paylaşım

Kısırlık (İnfertilite) Nedir? Nedenleri, Belirtileri ve Tedavi Yolları Nelerdir?

Günümüzde stresli yaşam koşulları, sigara, alkol gibi alışkanlıklar, doğal olmayan beslenme gibi birçok nedene bağlı olarak kısırlık oranında artış görülmektedir. Çocuk sahibi olmak isteyen çiftler bir süre beklerler, ancak hala gebelik gerçekleşmiyorsa bu kez haklı olarak panik olmaya başlarlar. Kısırlık hakkında bilgi sahibi olmak isteyenlerin mutlaka okuması gereken yazımızda, kısırlığın sebepleri, belirtileri ve tedavi yolları anlatılmıştır.

REKLAM
REKLAM

Sağlıklı bir bebek sahibi olmak, evlenip yuva kurmuş her çiftin ortak hayalidir. Ancak bazı durumlarda çiftlerden ikisinin de bunu çok istemesine rağmen bu hayalleri gerçekleşmeyebilir.

Kadınların genel olarak doğurganlık açısından en verimli olduğu dönem 25’li yaşlarıdır. 35 yaşından sonra kadının doğurganlık özelliğinde azalma olduğu tespit edilmiştir. Elbette ki sadece yaşın ilerlemesi bir kadının anne olmasına engel teşkil etmez.

Çiftler hiçbir korunma yöntemi kullanmamasına rağmen çocuk sahibi olamıyorlarsa, bu durumda kısırlıktan söz edilebilir. Kısırlığın ise birçok nedeni ve etkeni bulunmaktadır. Genel olarak yeni evli çiftler, evlendikten sonra birkaç ay geçmesine rağmen hamile kalınmaması durumunda panik olup doktora başvurmaktadır. Uzmanlar ise anne baba adaylarını bu konuda ısrarlar uyarıyor; genç çiftler kısırlık teşhisi konusunda çok aceleci davranmamalıdır. Çitler en az bir yıl boyunca gebelik gerçekleşmiyorsa bunun sebeplerini araştırmaya başlamalıdır.

İnfertilite (Kısırlık) Nedir?

İnfertilite (Kısırlık) Nedir?İnfertilite yani kısırlık çağımızın en sık rastlanan sorunları arasında yer almaktadır. Çiftlerin herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanmamasına, normal bir cinsel yaşam sürmelerine rağmen, istekleri dışında, 1 yıl (Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 2 yıl) gibi bir süre içerisinde gebeliğin gerçekleşmemesi durumuna infertilite yani kısırlık denmektedir. Sağlıklı bir cinsel yaşam ortalama haftada iki kez yaşanan cinsel birliktelik olarak kabul edilmektedir. Çocuk sahibi olamamaya neden olan kısırlık sadece annede, sadece babada veya her iki tarafta da eşit olarak görülebilir.

Kısırlığın Nedenleri (Sebepleri) Nelerdir?

Kısırlığın Nedenleri (Sebepleri) Nelerdir?Son yıllarda oldukça artan kısırlığın birçok nedeni bulunmaktadır. Genel olarak düzensiz beslenme, düzensiz yaşam, stres gibi faktörler gebeliğe engel olmaktadır. Ancak kısırlığın nedenleri erkekte ve kadında olmak üzere iki ayrı grupta incelenebilir.

