Karıncalar Hakkında Bilgi; Karınca Nedir? Özellikleri Nelerdir?

Dünya üzerinde yaşayan en etkileyici yaratıklardan biri olan karıncaları olağanüstü çalışkanlıklarıyla tanırız. Özellikle yaz aylarında çoğumuzun evini adeta istilaya uğratan bu küçük şeker canavarlarının hiç bilinmeyen yönlerini bu yazımızda ele alacağız.

Yaşamımızın her alanında sıkça rastladığımız ama çoğu zaman önemsemediğimiz bu minik canlıların dünyası oldukça ilginçtir. Dünya üzerinde bulunan en kalabalık canlılardan olan karıncalar oldukça gizemlidirler. Evimizde, bahçemizde, yolda, tarlada, çölde, ormanda kısacası hemen her yerde onlara rastlamak mümkündür. Buzlu kutup bölgeleri hariç en fazla tropik alanlarda olmak üzere dünyanın her tarafında yaşamaktadırlar.

Sonbahar aylarında yuvalarının donmayan derin bölgelerine çekilip bütün kışı burada uyuşuk bir halde geçirirler. Arı ve yaban arılarıyla aynı familyadan gelen bu hayvanlar cemiyet hayatı yaşar ve böcekler sınıfının bu hayatı yaşayan en geniş familyasını oluştururlar. Küçücük bedenlerinin aksine kendilerinden beklenmeyecek işler yapabilirler. Aynı zamanda oldukça hızlı hareket ederler.

Bitler Hakkında Bilgi; Bit Nedir? Nasıl Oluşur? Özellikleri, Çeşitleri ve Zararları Nelerdir?

Çoğunluğu yer altında yuva yaparken yer üstüne yuva yapanları da vardır. Doğada bulunan her canlı gibi beslenmek ve yaşamlarını sürdürebilmek için emek sarf ederler. Tıpkı arılar gibi kolonilerde yaşarlar ve her bir karıncanın koloni içinde ayrı bir görevi bulunmaktadır. Kraliçe karınca, savaşçı karınca ve işçi karınca bahsedilen bu kolonilerin üyeleridir. Türlerine bağlı olarak bu koloniler milyonlarca karıncadan oluşabilir. Çoğu zararsız olan bu canlıların zaman zaman ısırıklarıyla karşılaşmak mümkün olabilir.

Karınca Nedir?

Karınca Nedir?Zar kanatlılar (Hymenoptera) takımından, Karıncagiller (Formicidae) familyasından gelen, topluluk halinde yaşayan, eklembacaklı bir böcek türüdür. Latince ismi “Formica” olarak bilinir. Topluluk halinde yaşayan sosyal canlılardır ve organize olarak birlikte hareket ederler. 2-25 mm civarı boyutlarındadır.

Sahip oldukları benzersiz yetenekleriyle hayranlık uyandıran bu hayvanların 10.000-12.000’den fazla türü olduğu söylenmektedir. Omnivor olarak beslenirler yani çoğunlukla her şeyi yiyebilirler. Yaprak bitleri, böcekler, küçük canlılar veya ölü omurgasızlar ile bitki ve meyvelerin özleri bu hayvanların besin kaynakları arasındadır.

Birçok böceğe yem olmalarına rağmen evlere girdiklerinde ise (karıncayiyenler, kertenkeleler, karınca aslanı) küçük böcekler de dahil, başta şekerli gıdalar olmak üzere hemen her şeyi yerler. Doğadaki şaşmayan dengenin korunmasında rolleri büyüktür.

Genel anatomileri bakımından diğer böcek türleriyle benzerlik gösterirler. Bütün böceklerde olduğu gibi baş, göğüs ve karın olmak üzere üç bölgeden oluşan vücutları; derilerinden salgılanan kitinden meydana gelmiş kutikulayla kaplıdır. Bu madde sert bir örtü görevini görür. Eklemli altı adet bacakları bulunur. Baş kısımlarında ise iki petek ve üç adet osel (nokta) göz bulunur.

