Yer Çekimi Nedir? Nasıl Oluşur?

Ünlü bilim adamı Isaac Newton'un bir ağacın altında otururken düşen elma hikayesini eminim hepiniz duymuşsunuzdur. Yere düşen bu elma ise Newton'un yer çekimi denen kuvveti bulmasını sağlamıştır. Yer çekimi kuvveti aslında, kütle çekim kuvvetidir. Tüm evren bu kuvvet üzerine kuruludur. Eğer yer çekimi kuvvetinde bir bozulma veya azalma yaşanırsa, Dünya Güneş'e yaklaşır, yıldızlar kayar ve hatta birbiriyle çarpışabilir.

Bilinen kuvvetler arasında algılanabilme özelliği olan tek kuvvet türü yer çekimi kuvvetidir ama buna rağmen yer çekimi hakkında, diğer kuvvetlere oranla daha az bilgi bulunur. Halk arasında yer çekimi olarak bilinen gücün bilimsel adı; kütle çekim kuvvetidir. Bilinen diğer kuvvetlere bakarak daha az güce sahiptir ama büyük kütle parçalarının birbirini çekmesini sağlayabilir.

Yalnızca yer çekimi kuvveti değil tüm kuvvetler arasındaki dengeler çok hassas bir durumdadır. Örneğin; nükleer kuvvet çok az daha zayıf olsaydı; evrendeki kararlı element yalnızca hidrojenden ibaret olurdu. Tam tersi durumda da ortamda hiç hidrojen bulunmayacak ve böylece de yıldızlar, galaksiler şimdiki hallerinden çok farklı şekillenecektir. Yani tüm dengeler muhteşem bir düzen içinde kuruludur. Bu dengelerden birinde bile değişiklik olmuş olsa; yıldız, gezegen, atom gibi şeyler olmayacaktı ve doğal olarak hayat diye bir şey de söz konusu olmayacaktı. (Atom Nedir?)

Yer Çekimi Nedir?

Yer Çekimi Nedir?Evrende bulunan yıldızlar ve galaksiler daima birbirlerinin yörüngelerinde kalırlar. (Bakınız: Galaksi Nedir?) Bu durumun nedeni yer çekimi kuvvetidir. Dünyanın ve diğer tüm gezegenlerin Güneş’e yaklaşmadan belli bir yörüngede dolaşmasını da sağlar. İnsanlar ve canlılar, yer çekimi sayesinde kütleler üzerinde yürüyebilir, oturabilir. Yer çekimi kuvvetinde bir bozulma yaşanırsa; tüm dengeler bozulur. Yer çekimi biriminde azalma meydana gelirse; yıldızlar kayar, dünya yörüngesinden ayrılır ve canlılar da uzay boşluğuna dağılır. Yer çekimi kuvveti artarsa; yıldızlar birbirleriyle çarpışır, dünya Güneş’e yapışır ve canlılar da yer kabuğunun içine girer. İmkânsız gibi görünebilir ama bu ihtimaller var olan şeylerdir. Bu kuvvetin şuanki değerlerin çok az da olsa dışına çıkması bu senaryoları görmek için yeterlidir.

Yer Çekimi Nasıl Oluşur?

Yer Çekimi Nasıl Oluşur?Yer çekimi kuvvetini ilk bulan isim olan Isaac Newton bu yasayı 1687 yılında Principia adını verdiği kitabında duyurmuştur. Newton yer çekiminin nasıl oluştuğu konusunda yaptığı açıklamada; iki kütle arasında bir çekim gücü olduğundan ve bu gücün kütlelerin büyüklüğü ile doğru orantılı olduğundan bahseder. Kuvvetin gücü kütlelerin aralarındaki mesafenin karesiyle de ters orantılıdır. Yani kütlelerin arasındaki mesafe arttıkça çekim gücü azalacak, büyüklükleri arttıkça çekim kuvveti artacaktır. Bu basit denklem gösteriyor ki; dünya üzerinde bulunduğu her cismi kendi merkezine doğru çeken büyük bir kuvvete sahiptir. Albert Einstein 1916 yılında açıkladığı genel görelilik teorisinde de Newton’u desteklemiştir.

Michael Denton, yer çekimi üzerine çalışmalar yapmış ve çıkardığı kitabında yer çekiminin gücünün değişmesi durumunda olabilecekleri kitabında detaylıca anlatmıştır. Kitaptaki bilgilere göre; yer çekimi kuvveti şuan olduğundan bir trilyon kadar daha güçlü olsaydı; evren çok küçük olurdu. Canlı yaşamı 1 yıl kadar kısa sürerdi. Yer çekimi kuvveti çok az bile güçsüz olmuş olsaydı; yıldızlar ve galaksi meydana gelmezdi.

Yer Çekimi Kuvvetinin Özellikleri Nelerdir?

Yer Çekimi Kuvvetinin Özellikleri Nelerdir?

  • Kütle çekim kuvveti denen olgu tüm evren için geçerlidir. Dünyamız için isimlendirilmesinde ise yer çekimi olarak kullanılır. Yani yer çekimi, Dünya’nın, kendi üzerindeki cisimle uyguladığı kütle çekim kuvvetinin ta kendisidir.
  • Uygulanan çekim kuvvetinin miktarına ağırlık adı verilir. Ağırlık gram ile ifade edilir.
  • Ağırlıklar, dinamometre ya da el kantarı ile ölçülebilir.
  • Yer çekimi gücü, üzerindeki cisimleri sürekli olarak Dünya merkezine çeker. Böylece yer çekim kuvvetinin yani dünya üzerindeki cismin ağırlığının duruşu her zaman Dünya’nın merkezine (aşağıya) doğru işaret edilir.
  • Cisimlerin ağırlığı konumlara göre farklılık gösterebilir. İller arası yolculuklarda kiloların farklı çıkması bu sebeptendir.
  • Cisimler, yerin merkezine yaklaştığı müddetçe ağırlık artış gösterir.
  • Cisimler, yer merkezinden uzağa gittikçe ağırlık azalış gösterir.
  • Dünya şekli bakımından kutuplardan basık olduğundan; cisimler ekvatorda daha hafifken; kutuplarda daha ağırdır. Çünkü kutuplara yaklaştıkça yer merkezine yaklaşım sağlanır.
  • Dünya üzerinde deniz kıyılarından yükseğe çıkıldığında, merkeze olan uzaklık artar. Böylelikle de ağırlık azalır.
  • Uzay alanında yer çekimi kuvveti yoktur. Bu sebeple cisimlerin ağırlıkları sıfır birimdir.
  • Dünya’nın yer çekim kuvveti, Ay’da olduğundan 6 kat civarında fazladır. Yani cismin Ay’daki ağırlığı daha hafifken; Dünya’da da daha ağırdır.
  • Ay’da bulunan kütle çekim kuvvetine de ay çekimi adı verilir.

Okur Yorumları

7 yorum
  1. Uzay alanında yer çekimi kuvveti yoktur. Diyorlar ama yıldızların çarpışmaması veya gezegenlerin yörüngede durduğunu yerçekimiyle açıklıyorlar bu nasıl mümkün oluyor? Açıklarsanız memnun olurum…

    1. Yildizlarin ve gunesin birbirini etkiledigi bi manyetik alan var bence demek istenilen sey uzayda yer cekimi yok yani uzay boşluğunda seni asagi dogru ceken bi kuvvet yok ama yildizlar ve gezegenlerin birbirlerini etkiledigi bir cekim kuvvetleri var. Yani en azindan ben boyle anladim

    2. Mantik yürütürsek yercekimi izahlari tutarsizliklarla doludur.
      1. Newton`a göre iki cisim ayni anda yere düsemez.
      2. Galile`ye göre iki cisim ayni anda düstügü icin kütle cekiminden söz edilemez.
      3. Einstein`in uzay zaman cökmesi de tutarsizdir, cökmenin olabilmesi icin uzay zaman denilenin altinda kütleye ivme kazandiran bir güc olmasi lazim.
      4. Uzayda cekim olmamasi iddasi tüm bu evren modelini cöpe atar. (seninde belirttigin gibi)
      5. Anlatilan modelde yörünge dönüslerinde muazzam kuvvetlerde merkezcil ivme olusur, misal dünyanin günes etrafinda dönüsünden olusan merkezcil ivme 78,26 dir yani yaklasik 8g agirligimizin 8 kati, digerlerini de siz hesaplayabilirsiniz.
      6. Anlatilan modele göre belirli bir mesafeden sonra yercekimi bitiyor, etkisi de verilen formüle göre dogru orantili yani altini gider rakimi yüksek yerde alir, deniz seviyesinde satarsaniz kisa yoldan zengin olursunuz.
      7. Anlatilan modele göre günesi dahi yörüngeye baglayan galaksi merkezi, dünya günesle galaksi arasindayken neden galaksi merkezine dogru gitmeyiz. Ayni sey Ay icin de gecerlidir.

      Konuyla ilgili daha bir sürü mantiksal celiskiler cikarabilirim. Mantik kurallarina göre Düz dünya modeli Küre dünya modelinden cok daha tutarlidir. Kuantum fantezisini konusmadik bile 🙂

      1. Einstein’ın uzay-zaman çökmesini eleştirmişsin,çok gülünç 1.uzay-zamanın altı ve ya üstü yoktur .aşağı-yukarı ileri-gerinin uzay boşluğunda bir anlamı yoktur .uzay zaman resimlerde gördüğün gibi aşağı düşmez bunlar senin gibilerin anlaması için canlandırılmış iki boyutlu örnekler ama galiba anlamamışsın

  2. Einstein Newton’u desteklememiştir, aksine tersini söylemiştir. Nesnelerin cisimlerin çekiminden dolayı değil cisimleri itmesinden kaynaklı olduğunu söylemiş, ve bu kanıtlanmıştır. Kısacası gezegen veya yıldız gibi büyük cisimlerin uzay yaptığı (aynı gerilmiş bir çarşafa top koymak gibi) çökmeden dolayı çekim vardır. Bir mıknatıs çekimi değil tüm gezegenlerin yıldızların galaksilerin birbiriyle çarpmadan dönmesi gibi bir durumda yoktur. Halen daha çarpmalar olur olacaktır. Sadece bu süreler bizim düşündüğümüz süreler uzundur. Bununla ilgili çok başarılı belgeseller var izlemenizi tavsiye ederim.

  3. Kütle çekim kuvveti nasıl oluşur nasıl bulundu demiyorum her cismin bir çekim kuvveti vardır bu kütleye doğru orantılı ama kütle neyi etkiliyor ve NASIL etkiliyor ki kütle cekim kuvveti var olabiliyor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilgihanem'i Takip Edin

En Yeniler