Kadınlarda Kısırlığın Nedenleri

  • Kadınlarda en sık görülen kısırlık problemi, yumurtlamada meydana gelen aksaklıklardır. Yani adet döneminin düzensiz, seyrek veya hiç olmaması durumudur. Zaten yumurtanın oluşması için gerekli olan hormonlar vücutta eksikse ergenlik döneminden itibaren adet kanaması görülmez veya çok düzensiz olur. Adet düzensizliğine sebep olan diğer bir problem de polikistik over sendromudur. Bu kişiler erkeklik hormonu salgıladıklarından yumurta normal bir şekilde oluşamaz. Dolayısıyla düzenli adet ve gebelik de görülmez.
  • Eğer tüplerde bir hasar veya tıkanıklık varsa yumurta ile sperm birleşemediğinden döllenme oluşamaz. Bu sorunun bilinen en büyük nedeni cinsel yolla bulaşan hastalıklardır. Çünkü sağlıklı bir kadında rahim ağzında bir mukus salgılanır, spermler bu mukus sayesinde ilerler ve yumurtaya ulaşır. Eğer bu mukus salgısı bozulur veya rahim ağzında herhangi bir hasar oluşursa döllenme gerçekleşemez ve kısırlık ortaya çıkmaktadır.
  • Kadındaki kısırlığın diğer bir nedeni de endrometriozistir. Yani rahim içini döşeyen endrometrium dokusunun, rahim dışında gelişmesi durumudur. Normal yerleşiminden farklı olarak rahim dışında oluşan bu doku odakları bir süre sonra rahmin tıkanmasına ve yumurtlamada aksaklıklara yol açmaktadır.
  • Gebeliğin gerçekleşmesine neden olan sorunlardan biri de kadın hastalıklarıdır. Polip, miyom gibi rahmin içine doğru büyüyen tümörler, rahim içindeki iltihaplanma, çift rahme sahip olma gibi durumlar gebelik gerçekleşse bile bebeğin gelişmesine engel olacağından düşüklere yol açmaktadır. Cerrahi müdahale ile tedavi edilebilir bir sorundur.Alerjik nedenler de kısırlığa sebep olan bir faktördür. Fakat alerjik nedenlerin tespit edilmesi ve tedavisi oldukça zordur.
  • Kadınlarda görülen kısırlığın en önemli sebeplerinden biri de ilerlemiş yaştır. Kadının yaşının ilerlemesiyle birlikte yumurtalarının kalitesinde düşüş görülmektedir. Günümüzde kadınların geç evlenmesi ve ilerleyen yaşlarda anne olmaya çalışması yumurtalık yaşlanması sebebi ile görülen kısırlığın sayısında da artış olmasına yol açmıştır.
  • Her hastalığın sebepleri arasında karşımıza çıkan sigara kısırlıkta da küçümsenmeyecek kadar önemli bir yere sahiptir. Sigara içen bir anne adayının öncelikle bu alışkanlığından kurtulması gerekmektedir. Çünkü nikotin yumurtaların kalitesini bozmakla kalmayıp, tüp bebek yöntemlerinde bile hamileliğin gerçekleşme şansını düşürmektedir.
  • Aşırı zayıflık ve şişmanlık, düzensiz cinsel ilişki, vajinismus, antisperm antikorlarının salgılanması, tiroid hormonu bozuklukları, genital enfeksiyonlar, rahim ve yumurtalıklarda daha önceden geçirilmiş ameliyatlar, prolaktin adı verilen süt hormonunun fazla salgılanışı gibi daha birçok neden kadınlarda kısırlığın oluşmasında önemli sebepler arasında yer almaktadır.

Erkeklerde Kısırlığın Nedenleri

  • Erkekte meydana gelen kısırlığın en genel ve önüne geçilebilir sebebi çevresel faktörlerdir. Düzensiz beslenme, stres, aşırı sigara ve alkol tüketimi, sürekli oturmak, çok sıcak ortamda çalışmak, kimyasal maddeleri solumak kısacası yanlış yaşam tarzı kısırlığa davetiye çıkarmaktadır.
  • Sperm üretimindeki bozukluklar veya sperm kanallarının tıkalı oluşu kısırlığa yol açmaktadır. Sperm üretimindeki bozukluk deyince spermlerin şekli, sayısı hareket yeteneğindeki bozukluklar akla gelmelidir. Döllenmenin gerçekleşebilmesi için sağlıklı bir erkekte sperm sayısının en az 20 milyon ve bunların da en az yarısının hareketli olması gerekmektedir. Bazı ilaçlar, hormon bozuklukları, enfeksiyon hastalıkları ve tabi ki sigara canlı sperm sayısını olumsuz yönde etkilemektedir.
  • Bazı durumlarda ise sperm sayısının normal olmasına rağmen yine de kısırlık görülebilmektedir. Eğer spermler, üretim yeri olan testislerden herhangi bir sorun veya tıkanıklık sebebiyle çıkamaz ise yine kısırlık ortaya çıkmaktadır.
  • Çiftler arasında görülen kısırlığın % 15’lik bir kısmında ise sorunun nedeni bilinmemektedir. Uzmanlar bu vakalarda henüz kanıtlanmasa da stres gibi psikolojik faktörlerin rolü olduğunu düşünmektedir.

Kısırlığın Belirtileri Nelerdir?

Kısırlığın Belirtileri Nelerdir?Aslında diğer hastalıklarda olduğu gibi kısırlıkta herhangi bir belirtiden söz edilemez. Çünkü kısırlık kendini gösteren, kişiye rahatsızlık veren bir durum değildir. Ancak uzmanlar dolaylı olarak kısırlığın ergenlik döneminde fark edilebileceğini savunmaktadırlar. Ergenlik döneminde kız çocuklarında görülen aşırı kıllanma, düzensiz adet kanamaları; erkek çocuklarındaki meme büyümeleri gibi hormonal bozukluklar ileriki yaşlarda kısırlığa neden olabilmektedir. Bu gibi durumlarda ailelerin dikkatli davranması ve zamanında müdahale etmesi gerekmektedir.

Bunun yanında cinsel birliktelik esnasında zevk alamama veya cinsel ilişkiye girme ihtiyacı duymama gibi durumlar da kısırlığın belirtileri arasında sayılmaktadır.

Kısırlığın Tedavisi Nedir?

Kısırlığın Tedavisi Nedir?Yapılan son araştırmalara göre toplumumuzdaki çiftlerin % 15’i çocuk sahibi olmakta zorlanmaktadır. Kısırlık tedavisi çiftlerin yaşına, kaç yıldır çocuk sahibi olamadıklarına, var olan sağlık problemlerine göre değişiklik göstermekte ve kişiye göre planlanmaktadır.

Çocuk sahibi olamayan çiftlerde genel olarak sorunun % 40’ı erkekten kaynaklanmaktadır. Erkekte görülen kısırlığın sayısı her geçen gün artmaktadır. Fakat geçirilmiş iltihabi hastalıklar, genetik ve çevresel faktörlerin etkisiyle oluşan erkek kısırlığının tedavisi mümkündür. Hatta son yıllarda görülen gelişmeler sayesinde çok az canlı sperm hücresi olan bir erkeğin bile baba olma şansı bulunmaktadır.

Kadındaki kısırlık tedavisi erkeğe nazaran biraz daha kapsamlı ve zordur;

  • Kadınlardaki kısırlık tedavisinde en çok uygulanan yöntem yumurtlama tekniğidir. Yumurtlama düzeninde bir bozukluk saptanması durumunda, kadının her ay düzenli olarak yumurtlamasını sağlayacak tedaviler uygulanmaktadır. 3-6 ay arasında değişen bu tedavi sürecinde hastaya ağızdan alınan haplar ve deri altından yapılan iğneler uygulanmaktadır. Bu süreç sonunda eğer olumlu yanıt alınmaz ise hastaya uygun farklı bir tedavi yöntemine geçilmektedir.
  • Kadındaki kısırlığın diğer bir tedavi yöntemi aşılamadır. Yukarıda anlattığımız yumurtlama sürecinde aynı anda yumurtlama takibi ve aşılama yapılabilir. Bunun için adetin 3. günü başlanan ilaç ve iğneler sayesinde yumurtanın büyümesi sağlanır. Belirli aralıklarla yapılan ultrason görüntüleri ile yumurtanın büyüklüğü takip edilir. İdeal büyüklüğe gelen yumurta eğer çatlamıyorsa çatlama iğnesi yapılır. Aşılama yapılacaksa çatlama iğnesinden sonra 36 saat geçmesi beklenir; aşılama yapılmayacaksa çiftlere iğneden bir gün sonra ilişkiye girmesi söylenmektedir.
  • Çocuk sahibi olamayan kadında polip, miyom, çikolata kisti gibi patalojik sorunların olması durumunda cerrahi müdahale gerekmektedir. Yapılan başarılı ameliyatlar sayesinde kadın bu sorunlardan kurtulur ve eğer başka bir engel yoksa gebe kalabilmektedir.
  • Şu an en çok tercih edilen ve en iyi verim alınan tedavi yöntemi ise tüp bebek yöntemidir. Bu yöntem sayesinde yumurtlama dönemi bozuk, tüm kanalları tıkalı bir kadın ve sperm sayısı çok düşük bir erkek bile çocuk sahibi olabilmektedir. Tüp bebek tekniğinden kısaca bahsetmek gerekirse; IVF ve ICSI olmak üzere iki ayrı teknikten oluşan tüp bebek yönteminde anneden alınan yumurta hücresi özel bir laboratuvar ortamında 50-100 bin sperm hücresi arasına konur ve bu spermlerden birinin kendi kendine döllenmesi beklenir. Daha sonra döllenen yumurta hücresi rahim içerisine yerleştirilir ve burada gelişimini tamamlaması sağlanır. Tüp bebek yönteminde genel mantık tıkanıklık gibi herhangi bir nedenle spermlerin yumurtaya ulaşamayıp döllenmenin gerçekleşmediği durumlarda, tıbbi müdahale ile yumurta ve spermlerin buluşturulması esasına dayanır. Bu işlem sperm ve yumurtanın aynı ortama bırakılıp kendi kendine döllenmesini beklemekle sağlandığı gibi; mikroskop altında, çok ince bir iğne yardımıyla, erkekten alınan bir spermin yumurtaya enjekte edilmesi ile de yapılabilmektedir. Bu yöntemin adı ise mikroenjeksiyondur (ICSI). Klasik tüp bebek yöntemi (IVF) ile mikroenjeksiyon (ICSI) arasındaki tek fark budur. Sperm sayısının çok az olduğu kişilerde mikroenjeksiyon yöntemi daha avantajlıdır. Çünkü kaliteli sperm sayısının az olduğu durumlarda, normal tüp bebek yöntemi (IVF) ile döllenmenin kendi kendine olması beklendiğinden oldukça zor ve hatta bazen imkansız olabilmektedir.

Yorumlar


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir