Telefonun İcadı: Telefon Nedir? Ne zaman, Kim Tarafından Bulundu?

Günümüzde birçok şeyin yerini alan telefonlar, eskiden herkesin evinde bir tane olacak şekilde ahizeli modellerdi. Şimdi ise akıllı diye tabir ettiğimiz ve bilgisayar kullanımını azaltan bu iletişim aracı, icat edildiği dönemde çok daha farklı çalışma yöntemlerine sahipti. Şimdi nasıl icat edildiği konusunda merak edilenlere göz atalım:

Küçük – büyük, yaşlı – çocuk herkesin elinde gördüğümüz telefonlar, bundan 20 yıl kadar önce bambaşka bir formdaydı. Muhteşem ve henüz tamamlanmamış bir gelişim döngüsüne sahip olan bu iletişim aracı, Alexander Graham Bell tarafından 1876 yılında icat edilmiştir. Patentini ise bir yıl sonra almıştır.

Her çaldığında “Alo!” diye açtığımız telefonlar, bir tesadüf sonucunda icat edilmiştir. İcat ile ilgili notlara ve iddialara bakıldığında ise cidden kafa karıştırıcı bilgilere ulaşılmaktadır. Ama Graham Bell, kendinden önceki tüm icatlara meydan okurcasına icadını herkese sunmuş ve patentini alarak tartışmalara son vermiştir.

Roketin İcadı: Roket Nedir? Ne Zaman, Kim Tarafından Bulundu?

Bugünkü teknolojiden çok uzak bir şekilde icat edilen telefon, Türkiye’ye geldiğinde de büyük bir coşku yaratmıştır. Bir lüks eşya olarak görülürken, her eve girmeden önce santraller üzerinden görüşmeler sağlanıyordu. 1908 yılında Türkiye’de ilk defa uygulanan iletişim aracı, Kadıköy ve Beyoğlu santrallerinin 1911 yılında hizmete açılmasıyla kullanılmaya başlanmıştır.

Telefon Nedir?

Telefon Nedir?Belirli bir elektrik düzeneğinin birbirinden kilometrelerce uzaktaki insanların iletişim kurmalarını sağlayan sesli bir cihazdır. Telefonun icadından önce en sık kullanılan iletişim aracı telgraftı ve yaklaşık 30 yıl sonra telgraf yerini telefona bırakmıştır. Telgrafın icadı hakkında bilgi almak için tıklayın.

Telefonun icadı sonrasında pek çok telefon piyasaya sürülmüş ve satışa çıkarılmıştır. Ticaretin gelişmesi için telefonun icadı önemli bir adım niteliğindedir. İlk yıllarda bağlantı kabloları yerin üzerinde ilerliyordu. Ancak kısa süre sonra kablolar için yer altı düzenekleri kurulmuştur.

Telefon Ne Zaman, Kim Tarafından Bulundu?

Telefon Ne Zaman, Kim Tarafından Bulundu?Telefon 1876 yılında bulunmuş ve Avrupa ülkelerinde kısa sürede etkili bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Ancak telefonun Türkiye'ye gelmesi 1908 yılını bulmuştur. Türkiye’deki ilk telefon denemelerinin başarılı olmasının ardından bir İngiliz şirketi ile kontak kurularak gerekli bağlantıların İstanbul bölge santrallerinde kurulması istenmiştir.

İlk olarak 1911 yılında Kadıköy ve Beyoğlu gibi merkezlerde santraller hizmete girmiştir. Telgrafın yayılmasında da etkili olan PTT, telefonunda tüm illere yayılması için gerekli çalışmaları yapmıştır. 1990’lı yıllarda Türkiye’nin her iline kurulan santraller yurt içinde başarılı bir iletişimi sağlarken, yaklaşık 186 ülkeyle de iletişim kurulmasını sağlamıştır.

Telefonun icadı ile tanınan ve benimsenen Alexander Graham Bell 1876 yılında önemli bir buluş ile insanların uzaktaki sevdikleri ile konuşmalarını sağlamıştır. Annesi ve sevdiği kızın sağır olmasından dolayı, sağırlara ses olacak bir buluş arayan Graham Bell’in çalışmaları telefonun icadına neden olmuştur.

İnsanlık için önemli bir buluş olmasından dolayı birçok ülkede oldukça benimsenmiş ve kullanışlı bulunmuştur. Hatta insanlık için en yararlı icatlardan biridir desek yanlış olmaz. 30 yaşında ilk icadının patentine sahip olan Graham Bell, pek çok konudaki araştırmaları ile bilinen bir mucittir.

1877 yılında kurulan ilk telefon şirketi ile telefon insan yaşamının vazgeçilmezleri arasında yer almıştır. 2 Ağustos 1922 tarihinde hayata gözlerini yuman Bell, insanlık için çocuktan yaşlısına herkesin kullandığı telefon gibi önemli bir icat armağan etmiştir.

Telefon Nasıl İcat Edildi?

Telefon Nasıl İcat Edildi?Telefonun kim tarafından icat edildiği sorusuna hepimiz Alexander Graham Bell yanıtını veririz. Buna karşın kaynaklara göre esas mucit, Antonio Meucci isimli İtalyan asıllı bir Amerikan mühendistir. Teletrofono diye isimlendirdiği icadını 1860 yılında yayınlamak isterken, patente ödeyecek 250 doları olmadığı için bunu basın aracılığıyla yapmak ister.

Basın aracılığıyla tanıtımını yapma konusunda da bozuk İngilizcesi nedeniyle başarılı olamayan Meucci, sadece New York’ta birkaç İtalyanca yayın yapan yerel gazetede köşe yazısı yayınlatabilir. Bir modeli ise Western Union telgraf şirketine yollar ve maddi destek ister.

Western Union yöneticileri Meucci’ye olumsuz bir dönüş yapar; ama modeli ve projesini, kayboldu iddiasıyla geri vermezler. Bu olayların üstünden 2 yıl geçtikten sonra Graham Bell, kendi icadının patentini alır. Bazı iddialara göre; Bell, Western Union ile kazançlı bir anlaşma imzalamıştır.

Bell çalışmalarını sağırlara konuşmayı sağlayacak ve duymalarına yardımcı olacak bir cihaz üretmek üzerine yapar. Annesinin sağır ve dilsiz olması nedeniyle babası, sağırlara özel ilgi göstermiş ve onlara okul açmıştır. Bell de bundan esinlenerek birçok çalışma yürütmüştür.

Boston Üniversitesi’nde profesör olarak çalışan Bell, sesleri mekanik anlamda üretin bir cihaz yardımıyla diğer tarafa aynı sesin iletilmesi üzerine araştırmalar yapmıştır. Dönemde sadece telgraflar kullanılırken, Bell çalışmalarını bir telgraf cihazı üzerinde geliştirmiştir.

Bell ise telgrafın en büyük sorunu olarak görülen ve tek bir hat üstünde yalnızca bir mesajın iletilmesi sorununa çözüm yaratmıştır. İlk başlarda geniş bir telgraf ağı yapmayı planlayan Bell, sesin titreşim prensibi ve kulak zarının çalışmasından ilham alarak, insanların sesindeki frekansı keşfetmiştir.

Bell, titreşimleri elektrik sinyali biçiminde herhangi bir telden iletmenin mümkün olup olmayacağını düşünmeye başlamıştır. Yönteminde, diyafram denen bir aletle yapma bir kulak zarı oluşturmanın gerekiyor olduğunu anlamıştır.

Diyafram hem elektrik akımı oluşturan küçük değişimlere tepki verecektir hem de konuşmayla titreşim meydana getirebilecek kadar ince bir tabakadan oluşacaktır. Tabakanın ortasına ise diyaframla birlikte hareket edecek manyetik bir zar koyacaktır. Bu şekilde ses titreşimi ile meydana gelen değişimler, alıcı merkeze gittiği zaman, alıcının diyaframında titreşimlere neden olup sinyalleri yeniden sese dönüştürecektir.

Bell, arkadaşı Thomas Watson ile 1875 yılında sesin teller üzerinden başka bir yere gittiğini fark eder. Ama sesin pek anlaşılmasını anlar. Bu haldeyken 14 Şubat tarihinde telefonun patentini alabilmek için başvuru yapar. 7 Mart tarihinde patentini alır ve atölyesinde çalışmalarına devam eder.

Çalışmaları sırasında telefonu kullanabilmek için taktığı bataryadan üzerine asit dökülür. Bunun üzerine Watson’ı arar ve “Sayın Watson, derhal buraya geliniz. Sizi bekliyorum,” der. Bu şekilde 10 Mart tarihinde ilk telefon görüşmesini gerçekleştirmiş olur. Watson ise telefondan ilk kez arkadaşı Bell’in sesini duyunca şaşırmıştır.

Telefonun Tarihçesi

Telefonun TarihçesiTelefonun icadındaki gelişmelere baktığımızda aslına Graham Bell'den çok daha önce çalışmaların başladığını görmekteyiz. Joseph Henry 1830 yılında elektrik akımı ile, uzaktaki bir zili çaldırmayı başarmıştı. Bu da telefonun icadı için gerekli olan elektrik hattı ses iletişimi ilişkisinin doğması demekti.

Bunun ardından elektrikli telgraflar doğdu ve 1835 yılında Samuel Morse adındaki bir isim elektromıknatıslı telgrafın icadını gerçekleştirdi. Charles Wheatstone ise iki çift yönlü iletişim sağlayan bir telgraf geliştirdi.

Adım adım ilerlediğimiz telefonun icadında geldik Thomas Edison'a... Bildiğiniz gibi Thomas Edison ampülün mucidi olarak bilinmektedir. Edison çift yönlü telgrafı geliştirip, gelen mesajların kağıda yazılabildiği bir cihaz üretti. Fakat bu işlem için mesajların kağıda dökülmesini sağlayan bir alfabe gerekiyordu.

Tarih 1840'ı gösterdiğinde, Charles Grafton Page seslerin cızırtı halinde alıp verilmesini sağlayan bir cihaz geliştirdi. Sesin yapısı ile insan kulağının iç yapısını bilen Alman fizik adamı Johann Philipp Reis, insan kulağındaki zarın titreşimiyle ses üreten bir cihaz yapmayı başardı.

Gelelim telefonun icadındaki son aşamaya... İskoç asıllı Alexander Graham Bell 1876 yılında sesin anlaşılabilir şekilde iletilmesini sağlayarak ilk telefonun mucidi olarak tarih sayfalarına adını yazdırmayı başardı.

Telefonun ilk icadı ile birlikte insanoğlunun en önemli ihtiyaçlarından biri olarak iletişim oldukça başarılı bir şekilde karşılık bulmuştur. Önemli haberlerin kısa sürede iletilmesi ya da sevdiklerinden haber almak isteyen kişiler için oldukça değerlidir. İş dünyasının vazgeçilmez bir unsuru olarak, işlerin kısa sürede yapılması ve iş ortakları ile iletişim sağlanması için son derece kullanışlıdır.

Sabit telefonların yerini alan cep telefonları ise günümüz insanının yanından bir saniye bile ayırmadığı bir araç olmuştur. Önemli haberlerin ve acil durumların iletilmesi konusunda bazen hayat kurtarıcı niteliği taşıyan telefon, günümüzde en gelişmiş hali olarak insan hayatının neredeyse merkezindedir.

Telefonu Neden Alo Diye Açarız?

Telefonu Neden Alo Diye Açarız?Şimdilerde yanımızda olmadığında büyük bir eksiklik hissettiğimiz telefonları açarken söylediğimiz “Alo” sözü, kimi kaynaklara göre Graham Bell’in sevgilisinin kimi kaynaklara göre de kızının isminin baş harflerinden gelmektedir. Allessandra Lolita Oswaldo olarak bilinen bu isim ile ilgili yabancı kaynaklar araştırıldığında ise böyle bir çıkış noktası olmadığı görülmektedir.

İddialara göre Bell, ilk telefon bağlantısını sevgilisinin evine yapar. Kadın ise her telefon çaldığında ismini söyler ve zamanla bu isim kısalara Allo’ya dönüşür. Ama Bell’in sevgilisi bir süre sonra onu terk eder.

Matbaanın İcadı: Matbaa Nedir? Ne Zaman, Kim Tarafından Bulundu?

Alo sözcüğünün buradan geldiği iddia edilirken, gösterilen kaynaklardaki kişinin Bell’in eşi Mabel Gardiner Hubbard-Bell olduğu söylenir.

Başka bir iddia ise “hello” kelimesinin Fransızca karşılığında kullanılan “allo” kelimesinden geldiğidir. Osmanlı Devleti’nde 1840’ta kurulan Posta Nezareti’nin telefonun kullanıma girmesiyle birlikte Posta, Telgraf ve Telefon Nezareti’ne dönüşmüştür. 1909 yılında Osmanlı’da elitler arasında Fransızca konuşmak bir gelenek haline gelmiştir.

Bu dönemde dilimize, Fransızcadan birçok kelime geçmiştir. Alo kelimesinin de bu şekilde dilimize geçen bir telefon açma sözü olduğu tahmin edilmektedir. Yine de bunların hepsinin birer iddiadan öteye geçemediği bilinmektedir.

Konu Hakkında Bilgilendirici Video

Sonuç ve Okura Sorular

Telefon tıpkı diğer tüm icatlar gibi insan hayatını kolaylaştıran, hepimizin kullandığı, kullanırken de mucidini saygıyla andığı araçlardan biridir. Eski sabit telefonlar artık neredeyse yok gibi. Genellikle iş yerlerinde kullanılan sabit telefonların yerini, cep telefonları almış durumda. Cep telefonlarının gelişim hızına da zaten hiçbirimiz yetişemiyoruz.
Telefon icat edilmemiş olsaydı nelerin eksikliğini hissederdik?
Sizce Graham Bell, Antonio Meucci’nin tasarımını çalmış mıdır?
Telefonun çalışma prensibi size ilginç gelmiş midir?



Okur Yorumları

6 yorum
  1. Hayatımızın kurtarıcısı ama bir nevide teknolojinin gelişmesiyle bağımlı hale geldiğimiz telefonların ilk halleri şaşırtmıştır insanlarımızı konu açıklayıcı olmuş çok teşekkürler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir