Abdullah Cevdet Kimdir? Hayatı ve Eserleri

Yazar, düşünür, çevirmen, siyasetçi ve göz doktoru gibi çok farklı sıfatlara sahip olan Abdullah Cevdet Karlıdağ, batıcılık akımını benimseyen isimlerden biridir. 2. Meşrutiyetin şekillenmesinde büyük katkısı olan Abdullah Cevdet, hayatının bir bölümünü sürgün şekilde geçirmiştir. Göz hekimliği mesleğinin yanında birçok esere ve çeviriye imza atan Cevdet'in kısaca hayatı sizlerle...

Abdullah Cevdet büyük ölçüde hekimliğiyle tanınan bir yazardır. Göz hekimi olmasına karşın çoğunlukla beyin çalışma sistemi üzerine eserler kaleme almıştır.

Sürgün edildikten sonra yurda döndüğünde Damat Ferit Paşa tarafından atandığı görevinde kadınlara genelevde çalışmaları için vesikalık uygulamasını başlatarak adından söz ettirmiş ama bu uygulamasından ötürü görevinden de alınmıştır.

Batıcılık akımından, batılı yazarların birçoğundan çok etkilenmiş olan Abdullah Cevdet, Osmanlı’nın yenileşme hareketlerinde var olmaya çalışmıştır. Eğitimlerini büyük oranda askeri okullarda yapmasına karşın askerlik görevinde bulunmamıştır. Kendi açtığı basımevinde yayınlarıyla dikkatleri üzerine çekmiş; neticesinde basımevini kapatmak durumunda kalmıştır. Abdullah Cevdet kendi yazdığı şiirler, düşünce yazıları, felsefi eserler dışında özellikle çeviriler üzerinde başarı sağlamış bir yazardır. Bir dönem siyaset üzerine de çalışma yapan Abdullah Cevdet kısa sürede ilişkisini kesmiştir. Dinsizlikle suçlanan Abdullah Cevdet, cenazesinde sahipsiz kalmış; hatta cenaze namazı kılınmaması gerektiği söylentileri ortaya çıkmıştır.

Abdullah Cevdet Kimdir?

Abdullah Cevdet Karlıdağ, 1869 yılında Malatya’da dünyaya gelmiştir. Kürt kökenli Cevdet; siyasetçi, düşünür, çevirmen, şair ve göz hekimidir. Osmanlı döneminde batıcılık akımının en iyi temsilcilerindedir. Kendisi 2. Meşrutiyet döneminde düşünce yapısının şekil almasında fazlasıyla etkili oldu. Abdullah Cevdet, felsefe, tıp, siyaset, sosyoloji gibi alanlarda yetmişin üzerinde eser yazmış ve çeviri yapmıştır. İbrahim Temo ve diğer hekimlerle birlikte İttihad-i Osmani Cemiyeti’ni kurdu. Bu cemiyet ilerleyen dönemlerde İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne dönüşmüştür. İbrahim Temo’nun hayatını öğrenmek isteyenler bu yazımıza bakabilir.

Abdullah Cevdet’in Hayatı

Doğum tarihinin 1869 ve 1867 olduğu yönünde iki farklı bilgi vardır. Babası Hacı Ömer Vasfi Efendi’dir. Cevdet, ilköğrenimini Agapir ve Hozat’ta tamamlamıştır. Eğitimini tamamladıktan sonra ailesiyle birlikte Harput’a gitmek durumunda kalmıştır. 1885 yılında Elâzığ Askeri Rüşdiyesi’nden mezun olmuştur. İstanbul’a 15 yaşında gelen Abdullah Cevdet, Kuleli Askeri Tıbbiye İdadisi‘ne girmeyi başardı. Buradan üç yıl sonra mezun oldu ve eğitimine Askeri Tıbbiye’de devam etti.

Tıp Yılları

Abdullah Cevdet, kendisini çok etkilemiş olan Kraft und Stoff isimli kitabın bir kısmını Fizyolociya-i Tefekkür ismi ile Türkçeye çevirdi. 1890 yılında beyin fonksiyonlarını konu alan Dimağ isimli kitabı yazmıştır. Fünun ve Felsefe isimli çalışmasının taslağını hazırladı. Okulun son döneminde Fizyolociya ve Hıfz-ı Sıhhat-i Dimağ ve Melekat-ı Akliyye isimli kitaplarını hazırladı ve aynı konular üzerine çeşitli mecmualarda makaleler kaleme aldı. Tıp eğitimini 1894 yılında tamamladı ve göz hekimi olarak görev almaya başladı.

İçtihat Basımevi

1904 yılında İçtihat isimli basımevini kuran Abdullah Cevdet, burada sürekli batılaşma yönünde eserler bastı. 1905 yılında Cenevre’de Muhammed Abduh ile görüştü ve kendisinin görüşlerinden etkilendi. Yine 1905 yılında Osmanlı’nın baskısı ile İsviçre’den sınır dışı edildiğinde basımevini Kahire’ye taşımak zorunda kaldı. Burada Erzurum ayaklanmasını destekleyen yazılar kaleme aldı. Doğu ve Batı arasındaki düşünce alışverişini gerçekleştirmek adına Sadi, Mevlâna, Hayyam, Shakespeare, Schiller ve Byron gibi ünlü isimlerden çeviriler yaptı. İslamcılığın Tarihi Üzerine Deneme ve Tarih-i İslamiye isimli eserleri çevirdi. Bu eserler İslam’ı ağır şekilde eleştirdiği düşünülerek 1910 yılında yasaklandı.

Yurda Dönüşü

İstanbul’a 1910 yılında dönen Abdullah Cevdet, Kütüphane-i İçtihad serisini yayımladı. Eleştirel tutumu nedeniyle İttihat ve Terraki yönetiminde baskılara maruz kaldı ve 1914 yılında basımı durdurdu. İkdam gazetesinde imzasız yazılarını yazan Abdullah Cevdet, işgal yıllarında Damat Ferit Paşa tarafından Sıhhiye Genel Müdürlüğü’ne atandı. Burada kadınlara genelev vesikası verilmesi uygulamasını başlattığından görevden alındı. Yurda döndükten sonra İngiliz Muhipler Cemiyeti’nin kurulmasında rol aldı ve Kürt Teali Cemiyeti‘nde faaliyet gösterdi. Bahailik konusunda kaleme aldığı yazı dizisi dini çevrelerce sert tepki ile karşılaştı.

I. Dünya Savaşı döneminde Abdullah Cevdet, İngiliz taraftarı ve Kürt milliyetçisi örgütlerin içinde faaliyette bulunmuştur. Cumhuriyet döneminde alınan bir kararla devlet görevine alınması ömür boyu engellenmiştir. Devlet görevinde bulunamayacağından yaşantısına şiir yazarak, çeviri yaparak devam etmiştir. Bu dönemde Atatürk’ün isteği ile Jean Meslier’in din eleştirisi kitabını dilimize çevirmiştir. Bu çeviri Akl-ı Selim ismi ile devlet matbaasında basılmıştır.

Abdullah Cevdet’in Ölümü

Abdullah Cevdet, 1932 yılında 29 Kasım günü İstanbul’da hayatını kaybetmiştir. Ünlü düşünürün ölüm sebebi kalp krizi olarak belirlenmiştir. Cenazesine katılan olmamış hatta dinsizlikle suçlandığı için namazının kılınmaması gerektiğini söyleyenler olmuştur. Peyami Safa’nın ricası üzerine namazı kılınmış ve cenazesi belediye görevlileri tarafından kaldırılmıştır. Abdullah Cevdet, Merkez Efendi Mezarlığı‘na defnedilmiştir.

Abdullah Cevdet’in Eserleri

Abdullah Cevdet vaktinin büyük kısmını çeviri yaparak geçirmiştir. Hayyam’dan Rubaiyat, Gustave Le Bon’dan Ameli Ruhiyat, İlm-i Ruh-i İçtimat, Dün ve Yarın, Asrımızın Hususu Felsefiyesi çevirilerini yapmıştır. Türk edebiyatının önemli isimlerinin Mevlana Celaleddin-i Rumi‘nin divanında yer alan eserlerden seçmeler yapıp çevirmiştir. 1928 yılında Jean Meslier’den Akl-ı Selim’i çevirmiştir. Çevirileri dışında Hiç, Tuluat, Türbe-i Masumiyet isimli şiir kitapları ve Ramazan Bahçeleri isimli mensur kitabı vardır. Abdullah Cevdet ayrıca birkaç adet düşünce eseri de kaleme almıştır. Bunların en ünlüleri Dimağ olmuştur. Fizyolacya-i Tefekkür ile Fünun ve Felsefe de düşünce eserlerindendir. Düşünce eserleri Türk edebiyatına çok şey katmıştır.

Okur Yorumları


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir