ziya Paşa, Adana’da yaşamını yitirmiştir. 55 yıllık yaşamında Türk edebiyatına birçok eser bırakarak yaşamını tamamlamıştır. Yenilikçi düşüncelerine birçok şiirinde yer vermeye çalışsa da, divan şiir teknikleri onun için vazgeçilmezdir. Bu noktada, geleneksellik ve yenilikçiliğin aynı kişilik üzerinde toplanmasının en güzel örneklerinden biri Ziya Paşa’dır. Eserlerinde sade bir üslubu benimsemiştir ancak, Arapça ve Farsça dillerine de yer vermiştir. Bir dönem Avrupa’ya kaçan Ziya Paşa, yurda döndükten sonra birçok şehirde valilik yapmıştır. Son görev yeri olan Adana’da ise hayatını kaybetmiştir. Ziya Paşa’nın adı Adana’nın en işlek caddelerinden birine verilmiş ve günümüzde de halen bu isim kullanılmaktadır.

Ziya Paşa’nın Eserleri

Şiir ve düz yazı alanlarında verdiği eserleri ile en önemli Tanzimat sanatçılarından biri olan Ziya Paşa’nın hiciv türündeki Zafername adlı kitabı, Türk edebiyatının en önemli eserleri arasındadır. Zafername, ayrıca Tanzimat Dönemi’nin en başarılı hiciv eseri olarak Türk edebiyatı tarihindeki yerini almıştır. Devlet adamı kimliğini öne çıkaran Rüya adlı eseri ise, siyasal olayları eleştirel bir dille ele aldığı düz yazı türünde hazırladığı eseridir. Eşrar-ı Ziya ise, Ziya Paşa’nın ölümü sonrasında onun anısı adına, tüm şiirlerinin bir kitap haline getirildiği yapıtıdır. Aynı şekilde, Külliyat-ı Ziya Paşa eseri de, Ziya Paşa’nın şiirlerinin bir araya toplandığı şiir kitabıdır.

İlginizi Çekebilir: Pertev Naili Boratav Kimdir?

Hareketli yaşamı ile dikkat çeken ve tüm yaşamı boyunca Türk edebiyatına hizmet etmiş olan Ziya Paşa, eserleri ile anılan önemli şahsiyetlerden biridir. Eserlerinde çeşitli konuları yalın bir dille ele almış olan ünlü yazar, Terci-i Bent adı eserinde, dini ve felsefi konuları ele almıştır. Allah’ın varlığını aradığı ve insanın fani olduğunu savunan bir şiirdir. Çocukluk anılarını kaleme aldığı Defter-i İmal ise, batı kültürünü yansıtan ilk anı örneği olarak kabul edilmiştir. Şiirlerinde vatan sevgisi ve Allah sevgisi gibi kavramlara sıkça yer verildiği de ayrıca görülmektedir. Şiirlerindeki beyitlerin birçoğu ders verici nitelikte olup, özlü söz niteliğinde oldukça değerlidir.

YORUM YOK

Bir Cevap Yazın