Feminizm ve Feministlik Nedir?

En basit tanımıyla cinsiyet ayrımcılığına karşı çıkan ve kadınların haklarının korunmasını hedefleyen dünya görüşüne feminizm denir. Düşünülenin aksine sadece kadın egemenliğini savunmaz. Feministlik, cinsiyetlerin eşit olmadığı düşüncesine ve ataerkilliğe karşı çıkar. Doğal olarak kadın ve erkeklerin eşit haklara sahip olması gerektiğini öngörür. Feminizmin temeli ise kadın özgürlüğüdür. Oldukça tartışmalı konular olan feminizm ve feministlik hakkında bilinmesi gerekenleri bu yazıda bulabilirsiniz.

Toplumlar tarafından erkek düşmanlığı olarak görülen feminizm, tartışmaların aksine cinsiyet eşitliğine dikkat çeker. Özellikle “kadınsın sen yapamazsın” görüşüne karşı çıkmaktadır. Bu nedenle sadece kadınları değil, erkekleri de yakından ilgilendiren konulardır. Her alanda kadın özgürlüğü temeline dayanan feminizm, kadının toplum içindeki yerini iyileştirmek gibi çalışmaları ile gündeme gelmektedir. Cinsiyetçiliği ortadan kaldırmak ve genel kadın sorunlarına karşı farkındalık oluşturan çalışmaları ile de bilinmektedir.

Dünya genelinde ezilen kadınların yanında olan feministler, ataerkilliğin de karşısında durmaktadır. Genel kanı olan yalnız olmak ve erkeklerden nefret etmek gibi düşüncelerden uzak bir şekilde, cinsiyet konusunda adalet arayışında olan bir dünya görüşüdür. Çıkış noktası da kadın hakları ile ilgilidir. Örneğin; erkeklere daha yüksek, kadınlara ise daha az maaş verilmesi dünya genelinde bir sorundur. Üstelik Google gibi dev firmalarda bile bu sorunlarla karşılaşılmış, gündeme taşınmıştır. İşte feminizm bu noktada ortaya çıkmaktadır.

Tükenmişlik Sendromu Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Sınıf, ırkçılık ve cinsiyet eşitsizliği gibi konularla mücadele eden feministlerin varlığına 1700’lü yıllardan itibaren rastlanmaktadır. O dönemlerde daha yoğun bir şekilde hissedilen cinsiyet ayrımı, günümüzde gelişmişlik düzeyi fark etmeksizin tüm toplumlarda görülebilen bir durumdur. Kadınların eğitim ve iş hayatlarının yok sayılması, toplamda ‘etkisiz eleman’ olarak görülmeleri durumunda feminist hareketler ortaya çıkmaktadır. Bir felsefe olarak kabul edilen bu görüş hakkında detayları sizler için ele almak istedik.

Feminizm Nedir?

Feminizm Nedir?Feminizm Latince femina kelimesinden türemiş bir kelimedir. Temeli, Fransızcada feminizmeye dayanır. Eşitlik, her anlamda aynı seviyede olmak olarak anlaşılan ve toplumsal gruplar arasındaki koşul farklılıklarının yok edilmesidir. Dünyada kadınlar ve erkekler arasındaki eşitsizliğin bulunması, feminizm düşüncesinin amacının kadının toplum içindeki yerini iyileştirmek ve gerçek anlamda bir eşitlik durumunun oluşmasını sağlamıştır.

Feminizm denince akla ilk olarak kadınlar gelebilir ama feminizmi savunan erkekler de bulunmaktadır. Feminizm akımı toplum içerisinde yaşanan kadın erkek eşitsizliğinden doğmuştur. Amaç kadınların da toplumda yeri ve söz sahibi olduğunu göstererek, gerçek bir eşitliğin varlığını ispatlamaktır. Feminizm politik, sosyolojik ve etik anlamda her alanda kadın özgürlüğünün kısıtlanmasına karşı savunulan davranış ve tutumlardan oluşmaktadır.

Kadın hakları Birleşmiş Milletler sürecine ilk olarak 1993 yılının haziran ayında, Viyana Dünya İnsan Hakları Konferansı’nda girmiştir. Dünyanın birçok yerinden harekete geçen kadınlar, kadın kuruluşlarının ve bağımsız kadınların katıldığı büyük bir kadın insan hakları kampanyası düzenleyip, “kadınların ve kız çocuklarının insan haklarının, evrensel insan haklarıyla ayrılmaz, bölünmez ve vazgeçilmez” olduğu tezini ilan etmişlerdir. Bu başarılı girişimden sonra resmi konferanslarda gündem oluşturucu bir konuma ulaşabilmişlerdir.

Feminizmin Temeli

Feminizmin TemeliFeminizmin temeli çoğunlukla kadınların özgür olmasına dayanır. Cinsiyetle ilişkisi olduğuna inanılan unsurların analizini yapmayı kendine odak almıştır. Yine çoklukla cinsiyet eşitsizliği ve kadınların haklarını, kadınların genel sorunlarını araştırmaya ve çözümlemeye odaklıdır.

Kadın özgürlüğüne dayanan temeli ile feminizm, cinsiyetle ilişkili olan konuları araştırır ve analiz eder. Bunun sonucunda da farkındalık yaratacak çalışmalara, eylemlere ve girişimlere imza atar. Amaç ise cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırarak, kadınların her alanda başarılı bir şekilde var olabileceğini kabul ettirmektir. Kısaca genel kadın sorunlarını araştırmak ve çözmektir.

İlk feministler Lady Marry Montagu ve Marquis de Condorcet isimli Aydınlanma Çağı düşünürleridir. Bu iki isim, kadınların eğitim hakkını savunmuş ve feminizm düşüncesinin ilk adımlarını atmışlardır. Bu şekilde bir felsefe halini almış ve bugünkü anlamını kazanmıştır. Günümüzde farklı anlamlar kazandırılmaya çalışılsa da temelinde kadınların hayattaki varlığını ve önemini kabul ettirmek vardır.

Kadın ile erkek eşitliğini savunan temeli ile feminizm, sadece kadınlar tarafından savunulan bir düşünce değildir. Aynı şekilde erkekler de feminist düşüncenin birer üyesi olabilir. Zaten bu durumun söz konusu olması bile cinsiyet eşitliğini savunduklarının kanıtıdır. Kadınların her alanda başarılı olabileceklerini, güçlü bir şekilde varlıklarını sürdürebilmelerini, eğitim gibi haklara sahip olmalarını erkekler de savunmaktadır.

Tarihi açıdan feministliğin temeli, 1789 Fransız Devrimi’ne işaret etmektedir. Çünkü bu dönemde eşitlik ve özgürlük gibi düşünceler üretilmeye başlanmıştır. Dolayısıyla ilk mücadeleler de bu dönemde görülmüştür. Bu konuda araştırma yapan uzmanlar ise sanayi, bilim ve teknolojinin ilerlemesi, feodalizmin çözülmesi, nüfusun belirli merkezlerde yoğunlaşması, kadının geniş ölçüde iş yaşamına atılması geleneksel bağların ve düşünce yapılarının değişmesi sonucunda feminizmin ortaya çıktığını kabul etmektedir.

Feministlik Nedir?

Feministlik Nedir?Feminizm düşüncesini savunan, destekleyen ve çözümlemeye çalışan kişiler feminist olarak adlandırılır. Feminist olanlar sadece kadınlar değildir. Kadın-erkek eşitliğini savunan erkekler de bulunmaktadır. Günümüz şartlarında feminizmi savunan kişilerin tepkileri daha belirgin hale gelip fazlalaşmıştır.

Feminizmin Dikkat Çektiği Konular

Feminizmin Dikkat Çektiği KonularYapılan araştırmalar, çalışmalar hala sürmektedir ve çeşitli değişimler yaşanmaktadır. Ancak 1960 yılından başlayıp günümüze kadar gelen süreçte konular şu şekilde kabul edilmiştir:

  • Hukuki alanda kadın ve erkek eşitliği feminizmin ilgi alanında olan konulardan biridir. Çoğunlukla kadınların ve erkeklerin gelir oranlarındaki dengesizlik ve istihdamdaki eşitsizlik oranı gibi konulara yer verilir.
  • Felsefe alanındaki diğer sosyal akımlarla feminizm arasında ilişki feminizmin önem verdiği konulardandır.
  • Cinsel kimlikler oluşturulurken kadın ve erkeğin eşitsizliği feminizmin karşı durduğu ve dolayısıyla ilgilendiği konulardandır.
  • Seksüel anlamda kadınların ve erkeklerin özerkliğinin sağlanmasıdır. Özellikle kadınların cinsel haklarına yapılan saygısızlıklar feminizmin ilgi alanında yer alır.

Feminizmin Kökeni

Feminizmin KökeniFeminizmin kökeni aydınlanma çağına kadar uzanmaktadır. Aydınlanma çağındaki önemli özgür düşünürlerden Lady Marry Montagu ve Marquis de Condorcet; kadınların eğitim hakkını savunarak dikkatleri çekmiştir. Bu şekilde başlayan feminizm düşüncesi felsefe haline gelmiş ve modern anlamdaki tanımına ulaşmıştır. Kadınlar adına ilk bilimsel topluluk Hollanda’da 1785 yılında meydana gelmiştir. Feminizmin bir yayın olarak hayatımıza girmesi ilk olarak İngiliz kadın yazar Mary Wollstonecraft’ın A Vindication of the Rights of Woman adlı kitabı olmuştur. Bu kitap 1792 yılında feminizme kazandırılmıştır.

Kadınlara adaletsiz davranıldığının fark edilmesi ya da böyle düşünülmesi 19. yüzyılda gerçekleşmiştir. Bu inanç çoğaldıkça feminizm organize hale gelmeye başlamıştır. Oluşan bu harekete feminizm ismini veren sosyalist Charles Fourier olmuştur. Kadınların ilk toplantısı New York’da 1848 yılında gerçekleşmiştir. Ardından 20. yüzyıl ilk dönemlerinde I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesinden sonra kadınlara oy kullanma hakkı verilmiştir.

Feminist ve Feminizm Yaklaşımları Nelerdir?

Feminist ve Feminizm Yaklaşımları Nelerdir?Feminist kuram ile feminizm birbiri ile ilişkilendirilse de birbirinden ayrı vurguları bulunmaktadır. Feminist kuram, toplumsal bir olgu olan kadın hareketinden kaynaklanmaktadır. Feminizm ise kadının tek başına ele alınabilen homojen bir kavram olmamasına bağlı olarak, din, renk, ırk, yaşadığı toplum ve sınıf gibi olgularla birlikte geliştiğinde ortaya çıkan bir kuramdır. Dolayısıyla farklı feminizm ve feminist kuramlar vardır.

Şimdi farklı feminist ve feminizm yaklaşımlarını kısaca tanıyalım:

Aydınlanmacı Liberal Feminizm

Aydınlanmacı liberal feminizmin ilk savunmacıları 1970 yılında Amerika’da ortaya çıkmıştır. Fransız Devrimi’ne katılmış bir devrimci olan Olympe de Gouges tarafından kaleme alınan Kadın Hakları isimli eser ilk temel metin olarak kabul edilir. Diğer bir metin ise Mary Wollstonecraft tarafından 1970 yılında kaleme alınan Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi isimli eserdir.

Aydınlanmacı liberal feminizmin temel düşünceleri; akla inanç, kadının ve erkeğin ruhlarıyla akılcı yeteneklerinin aynı olduğu, toplumsal değişime ve toplumun dönüşümüne etki etmenin en iyi olunun eğitim olduğu inançlarıdır. Bir diğer düşünce ise bireyin diğer bireylerden ayrı olarak gerçeği arayan akılcı ve bağımsız bir aktör olarak hareket eden ve haysiyeti bağımsızlığına bağlı olan yalnız bir varlık olduğu görüşüdür.

Kültürel Feminizm

Siyasal değişime odaklanmak yerine daha geniş bir kültürel değişimi amaçlayan yaklaşımdır. Kadınların yalnızca politikalarda ve yönetim şekillerinde değil, onların daha fazla var oldukları toplumlarda ikincil birey olarak görülmesine karşı olan yaklaşımdır. Aynı zamanda kadınlar ve erkeklerin farklı oldukları düşüncesindedirler.

Kültürel feminizm, özellikle dinin baskıcı sistemine saldırmak için kullanılmıştır. Elizabeth Cady Stanton‘un Kadınların İncili isimli eseri bu düşüncenin esas alınmasıyla oluşturulmuştur. Hıristiyanlığın reddedilirken ataerkilliğin de reddedileceğine inanmıştır. Bu nedenle mevcut İncillere alternatif ve cinsiyetçi olmayan bir İncil yazmıştır.

Anarşist Feminist Kuram

Daha çok anarşist düşünceye bağlı olan feministler üzerinde belirginleşmesine karşın bununla sınırlı değildir. Anarşizmin feminizme kendini gerçekleştirebilecek zemin hazırladığı da belirtilir. Anarşizm varlığı gereği feminizmin karşısına aldığı kurumların tümüne savaş açar.

Marksist Feminist Kuram

Marksizm’in ile feminizmin uzlaşmaz ama birbiri için değerli kuramlar olduğu kabul edilir. Marksist bir kategori olan sınıf savaşı, cinsiyet körüdür ve kadını ayrı bir kategori olarak değerlendirmemektedir. Bu bağlamda Marksist feminist kuram farklılığı sınıf üzerinden inşa edilirken, kadını ’emekçi’ sınıf altında ayrı bir kadın kategorisi olarak görmez.

Marksist feministler, kadınlar ile alt sosyal sınıfı arasındaki benzerliği savunur. Buna ek olarak yönetici kapsamında erkek ile kadının eşit hakları olması görüşünü benimsemektedir. Bunlara karşın bu yaklaşımda en büyük tartışma konusu kadınların bir sınıfının olup olmadığı durumudur. Çünkü Marksist düşünce kadını ayrı bir grup olarak görmemektedir.

Sosyalist Feminist Kuram

Marksist ve radikal feminizmler arasında bir köprü olma özelliği taşımaktadır. Kapitalizmin emperyalizm ile bütünleşmesi sonucunda üretim ilişkileri sınıfsal sömürüye, yeniden üretim ilişkileri ile cinsel ezilmeye neden olur. Sosyalist feminist kuram ise kadını sınıftan bağımsız ortak bir kimlik ile tanımlama eğilimindedir.

Ego Nedir? Nasıl Anlaşılır? Zararları Nelerdir?

Radikal Feminist Kuram

1960’larda kadının özgürleşmesinden ve kurtuluşundan söz eden bir harekete eşlik etmektedir. İkinci dalga feminizmin çekirdeği ve itici gücü olarak kabul edilir. Kadının ezilmesinin ve ikinci plana atılmasının temel nedenini ataerki olarak görür. Bu hiyerarşik cinsiyetçi sistemin kökten değişmesi talebinde bulunur. Aynı zamanda kadın bedeni üzerine kurulan ataerkil denetim iktidarının tecavüz ve kadın bedeninin medya temsilidir.

Türkiye’de Feminizm

Türkiye’de FeminizmTürkiye’de feminist kadınların olduğu topluluk 12 Eylül tarihi ile sessizliğini bozmuştur. Bu topluluğun ismi İlerici Kadınlar Derneği’dir. İKD önceleri ideolojisi sosyalizm olan bir gruptu ancak 80’li yılların ardından kadın haklarına yönelmeyi başarmış bir topluluktur. Ayrıca İKD Türkiye’de kadın mücadelesi adına meydana gelen ilk topluluk ve deneyimdir. İKD haricinde temelinde feminizm olan ilk örgütlenme 1984 yılında kurulmuş olan bir yayınevidir. Yayınevinin ismi Kadın Çevresi’dir.

Zamanla gelişip kadınların birbirlerine ulaştığı bir örgütlenme haline gelerek aktif olarak bir siyaset üretmeye başlamışlardır. Bu yayınevinin ilk çıkardığı dergi de feminist çizgilerde olmuş ve daha önce yayınlanan hiçbir dergi ile benzerlik göstermemiştir. Bunların haricinde tüm Dünya kadınlarına verilen oy kullanma hakkına ilave olarak; ilk kez ülkemizde Mustafa Kemal Atatürk tarafından; ardından da tüm dünyada kadınlara seçilme hakkı da getirilmiştir.

Konu Hakkında Bilgilendirici Video

Sonuç ve Okura Sorular

Politik, etik ve sosyal olmak üzere her ortamda kadının özgürlüğünü savunan feminizm çok eski çağlardan günümüze kadar gelmeyi başarmış bir akımdır. Dünyada kadın-erkek eşitsizliğine inanan birçok kadın; kadının toplumdaki yerini iyileştirmek adına toplanmış ve çeşitli aktivitelerde bulunmaktadır.
Feminizm hakkında bildikleriniz nelerdir?
Feministlik konusunda bu yazıda bahsedilenlerden daha farklı görüşlere sahip misiniz?
Daha önce feminist bir hareket veya feminizm görüşünün baskın hissedildiği bir durum ile karşılaştınız mı?



Okur Yorumları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilgihanem'i Takip Edin

En Yeniler