Mescid-i Aksa Hakkında Bilgiler; Nerededir, Mimarisi ve Tarihçesi

Kudüs'ün doğusunda bulunan Mescid-i Aksa en uzak mescid anlamına gelmektedir. Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa, dünyadaki 3 semavi din için (Müslümanlık-Hıristiyanlık-Yahudilik) kıble olarak kabul görülmüştür. Dini anlamda önemli bir yere sahip olan Mescid-i Aksa ile ilgili bu makalemizde sizlere bulunduğu yer, inşaası ve tarihçesi hakkında detaylı bilgiler vereceğiz.

Mescid-i Aksa, Müslümanların kutsal mekanlarından biridir. Kudüs’ün doğusunda bulunan Mescid-i Aksa aynı zamanda Müslümanların ilk kıblesidir. Hz. Muhammed’e (SAV) gelen bir emirle Müslümanların kıblesi Kabe oluncaya kadar, namaz kılarken Mescid-i Aksa’ya yöneliyorlardı. Aynı zamanda Yahudiler için de kutsal mekan kabul edilen Mescid-i Aksa, hala onlar için kıble konumundadır.

Mescid-i Aksa’yı Yahudiler, “Tapınak Tepesi” olarak adlandırmışlardır. Bunun sebebi, Hz. Süleyman’ın (AS) o bölgeye yaptırmış olduğu bir tapınaktır. Mescid-i Aksa, bugüne kadarki bütün ilahi dinler için kutsal kabul edilmiştir ve bundan dolayı dünya üzerinde önemi büyüktür.

Mekke’nin Fethi, Nedenleri ve Sonuçları

Hz. Muhammed (SAV), yolculuk ancak şu 3 mescitten birine olur, diyerek bunlardan birinin Mescid-i Aksa olduğunu bildirmiştir. Diğerleri ise Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi’dir.

Mescid-i Aksa Nerededir?

Mescid-i Aksa Nerededir?

Mescid-i Aksa, Kudüs’ün doğusundadır ve yaklaşık 144 bin metrekarelik bir alanı kapsamaktadır. Etrafı surlarla çevrilidir. Kubbet-üs-Sahra, Kıble Mescid gibi 200 civarı yapı, Mescid-i Aksa’nın içinde bulunmaktadır. Mescid-i Aksa, Morya Tepesi’ndedir. Tepenin en yükseğindeki kayalığın üzerinde Kubbet-üs Sahra bulunmaktadır. Kudüs ve Mescid-i Aksa, Filistin Devleti sınırları içerisinde yer almasına rağmen günümüzde İsrail’in işgali altındadır.

Mescid-i Aksa’nın Mimarisi

Mescid-i Aksa’nın Mimarisi

Hz. Muhammed (SAV), Mescid-i Aksa’nın, Kabe’nin inşasından 40 yıl sonra inşa edildiğini belirtmiştir. Ancak Kabe’nin de ne zaman inşa edildiği tam olarak bilinememektedir. Kabe hakkında bilinen en önemli bilgi, Hz. Adem ile Havva zamanında inşa edilmiş olmasıdır. Ayrıca milattan sonra 746 yılında meydana gelen depremle büyük hasar gören Mescid-i Aksa, o dönem yeniden inşa edilmeye başlanmış ve 771 yılında tamamlanmıştır.

780 yılına gelindiğinde ise dönemin halifesi Muhammed El Mehdi, Mescid-i Aksa’nın yeniden yapılmasını emretmiş bunun üzerine yapılan tadilatta Mescid-i Aksa’nın eni daha da genişletilmiş, uzunluğu ise kısaltılmıştır. Ayrıca 1033 yılındaki depremle yeniden tahrip olan Mescid-i Aksa, 1034-1036 yılları arasında tekrar yenilenmiş ve sahip olduğu revakların sayısı 15’ten 7’ye indirilmiştir.

Mescid-i Aksa’nın Tarihçesi

Mescid-i Aksa’nın Tarihçesi

Mescid-i Aksa’nın tarihi; Haçlılar Dönemi, Eyyubiler Dönemi, Osmanlı Dönemi ve Çağdaş Dönem olmak üzere ayrı ayrı incelenmiştir. Şimdi bu dönemler hakkındaki detaylı bilgileri sizlere sunacağız.