Göğüs ve karın bölgelerini birleştiren ince belleri (pedikül) bu canlıların en belirgin özellikleri olmakla birlikte buna ek olarak başlarındaki dirseğimsi kıvrık biçimli bir çift anten ayırt edici özelliklerindendir. Bu antenlerini gözlerinden daha fazla kullanırlar. Hatta bazı türlerinde gözler körelmiş bile olabilir. Avustralya’da bulunan Mrymecia türündekiler diğer türlerin aksine çok iyi görür. Ağız kısımlarında ise kesici özellikte iki adet kıskaç bulunur.

Alt çeneleri (mandibula) farklı şekillerde biçimlenen bu canlıların çene yapıları yaprak kesen türlerinde makas gibi keskin; savaşçılarda sivri ve düşmanlara zarar verebilecek yapıdadır. Testereyi andıran veya öğütücü tipte olanları da mevcuttur. Hem etçil hem de otçul olarak beslenen karıncaların belleri kadar ince olan boyun kısımları vardır.

Bu canlıların renk ile büyüklüğü beslenme alışkanlıkları ve türlerine göre değişiklik gösterebilir. Çoğunlukla siyah, kahverengi ile kırmızımsı, mavi ve hatta morun tonlarında bile olabilirken; her ortama uygun renkleri de bulunur.

Olağanüstü derecede zeki, çalışkan, üretken ve hızlı canlılardır. Gece gündüz yorulmadan durmaksızın çalışırlar. Solunum yapmaya yarayan “trake” adı verilen bir sistemleri bulunmaktadır.

Ön bacaklarını bir el gibi kullanan karıncalar bu bacakları besin yakalama, yuvadaki yumurta ve kozaların yerini değiştirme ve vücut temizliklerinde kullanırlar. Üç çift bacakları yürüme esnasında adeta bir robot gibi hareket eder.

Temizliğe son derece düşkün olan karıncaların bacaklarının ilk çiftinde kıllardan meydana gelen temizleme tarakları vardır. Bu özellikleriyle tıpkı arıları andırırlar.

Çoğu toprağa ya da bir taşın altına yerleştirilmiş dallardan, kumdan ya da çakıldan yapılmış yuvalarda yaşarlar. Bazı türleri ağaçlarda da yaşayabilir. Kış aylarında yuvalarını sabit bir sıcaklıkta tutmaya çalışırlar.

Karıncaların Özellikleri Nelerdir?

Karıncaların Özellikleri Nelerdir?Doğadaki her canlı gibi bizi şaşırtan, çalışkanlıklarıyla adeta insanlığa örnek olan bu minik canlıların birbirinden ilginç özelliklerini listeledik:

  • İnsanlar dışında tarım yapan tek canlılardır. Kopardıkları bitki yapraklarını toprak altındaki kolonilerine taşıyıp orada saklarlar ve yaprakların üzerinde mantar yetiştirirler.
  • Yetiştirdikleri mantardan kendilerine gerekli olan proteini alırlar.
  • Antarktika dışında dünyanın her yerinde bulunurlar.
  • En göze çarpan faaliyetleri yuva dışında besin aramaktır.
  • Karınca topluluklarında iş bölümü, bireyler arası iletişim ve karmaşık problemlerin çözümü görülür. Bu özellikleriyle kendilerinden kat kat daha büyük olan insanları andırırlar.
  • Birinci kısmı besinleri emmeye yarayıp pompa görevi gören, ikinci kısmı besinleri muhafaza eden, üçüncü kısım da genişleyebilen yapıdaki kursak olan üç adet mideleri bulunur.
  • Bu minik canlıların kulakları yoktur. Yerdeki titreşimleri hissederek ayaklarındaki özel yapılar sayesinde sinyalleri yorumlarlar.
  • Karıncaların ciğerleri yoktur.
  • Bir karınca türü olan M. smithii türünün tamamı dişidir. Kraliçe karınca aseksüel olarak ürer.
  • Oldukça fedakar olan karınca aç bir arkadaşına rastladığında antenlerini onun antenlerine dokundurarak besin aktarımı yapar. Bu olaya trofalazı (boşalma) denir.
  • Bir karınca midesi tamamen dolu olsa dahi açlıktan ölebilir. “Sosyal mide” denen kısıma besinlerin çoğunu aktarır ve kendisi bunlardan faydalanamaz. Oradaki besinleri diğer karıncaları beslemek için kullanır.
  • Bazı karınca türlerinde zehir bulunur.
  • Salgı bezlerini kullanarak yiyeceğin olduğu yere kadar giden bir koku izi bırakırlar. Böylece bir besinin varlığını diğerlerine haber verebilirler.
  • Karıncalar anüste bulunan salgı bezleriyle yeni yuvanın bulunduğu bölgeye koku izi bırakırlar. Bu hareket, yuvaya davet mesajı sayılabilir.
  • Yaşam alanları olan koloniler yarım kilometre çapa ulaşabilen oldukça karmaşık yapılardır.
  • Bir karınca kolonisi; yumurta bakım odaları, yiyecek depoları, çöp alanları, havalandırma sistemi, acil çıkışlar, köprüler, bağlantılar ve kavşakları içinde barındırır.
  • Her koloninin kendine has bir kokusu vardır.
  • Toprağın havalanmasını sağladıkları için ekosisteme fayda sağlarlar.
  • 28 yıla kadar yaşadığı bilinen kraliçe karınca böcek türlerinin içinde en uzun yaşayanıdır.
  • Polyergus lucidus gibi bazı türleri köle yapan karıncalar olarak bilinir. Komşu kolonileri işgal edip sakinlerini yakalar ve onları çalışmaya zorlarlar. Buna “köle baskınları” denir.
  • Çok çalışkan olmalarına rağmen %20’lik bir kısımları vardır ki bunlar hiç iş yapmaz, “tembel karıncalar” diye bilinirler.
  • Bu çalışkan canlıların geçmişi oldukça eskidir. 130 milyon yıl öncesinde yani dinozorların çağından beri yaşadıkları bilinmektedir.
  • Türlerine göre çeşitli işleri kendilerine görev edinen canlılardır. Mantar yetiştirme, bitki bitleri büyütme, yol yapma, diğer karıncaları yedek besin deposu olarak kullanma bu görevlerden bazılarıdır.
  • Vücutlarında bitkilerin yapısında bulunan selülozu sindirebilecek enzimler bulunmaz.
  • Bir karıncanın ömrü ortalama 45-60 gün arasında değişir.
  • Erişkin bir karınca katı yiyecekleri yutamaz, bunun yerine yiyeceklerin suyunu emer.
  • Bir ağırlıkları olmadığı için çok yüksekten düşseler dahi ölmezler. Bu yükseklik bir uçak bile olabilir.
  • Tarımın yanı sıra aphid adı verilen bir çeşit ağaç bitiyle hayvancılık da yapan bu canlılar, bu bitleri besleyerek salgıladıkları tatlı sıvıdan faydalanırlar.
  • Kara bahçe karıncaları dışkılarını yuva içinde tuvalet olarak belirledikleri alanlarda biriktirirler.
  • Baş kısımlarındaki anteni dokunmanın yanı sıra koku almak için de kullanırlar.
  • Karıncalar öldüklerinde vücutlarından bir sıvı salgılanır. Bu sıvı ölümü diğer karıncalara haber veren bir sinyal niteliğindedir.
  • Ölüm haberini alan karıncalar ölüyü mezarlığa taşırlar.
  • Narin görünmelerine rağmen oldukça güçlü bünyelere sahiptirler.
  • İnsanlar bireysel bilince sahipken karıncalar tek başlarına bilinç sahibi olamazlar. Ancak bir grup karınca bir araya geldiğinde bilinçli davranabilir.
  • Bazı karınca türleri bir koloniye ait olmadan göçebe olarak hayat sürerler.
  • Bir karınca kendi ağırlığının onlarca katını taşıyabilir.
  • Kurdukları kolonilerde bazen tıpkı insanlar gibi savaşırlar.

Karınca Türleri Nelerdir?

