Sait Faik Abasıyanık Kimdir? Hayatı ve Eserleri

Modern Türk hikayeciliğinin önde gelen isimlerinden olan Sait Faik Abasıyanık, eserlerinde insanların sorunlarına ve bunalımlarına değinmiştir. Klasik hikayecilikten sıyrılarak kendine has bir üslubu benimseyen Sait Faik Abasıyanık'ın kısaca hayatı ve eserleri hakkındaki bilgileri bu makalemizden öğrenebilirsiniz.

Sait Faik Abasıyanık; Türk şair, öykü ve roman yazarıdır. Yazdığı hikayelerle Türk edebiyatına farklı bir kan katmış ve modern hikayeciliğin öncülerinden olmuştur. Varlıklı bir ailenin çocuğu olmasına rağmen oldukça mütevazi bir kişiliğe sahip olan Abasıyanık, hayatı boyunca hafif serseri ve kural tanımaz bir tavır takınmıştır. Öyle ki, öğretmenlik yaptığı dönemde naif üslubu nedeniyle, öğrenciler üzerinde otorite kuramadığı sebebiyle bu mesleğin kendisi için uygun olmadığı kanaatine varmıştır.

Lüzumsuz Adam, Mahalle Kahvesi ve Havada Bulut gibi unutulmaz eserlere imza atan Abasıyanık, edebiyatta gerçeküstücülük akımını benimsemiştir. Onun eserleri insan evrensel olarak ele alınır. Sıradan yaşamlar, işsizler, balıkçılar, hamallar, kimsesiz çocuklar, emekçiler, sokak kadınları, zenginler kısacası her karakter Abasıyanık’ın hikayelerinde karşımıza çıkmaktadır. Aynı zamanda doğanın güzellikleri, yaşam ve ölüm temalı satırlar da unutulmaz yazarın eserlerinde sıklıkla göreceğimiz konular arasındadır.

Edgar Allan Poe Kimdir? Hayatı ve Eserleri

Toplumsal çelişkilerin doğrultusunda zaman zaman karamsar bir ruh haline giren Abasıyanık, henüz 47 yaşındayken yakalandığı siroz hastalığı sebebiyle yaşama veda etmiştir. Bu makalemizde, çok zengin bir aileden gelmesine rağmen hayatını balıkçılarla ve sokaktaki insanlarla geçiren, dolabında en pahalı elbiseler bulunmasına rağmen kafasına taktığı bir kasket ve sırtına giydiği bir ceketle dışarıya çıkan sıra dışı bir yazarın, Sait Faik Abasıyanık’ın hayat hikayesini okuyacaksınız.

Sait Faik Abasıyanık Kimdir?

Türk hikayeciliğine dönüm noktası olan ve “kökü kendisinde olan yazar” tanımlaması yapılan Sait Faik Abasıyanık 23 Kasım 1906 tarihinde, Adapazarı’nda dünyaya geldi. 11 Mayıs 1954’te ise sirozdan hayata veda etti. Ancak ünlü ismin doğum günü hakkında çeşitli rivayetler vardır. 1906 yılının Kasım ayında doğduğu kesindir. Fakat 18’inde, 22’sinde ya da 23’ünde doğduğu yönünde de bilgiler bulunmaktadır.

Adapazarı’nın Semerciler mahallesinde, dedesinin evinde doğmuştur. Çağdaş hikayecilik alanında yaptığı çalışmalar, Türk edebiyatında bir devrim olmuştur. Yazılarında hiçbir yazar ve hikayeciden esinlendiği söylenemez. Çünkü kendisi, “Çağdaş Türk Hikayeciliğinin Mucidi” olarak bilinir.

Sait Faik Abasıyanık’ın Hayatı

Sait Faik Abasıyanık, İstiklal Madalyası sahibi Mehmet Faik’in oğludur. Babası, Kurtuluş Savaşı yıllarında belediye başkanı iken, ülke adına gösterdiği cesaretle bu madalyayı almıştır. Annesi, şehrin önde gelen ailelerinden birinin kızı olan Makbule Hanım’dır.

Sait Faik hayatı boyunca babasının aşırı ilgisizliği ve annesinin aşırı ilgisi yüzünden gel – gitler yaşamıştır. Aile toplumda “Abasızzadeler” diye bilinmektedir. (Abasıoğulları olarak da anılmışlardır) İşte bu yüzden, Soyadı Kanunu çıktığında Sait Faik ailesine, Abasıyanık soyadını alalım diye bir teklifte bulunmuş ve bu teklifi kabul edilmiştir.

Sait Faik Abasıyanık, uzun yıllar sonra kendi çocukluğundan bahsederken “haşarı bir burjuva çocuğu” ifadesini kullanmıştır. Abasıyanık çok zengin bir aileden gelmiş olmasına ve dolabında çeşit çeşit pahalı kıyafetler bulunmasına rağmen, genelde kafasına bir kasket ayağına da bir pantolon geçirerek balıkçılarla gününü geçirmeyi tercih etmiştir.

İlköğrenimini Adapazarı Rehber-i Terakki Mektebi’nde yaptıktan sonra, iki yıl Adapazarı İdadisi’nde okudu. Kurtuluş Savaşı’nın ardından ailesi İstanbul’a yerleşince öğrenim hayatına burada devam etti.

İstanbul Erkek Lisesi’ndeyken Arapça öğretmeni Seyit Salih Efendi’nin sandalyesine iğne koyunca okuldan atılmıştır. Bu olayı tek başına değil, kırktan fazla arkadaşıyla birlikte gerçekleştirdiği için onların da akıbeti aynı olmuştur. Bu olay üzerine Bursa Erkek Lisesi’ne kaydedildi. Başladığı bu okul, Abasıyanık’ın hayatında bir dönüm noktasıdır. Çünkü ilk hikayesi olan İpekli Mendil‘i bu okulda edebiyat hocasının verdiği ödev üzerine yazmıştır.

Abasıyanık, liseden mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne girdi ancak 2 sene okuduktan sonra üniversiteyi yarıda bıraktı. Ardından ekonomi eğitimi almak için İsviçre’ye gitti. Burada kısa süre kaldıktan sonra Fransa’ya geçerek, 3 yıl da burada yaşadı. 1933 yılında İstanbul’a dönen yazar, bir süre öğretmenlik ve babasının isteği ile ticaret yaptı.

Şiir yazmaya lise yıllarında başlayan Abasıyanık, ilk öyküsü olan Uçurtmalar’ı 1929 yılında kaleme aldı. Bir süre sonra Milliyet gazetesinde hikayeleri yayınlanmaya başladı. Ertesi yıl, Hür Gazete yazarın 10 hikayesini birden sayfalarına taşıdı. O dönemde kaleme aldığı öyküler; Varlık, Ağaç, Servet-i Fünun, Yeni Ses, Uyanış, Yaprak ve Yenilik gibi dergilerde yayınlandı.

Sait Faiz Abasıyanık’ın Öğretmenlik Hayatı

1934 yılında bir süre edebiyat öğretmenliği yaptı. Okula sürekli geç gittiği için maaşını hep eksik alıyordu. Ayrıca mizacı, öğrenciler üzerinde baskınlık kurmaya elverişli değildi ve bu da okul yöneticilerinin pek hoşuna gitmiyordu. En sonunda, öğretmenlik benim harcım değil diyerek bu mesleği bıraktı. Hayatı boyunca kısa kısa dönemler dışında hiç bir mesleğe sahibi olamadı. Babasının kendisi için kurduğu toptancılık işinde de iflas etti.

Sait Faik Abasıyanık’ın Siroza Yakalanması

1948 yılında siroz hastası olduğu anlaşıldı. Yaklaşık bir yıldır burnundan ara sıra kan geliyordu. Ailesi bu teşhis üzerine oğullarını Fransa’ya tedaviye gönderdi ancak Abasıyanık orada yalnız başına ve İstanbul’dan uzakta ölmekten korktuğu için geri döndü. Fransız doktorların, “ciğerinizden parça almamız gerekiyor” teklifini geri çevirmişti.

ABD’de bulunan Mark Twain Derneği, hastalığının 5. yılında Abasıyanık’a edebiyata kattığı zenginlikten dolayı “Onur Üyeliği” verdi. Bu olay onu çok mutlu etmişti. Sait Faik Abasıyanık, Atatürk’ten sonra Mark Twain Derneği’nden onur üyeliği almış ilk Türk unvanına sahiptir. Aynı yıl, tekrar Fransa’ya tedaviye gidebilmek için pasaport çıkarttı. Ama onu hiçbir zaman kullanamadı.

Bugünden sonra Abasıyanık, yazarlığındaki en büyük başarılarına art arda imza atmaya başladı. Ancak dikkat çekici bir olay vardı, artık yazılarında en çok “ölüm” üzerine konular işleniyordu. 5 Mayıs 1954 günü bir siroz krizi daha yaşamış, yemek borusundan kan gelmeye başlamıştı. Hastaneye kaldırıldı. 5-6 günlük bir tedavi ölümünü engelleyemedi. 11 Mayıs 1954 gecesinde hayata gözlerini yumdu.

Sait Faik Abasıyanık’ın Edebi Kişiliği

Düz yazılar yazmasına rağmen, şiirsel bir anlatımı da tercih etmiştir. Olayları, çevreyi ve insanları sadece ak ya da kara olarak ele almamış; her şeyi iyisiyle kötüsüyle samimi bir dille anlatmıştır. Türk klasik hikayeciliği anlayışına tamamen karşı çıkıp çağdaş Türk hikayeciliğinde devrim yaparken hiçbir yabancı akımdan etkilenmemiştir.

Bildiğiniz gibi ülkemizde yapılan yenilikler genelde dışarıdaki gelişmelerin ülkemize uyarlanması olarak gerçekleşir. Ancak Abasıyanık buna tenezzül etmemiş, devrimi kendi zihin dünyasındaki ilhamla gerçekleştirmiştir. Yazılarında toplumsal problemlerden çok, bireyin o toplumdan kaynaklanan sorunlarına yer vermeyi tercih etmiştir.

Pek çok hikayesinde baş kahramanın aslında Abasıyanık’ın kendisi olduğu söylenmektedir. Kahramanların isimleri ve yaşadıkları çevre, hikayelerde farklı şekilde geçmiş olsa bile, bunu okura çok başarılı bir şekilde aktarmıştır. İlk yayınlanan “Semaver” adlı hikayesi, Türk edebiyatında bir çığır açmıştır. Hala, Sait Faik denince akla gelen ilk hikayelerden biri olma özelliğini taşımaktadır.

Sait Faik Abasıyanık’ın en çok okuduğu yabancı yazarlar arasında şu isimler göze çarpmaktadır; Andre Gide, Comte de Lautréamont, Jean Genet. Eserlerinde yer yer bu yazarlardan izler bulunabilir ancak bu demek değildir ki Abasıyanık onları taklit etmiştir ya da onların tarzını alarak Türk hikayeciliğine getirmiştir.

Sait Faik Abasıyanık’ın Eserleri

Abasıyanık, gazetelerde ve dergilerde yayınlanan pek çok yazısını kitaplarına almamıştır. Hatta bir konuşmasında, “Aylaklığım sebebiyle, yazdığım pek çok hikayemi orada burada unutuyorum” diyerek üzüntüsünü dile getirmiştir.

Rıfat Ilgaz Kimdir? Hayatı ve Eserleri

Yayınlanan bazı öykü kitapları şunlardır; Semaver (1936), Sarnıç (1939), Şahmerdan (1940), Lüzumsuz Adam (1948), Mahalle Kavgası (1950), Havada Bulut (1951), Kumpanya (1951), Havuz Başı (1952), Son Kuşlar (1952), Alemdağ’da Var Bir Yılan (1954), Az Şekerli (1954), Tüneldeki Çocuk (1955), Mahalle Kapısı (1956), Müthiş Bir Tren (1981) ve Açık Hava Oteli (1980). Saydığımız bu kitapların bazıları yazarın ölümünden sonra yayınlanmıştır.

Bunlardan başka 1953 yılında şiir kitabı olan Şimdi Sevişme Vakti’ni çıkarmıştır. Abasıyanık’ın romanları arasında ise 1944 yılında yayınlanan Medarı Maişet Raporu, 1953 yılında yayınlanan Kayıp Aranıyor ve Yaşamak Hırsı yer almaktadır. Lüzumsuz Adam adlı kitabında, hiçbir mesleğe sahip olamadığı ve günlerini İstanbul’da özelikle Beyoğlu’nda boş boş gezerek geçirdiği için kendi kısa hikayesini anlatmıştır.

Konu Hakkında Bilgilendirici Video

Sonuç ve Okura Sorular

Öykülerinde genellikle toplumun alt kesimlerinden seçtiği karakterleri kahraman eden Sait Faik Abasıyanık, Türk hikayeciliğine farklı bir soluk getirmiştir. Gerek edebi kişiliği gerekse özel hayatındaki duruşu ile birçok kişi tarafından sevilip saygı gören bir yazarımızdır.
Sait Faik Abasıyanık'ın kitaplarını okudunuz mu?
Yazarın mutlaka okunmasını önerdiğiniz kitabı hangisi?
Abasıyanık'ın Atatürk'ten sonra Mark Twain Derneği onur üyesi olan ilk Türk olduğunu biliyor muydunuz?



Okur Yorumları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilgihanem'i Takip Edin

En Yeniler