Mescid-i Aksa’nın Haçlılar Dönemi

1099 yılındaki Birinci Haçlı Seferi’nde Kudüs’ü ele geçirerek tahrip eden ve adını “Süleyman Mabedi” olarak değiştiren Haçlılar, Mescid-i Aksa’yı Krallık Sarayı’na çevirdiler. Ayrıca Mescid-i Aksa’ya, besledikleri atları yerleştirmek için bir de ahır kurdular. Bugün hala Mescid-i Aksa’ya gidenler, o bölgenin içerisinde bulunan Mervan Mescidi’ndeki sütunlarda, atların bağlanabilmesi için açılmış delikleri görebilmektedir.

Haçlılar, 1119 yılında Mescid-i Aksa’yı, Tapınak Şövalyeleri’nin merkezi yaptılar. Bu dönemde güney şerefesi genişletilen Mescid-i Aksa’nın içine kilise inşa edildi ve önemli bölümlerine haçlar yerleştirildi. Bugün Mescid-i Aksa’ya gittiğinizde göreceğiniz batı kısmındaki kadınlar mescidi ve doğu kısmındaki İslam Müzesi, Tapınak Şövalyeleri tarafından inşa edilen tonozlardan çevrilmiştir.

Mescid-i Aksa’nın Eyyubiler Dönemi

Müslümanların gelmiş geçmiş en başarılı komutanlarından biri olarak kabul edilen Selahaddin Eyyubi, 1187 yılında Mescid-i Aksa’yı Haçlılar’ın elinden alınca, bu kutsal mekan için artık Eyyubiler Dönemi başlamıştır.

Eyyubiler, Mescid-i Aksa üzerinde pek çok radikal değişiklikler yapmış, öncelikle bütün haçları içinden çıkarmışlardır. Mescidin tabanını boydan boya en pahalı halılarla döşemiş ve içini gül kokularıyla donatmışlardır. Ayrıca ceviz ağacından yapılmış muhteşem işlemeli ve sedef kakmalı bir minber, mescidin içine yerleştirilmiştir. 1516 yılına kadar Eyyubiler’in sınırları içerisinde yer alan Kudüs ve Mescid-i Aksa, 1516 yılında Osmanlı Ordusu’nun fethi neticesinde Osmanlı sınırlarına girmiştir.

Mescid-i Aksa’nın Osmanlı Dönemi

Kudüs’e 402 yıl boyunca hükmeden Osmanlı, Mescid-i Aksa’ya en uzun süre hizmet eden devletlerden biri olmuştur. 1516 ile 1918 yılları arasında Osmanlı toprakları içinde kalan Kudüs ve Mescid-i Aksa, Osmanlı Dönemi’nde çok büyük değişikliğe uğramamıştır.

Mescid-i Aksa, Osmanlı Topraklarına Yavuz Sultan Selim’in Mercidabık Zaferi sonrasında katılmıştır. Kudüs’e muzaffer komutan olarak giren Yavuz Sultan Selim’e gelen dönemin alimleri, Mescid-i Aksa’nın anahtarını ona teslim etmişlerdir. Yavuz Sultan Selim, Mescid-i Aksa içinde bulunan Kubbet-üs Sahra’nın bütün pencerelerini ayrıca 4 kapısından 3’ünü baştan aşağı yenilemiştir.

Mescid-i Aksa’yı ve Kudüs’ü korumak için inşa edilmiş surları tamamen yenileyen Kanuni Sultan Süleyman, bu surların üzerine 24 burç yaptırmıştır. Sultan Süleyman, Mescid-i Aksa için yaptırdığı onarımları bir kitabede toplamıştır. Bu kitabe 1800’lü yılların sonunda kaybolmuştur.

Osmanlı Padişahları içinde, Mescid-i Aksa üzerindeki en büyük yenileme faaliyeti Sultan Abdulaziz tarafından yapılmıştır. Onun döneminde Kubbet-üs Sahra tamir edilmiş, Mescid-i Aksa için genel bir onarım yapılmıştır. Bu yenileme faaliyetleri, hazineden yüklü miktarda saf altının harcanmasına sebep olduğu için bazı kimseler tarafından israf sayılmıştır. Hatta bu yüzden hazinenin ekonomik krize girdiği ve sonucunda Sultan Abdulaziz’in tahtı terk etmek zorunda kaldığı dile getirilmektedir.

Mescid-i Aksa’nın Çağdaş Dönemi

Mescid-i Aksa’nın Çağdaş Dönemi olarak kabul edilen yıllar 1922 yılından başlayarak günümüze kadar gelmektedir. 1922 yılında gerek İngiliz mimarlar ve mühendisler gerekse Mısırlı uzmanlar, Yüksek İslam Konseyi tarafından görevlendirilmişlerdi. Bu heyetin görevi mimar Kemaleddin Bey’in yaptığı çalışmaları denetlemekti.

Kemaleddin Bey’in yaptığı çalışmalar ağırlıklı olarak güçlendirme üzerineydi. Ancak surlar ve süslemeler üzerinde bölüm bölüm yenileme faaliyetleri de sürdürmüştü. 1927 ve 1937 yıllarında meydana gelen büyük depremlerde ayakta durmayı başaran Mescid-i Aksa’nın onarımına 1938 yılında tekrar başlandı ve bu onarım yaklaşık 4 yıl sürdü.

Mescid-i Aksa’ya Yapılan Saldırılar ve Kundaklama Girişimi

Mescid-i Aksa’ya Yapılan Saldırılar ve Kundaklama Girişimi

Hıristiyan terörist Denis Michael Rohan, 22 Ağustos 1969 Perşembe günü Kudüs’e saldırarak onu yakma girişiminde bulunmuştur. Bu saldırı yüzünden doğu bölgesindeki kiriş tamamen yıkılarak kullanılamaz hale geldi ve yukarıda bahsettiğimiz o muhteşem güzellikteki ceviz ağacından yapılan sedef kakmalı minber yandı. Rohan bu yangını, Mesih’in gelişini hızlandırmak için çıkardığını öne sürdü. Psikolojik olarak rahatsız olduğu yönünde rapor verilen Rohan, 1974 yılında “insani sebeplerle” affedildi ve daha ileri safhadaki tedavilerinin yapılması amacıyla Avustralya’ya ailesinin yanına gönderildi.

Kundaklamanın olduğu 1969 yılında, İslam devletleri, Rabat’ta bir araya geldi. Bu toplantı aynı zamanda İslam Konferansı Örgütü’nün ilk tohumlarının atıldığı buluşma oldu. Daha sonrasında Mescid-i Aksa, çoğunluğu Türk ustalardan oluşan bir ekip tarafından tekrar onarılmıştır.

80’li yıllara gelindiğinde, gizli örgüt üyesi olan iki Yahudi Ben Shoshan ve Yehuda Etzion, Mescid-i Aksa’yı bombalamaya kalktı. Bu iki Yahudi terörist, daha sonra yaptığı açıklamalarda, bombalı saldırıyla Siyonist oluşumlardaki ruhsal uyanışı hedeflediklerini öne sürmüşlerdir. Ayrıca diğer amaçlarının, Mescid-i Aksa üzerindeki 3. tapınağı tekrar inşa etmek olduğunu söylemişlerdir.

1988 yılına gelindiğinde ise Birinci İntifada döneminde, dünyanın dört bir yanından gelen Müslümanlar Mescid-i Aksa önünde gösteri yapmaya ve mescide namaz kılmaya başlamışlardır. Bu esnada Müslümanların üzerine ateş açan Siyonist güçler, namaz kılan 40 kişiyi şehit etmişlerdir.

Mirac Kandili Nedir? Ne Zaman Kutlanır? Önemi Nedir?

Bundan 2 yıl sonra ise Yahudilerden radikal bir grubun Mescid-i Aksa’yı “Tapınak Tepesi” ilan etmesini ve üçüncü tapınağın temel taşını yerleştirmeyi amaç edinmesini protesto eden 22 Filistinli, İsrail polisleri tarafından şehit edilmiş, aynı olayda 100’den fazla Müslüman da yaralanmıştır.

Son olarak 6 Aralık 2017’de ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’da düzenlediği basın toplantısında Kudüs’ü “İsrail’in başkenti” olarak tanıması ve ülkesinin Tel Aviv’deki büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınması için hazırlıklara başlaması talimatı vermesiyle birlikte Türkiye, Mısır, İran, Lübnan, Ürdün, Irak, Pakistan, Somali, Afganistan, Bangladeş ve Malezya gibi birçok ülke itiraz etti ve sokaklara döküldü. Fransa, Almanya, İtalya, İsveç ve İngiltere bu kararı onaylamadıklarını bildirdiler.

Konu Hakkında Bilgilendirici Video

Sonuç ve Okura Sorular

Mescid-i Aksa bütün ilahi dinler için önemli bir yere sahiptir. Müslümanların ilk kıblesinin Mescid-i Aksa olması, Mescid-i Aksa'yı değerli hale getirmektedir.
Mezcid-i Aksa dinimizdeki yeri açısından size ne ifade ediyor?
Son dönemlerde Kudüs'ün İsrail'in başkenti olarak tanınması konusu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Mescid-i Aksa'yı ziyaret etme şansınız oldu mu? Deneyiminizi paylaşır mısınız?



Okur Yorumları

2 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilgihanem'i Takip Edin

En Yeniler