Karınca TürleriDünya üzerinde bilinen 10.000’den fazla, bilinmeyenlerle birlikte yaklaşık 35.000 karınca türü olduğu tahmin edilmektedir. Her bir türün de kendi içinde çok fazla çeşidi vardır. Dünyanın çalışkan mimarlarının yaygın olan birkaç türünü aşağıda açıkladık:

Bal Karıncaları

Bazı işçi karıncalar diğer karıncalar tarafından yağmurlu havalarda su ve bal özleriyle beslenirler. Yaprak bitlerinden elde ettikleri şekerli sıvı ve bitki nektarlarıyla beslenenler de en sıra dışı tür olan bal karıncalarıdır. Birçok karınca türü bal karıncalarının sindirim artığı olan şekerli sıvıyı besin olarak kullanır.

İşçiler tarafından yuvaya taşınan bal; vücutlarının alt kısımlarını şişirerek bal kesesi haline gelmiş bal karıncalarının ağzına boşaltırlar. Balla dolan bu karıncalar etrafta dolaşamazlar.

Soğuk, kurak ve çiçeksiz geçen mevsim boyunca kolonideki tüm karıncaların beslenmesini sağlamak için tavana ayaklarıyla tutunarak asılı dururlar. Böylece adeta bir kiler görevi görürler. Acıkan karınca ağzıyla ona dokunarak sinyal verdiğinde bir damla balı onun ağzına damlatırlar.

Gerekmedikçe hareket etmedikleri için fazla enerji harcamazlar. İhtiyaç duyduklarında kendileri de bu balı tüketebiliyorken, çok fazla acıktıkları görülmez. Üstelik kendi ağırlıklarının sekiz katı kadar balı vücutlarında tutabilirler.

Avustralya’nın güneyinde bulunan bu canlılar zor hareket ettiğinden insanlar tarafından kolayca yakalanabilir. Fakat çoğunlukla toprak altında bulundukları için güvendedirler.

Yaprak Kesen Karıncalar: “Attalar”

Çeneleriyle kopardıkları yaprak parçalarını başlarının üzerinde yuvalarına taşımaları en ilginç özellikleridir. Genellikle tropik bölgelerde bulunurlar. Kesme işlemiyle görevli olanlar yaprağı kesmeden önce onun kırılganlığını artıran bir ses dalgası yollayarak daha kolay kesilmesini sağlarlar.

Yaprakları bir şemsiye gibi üstlerinde taşıyıp altına gizlendiklerinden şemsiyeli karıncalar olarak da bilinirler. Taşınan bu yaprakları besin olarak kullanmayan bu karıncalar, onları çiğner ve lapa haline getirir. Ardından, kuru yapraklar üzerine sererek mantar yetiştirirler. Elde edilen bu mantar, protein açısından oldukça zengindir.

Ordu Karıncaları (Lejyonerler)

Etçil olup sadece tropik iklimlerde bulunurlar. 6-12 cm civarı boyutlarıyla adeta çok sayıda askeri bulunan düzenli bir ordu gibi hareket ederler.

Görme yetenekleri olmadığı için direkt güneş ışığına maruz kaldıklarında ölebilirler. Bu sebeple geceleri ya da gölgede hareket ederler. Tüm yaşamları boyunca öldürmek dışında bir eylemde bulunmadıkları için katil karıncalar olarak da bilinirler.

Devamlı üyesi oldukları bir yuvaya sahip olmayan lejyoner karıncalar güçlü çeneleriyle toprakta tüneller oluştururlar. Bir yuvaya ihtiyaç duyduklarında birbirlerine kenetlenerek tümüyle karıncalardan meydana gelen yuvalar oluştururlar. Çok sayıda karıncadan meydana gelen bu yuvaların ortasında kraliçe ve yumurtalar vardır.

Diğerleri bireysel olarak besin ararken, ordu karıncaları hep birlikte hareket ederler. Yollarından çekilmeyen kertenkele, yılan ve kurbağaları öldürebilme yetileri vardır. Sürü akını denilen bu harekette öldürdüğü hayvanları yemezler.

Bu canlıların en korkunç türü ise Afrika’daki “Doryline Anomma” ve tropik Amerika’da yaşayan “Eciton” karıncalarıdır. Anomma ordusunun gelişi o bölgedeki canlılar için büyük panik demektir. İki milyondan fazla askeriyle önlerine çıkan her şeyi imha ederler. Bir çeşit çığlık sesi ve kuşların kaçışı sürünün habercisidir.

Yollarına çıkan tavukları, memelileri ve böcekleri öldürürler. Hatta o bölgedeki insanların bile orayı terk etmesine neden olurlar. Anomma türleri öylesine tehlikelidir ki, kafesteki bir parsı bir gecede iskelet haline getirebilmişlerdir. Bu korkunç hayvanların geçtiği yerde canlı kalmamaktadır. Yürüyüşleri öylesine güçlüdür ki, akarsular dahi onları durduramaz.

Aşılması zor olan bir yükseklik veya nehirle karşılaştırdıklarında birbirlerine tutunarak bir köprü oluşturan bu karıncaların kraliçeleri, yumurtaları ve larvaları bu köprüden geçirilir. Tüm bu tehlikelerine karşın zararlı böcekleri yok ederek fayda sağlarlar.

Ateş Karıncaları

Büyük koloniler halinde yaşayan bu türler çok saldırgandır. Küçük yapılı ve kırmızı renklidirler. Küçük hayvanları ve sürüngenleri vücutlarında bulunan zehirli iğneyle öldürebilirler. İnsanlarda ise alerjik şok etkileri yaratırlar.

Tarım alanlarına zarar verip açtıkları tünellerle yol ve asfaltta çökmelere dahi neden olabilirler. Hatta elektrik kablolarını parçalayarak kesintilere yol açtıkları da kayıtlara geçmiştir.

Bu tehlikeli türlerin besinlerine mikrop vererek planlanan öldürme çalışmaları başarısızlıkla sonuçlanmış, bu karıncaların boğazında mikrop geçişini engelleyici yapıların bulunduğu görülmüştür. Kısacası mikroptan etkilenmemektedirler.

Geliştirdikleri bir başka savunma yöntemi olan zehir keselerindeki anti-mikrobik sıvıyı yuva çevresine ve yavrulara püskürtmedir. Böylece yuvayı dezenfekte ederler. Bu korkunç türlerin en büyük düşmanı ise Solenopsis Davgeri isimli asalak bir karıncadır. Kraliçelerin ölmesini sağlar ve kendisi onun yerine geçer.

Hasat Karıncaları

Bu karıncaların görevi topladıkları tohumları yuvanın ambarına taşımaktır. Diğerleri topladıklarını yerken; hasatçıların bir grup işçisi tohum özlerini çiğner ve bir tür karınca ekmeği oluşturur. Tükürüklerindeki enzimlerle nişastayı şeker haline getirirler. Bu şekerle soğuk ve kurak mevsimlerde larvalar ve diğer karıncalar beslenir.

Dokumacı Karıncalar

Ağaçlarda yapraklardan inşa ettikleri yuvalarda yaşayan bu türlerin yuva yapım aşaması oldukça ilginçtir. Yuva yeri belirlenir ve bir karınca yaprağın ucunu kıvırmaya başlar. Diğer işçiler de aynı yerden yaprağı çekiştirerek kıvırmasına yardım ederler.

Yuva inşasında çok fazla yaprak gerektiğinde yapraklar arasında karıncalardan oluşan canlı zincirler oluşturulur ve böylece yapraklar birbirine bağlanır. Özel olarak yetiştirilen küçük boyuttaki larvalar ağızlarının altındaki bir bölümden salgıladıkları ipekle yaprağın birbirine tutturulması gereken yerleri bağlar. Adeta bir dikiş makinesi görevini gören larvalar sayesinde yuva hazır hale gelir.

Firavun Karıncalar

Isırma ve sokma gibi alışkanlıkları olmayan bu minik türler şeker karıncaları ve sidik karıncaları olarak bilinirler. Genellikle kapalı yerlerde yaşayıp yuvaları dışarıda bulunmaz. Şeker, kek, ekmek ve yağlı besinleri yerler.

Çoban Karıncaları

Tatlı maddelere oldukça düşkün olan bu türler, yaprak bitlerine daha fazla ilgi duyarlar. Damlalar halindeki tatlı sıvılarla beslenirler. Yaprak biti bulunan bitkileri diğer böceklerden korurlar.

Yaprak biti sürüsünü otlatmayı, yuvalarında barındırmayı ve düzenli olarak sağmayı bir görev edinmişlerdir. Bazı karıncalar da şekerli bir sıvı salgılayan tırtılları oldukça sever. Kendilerinden kat kat büyü kolan tırtılların sırtına binip kendilerini taşıtırlar.

Karın bölgesinin son kısmını antenleriyle okşayarak bu sıvıyı salgılamasını sağlayan karıncalar, bindiği tırtılı düşmanlarına karşı korumaktadır.

Arjantin Karıncaları

Arjantin ve Brezilya’ya özgü olan bu tür aynı zamanda güney ülkelerinde de bulunabilir. Koyu kahverengi ya da parlak siyah renktedir. Diğer türlerde yiyecek toplamaktan sadece işçi karıncalar sorumluyken Arjantin karıncalarının kraliçeleri de onlara yardım eder. Başta tatlı besinler olmak üzere yumurtadan ete kadar hemen her şeyi yerler.

Marangoz Karıncalar

Yuvalarını tahtaya inşa etmeleri üzerine bu ismi almışlardır. Evlere ciddi zararlar verebilen türler olup yuva oluşturmada kullandıkları ahşabı yemezler. Ölü böcekler, bitkilerden elde edilen tatlı sıvılar onların besinleridir. Ağaç kütükleri, odunlar veya küflü veya nemli olabilecek bölgelerde yaşayan bu türler evi ayakta tutan ahşaba zarar verebilir.

Kokulu Ev Karıncaları

Ezildiğinde ortaya çıkardığı ezilmiş Hindistan cevizi kokusu bu ismi almalarında etkili olmuştur. Ev içine ya da evlerin etrafına yuva yaparlar. Başta kavun olmak üzere şekerli gıdaları ve ölü böcekleri yerler. Duvar ve zemin çatlaklarına da yuva yaptıkları olur. Sağlık açısından bir tehdit oluşturmazlar.

Kaldırım Karıncaları

Kaldırımdaki çatlaklar içine yuva yapan bu karıncalar ABD, Kaliforniya ve Washington’a özgüdür. İç mekanlarda da yaşayabilirler.

Karıncalarda Sınıf Sistemi Nasıldır?

Karıncalarda Sınıf Sistemiİş bölümünün yönettiği bir sosyal sistem olan karınca kolonilerinde yaşayan üç farklı sınıfta karınca vardır: Kraliçe, erkek ve işçi-asker karıncalar. Bu üç türden her birinin görevleri birbirinden farklıdır ve koloninin hayatta kalabilmesi için uğraşırlar.

Kraliçe Karınca

Üreme yeteneğine sahip olup eşeysel organları gelişen karıncadır. Diğer karıncalara göre daha iri olmaları ve kanatlı olmalarıyla ayırt edilebilir. Ömürleri 10-20 yıla kadar uzayabilen kraliçelerin bu özelliği türlerine göre farklılık gösterebilir.

Kanatlı yapıları sayesinde göğüs kısımları daha kuvvetli ve geniştir. Güçlü çenelere sahip değildirler ve işçilerde bulunmayan nokta gözler kraliçelerde bulunur.

Yuvanın onlar için ayrılan alt kısımlarında yaşamını sürdürür. Bıraktığı fazla miktarda yumurtalar nedeniyle vücudu gittikçe irileşir. Her türlü ihtiyaçlarını işçi karıncalar karşılar.

Beslenme sırasında yuvadaki genel durumu kraliçeye aktaran işçiler bunu feromenler (tür içi sinyaller) sayesinde bunu yaparlar. Durumu değerlendiren kraliçeler hangi karınca kategorisinde kayıp olduysa ona göre üreme yapar böylelikle üreme ihtiyaca göre belirlenir. Bu canlılarda arılarda olduğu gibi kraliçelerde liderlik güdüleri bulunmaz. Zaman zaman sadece yavruların beslenmesi için de yumurta bırakabilirler.

İşçi Karıncalar

Kraliçenin kısır dişi yavrularına verilen addır. Karınca türleri arasındaki en kalabalık sınıftır. Üreme yetenekleri olmayan bu dişiler; yuvayı büyütme, yeni odaları açma, yiyecek temini, yavruların bakımı, yuvanın korunması gibi çeşitli görevleri yerine getirirler.

Yapı olarak kraliçeden daha küçüktürler. Kanatları bulunmaz. Kuluçka odalarında saklanan yumurtaların bakımları işçi karıncalardan oluşan bakıcılar tarafından yapılır. Yavru bakımıyla genç ve deneyimsiz olanlar ilgilenirken; daha yaşlı ve tecrübeliler yiyecek bulma ve savunma görevini üstlenirler.

Bakıcılar tarafından uygun sıcaklık ve nem barındıran kreş tipi odalarda bakılan larvalar oldukça değerlidir ve bir tehlike durumunda daha güvenli bölgelere taşınırlar.

İşçi karıncalardaki sosyal mide sadece kendi ihtiyaçlarını değil, tüm toplumun ihtiyaçları için görev yapar. Kraliçenin olmadığı bazı türlerde üreme görevini de yerine getiren işçi karıncalar bazen döllenmemiş yumurta da üretirler. Bazı işçi karıncaların görevi ise kolon hijyeni sağlamak ve ölenleri taşımaktır.

Asker Karıncalar

Koloniyi koruma, avlanma, yeni yuva yerleri bulma gibi görevleri vardır. Savaş taktikleri ve stratejileri geliştirirler. Bazıları saldırgan olabilir.

Erkek Karıncalar

Küçük bir baş, geniş gözler ve midesinin sonunda dişiyi tutmaya yardımcı olan bir çift uzva sahip olan erkekler; kraliçe ve işçilere göre daha ince yapılıdırlar. Görme yetileri gelişmiş olan bu karıncalar kanatlarını atmazlar. Çiftleşmeden hemen sonra yuvadan uzaklaştırılırlar ve kısa süre sonra ölürler.

Karıncaların Birbirleriyle İletişimi Nasıl Olur?

Karıncaların Birbirleriyle İletişimiOldukça organize ve sosyal bir yaşamları olan bu minik canlıların iletişim sistemi ve haberleşme biçimleri de oldukça ilginçtir. “Feromon” adı verilen bir tür kimyasal salgılayarak bu şekilde birbirleriyle iletişim kuran karıncalar aynı zamanda ağızlarıyla, ön kolları veya antenleriyle birbirlerine dokunarak anlaşabilirler.

Feromon isimli kimyasal acil durumda salgılandığı gibi, bir bölgede yiyecek bulunup bulunmadığından yardım istemeye kadar çeşitli mesajlar içeriyor. Anında haberleşmeyi sağlayan bu koku sayesinde yuvaya gitmesi gereken besinleri birbirlerine haber verirler veya bir bölgede besin yoksa diğerlerinin boşu boşuna o bölgeyi aramaması için feromon salgılamazlar.

Çıngıraklı Yılanlar Hakkında Bilgi; Çıngıraklı Yılan Nedir? Özellikleri Nelerdir?

Ayrıca karıncalar sembolik davranışlar sergileyerek de iletişim kurabilirler. Yaklaşan bir düşmanı haber vermek üzere vücutlarını savaşı anımsatacak şekilde hareket ettirirler.

Karıncaların Bilimsel Sınıflandırması

Karıncaların Bilimsel SınıflandırmasıAlem: Hayvanlar (Animalia)
Şube: Eklembacaklılar (Arthropoda)
Sınıf: Böcekler (Insecta)
Takım: Zarkanatlılar (Hymenoptera)
Alt Takım: Apocrita
Üst Familya: Vespoidea
Familya: Formicidae
Cins: Acanthomyops

Konu Hakkında Bilgilendirici Video

Sonuç ve Okura Sorular

Oldukça çalışkan ve başarılı olan karıncaların yetenekleri çoğu bilimsel araştırmalarca kanıtlanmıştır. Medeniyetleri insanlarınkini aratmayacak türden olan bu canlıların dünyaları bilim adamları tarafından keşfedilen ve keşfedilmekte olan daha birçok sırla doludur.
Karıncaların daha önceden bildiğiniz özellikleri var mıydı?
Bu derece yetenekli canlılar olduğunu biliyor muydunuz?
Karıncaların dünyasını yakından gözlemlemeyi ister miydiniz?



Okur Yorumları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilgihanem'i Takip Edin

En Yeniler