Oğuz Atay Kimdir? Hayatı, Kitapları, Sözleri ve Hakkında Az Bilinenler

Geleceği çok önceden görmüş unutulmayacak bir yazar Oğuz Atay. Bu yazımızda yaşamı boyunca değeri bilinememiş bu ismin yarım kalmış hayat hikayesini araştırdık.

Zarif ruhlu, romantik ve sanata yön veren kişiliğiyle hemen her duyguyu keskin cümleleriyle anlatabilecek kadar iyi bir yazardır. Edebiyatımıza katkılarıyla kitaplarının kütüphanemizde baş sıralarda yeri vardır.

Çok yönlü bir aydın ve modernist bir yazar olarak Türk edebiyat tarihinin usta isimlerinden olan Atay, cumhuriyet dönemi insanlarının ruhsal ve düşünsel sorunlarıyla ilgilendi. Çünkü o dönemde insanlarda genel olarak bir tür bunalım ve kimlik arayışı hakimdi.

Tevfik Fikret Kimdir? Hayatı ve Eserleri

Haftalık Pazar Postası dergisinin redaksiyon ve tashih işleriyle ilgilendi. Romanları ve anlatım biçimi birçok kesimden övgü aldı. Makale ve söyleşilerine çeşitli dergilerde yer verildi. Yazarın hayatını, eserlerini ve hakkında az bilinenleri yazımızda bulabileceksiniz.

Oğuz Atay Kimdir?

Tutunamayanlar, Tehlikeli Oyunlar ve Korkuyu Beklerken gibi önemli eserlerin yazarı olan Oğuz Atay, Türk Edebiyatı’nın büyük isimlerinden biridir. Roman ve hikaye yazarıdır. Birçok yayınlanmış eseri ve ödülü bulunmaktadır.

Yazdığı roman, eleştiri, kitap ve makalelerle edebiyatımızda iz bırakmış bir isimdir. Tutunamayanlar romanıyla post-modern tarzda eser veren ilk yazar Oğuz Atay’dır.

12 Ekim 1934’te İnebolu Kastamonu’da dünyaya geldi. Cumhuriyet Halk Partisi 6. ve 7. dönem Sinop, 8. dönem Kastamonu milletvekilliği yapan; aynı zamanda ağır ceza yargıcı olan Cemil Atay’ın oğludur.  Annesi Fransız bir anne ve Türk babadan olma Muazzez Zeki Hanım, ilkokul öğretmenidir.

Oğuz Atay’ın Hayatı

Oğuz Atay’ın Hayatıİlk ve orta öğrenimini Ankara’da tamamlayan Oğuz Atay, 1939’da babası milletvekili seçilince ailesiyle Ankara’ya geldi. Burada Devrim İlkokulu’nda okula başladı.

Ortaokul döneminde dünya edebiyatındaki ünlü isimlerin eserlerine merak saldı. Oscar Wilde, Stendhal, A.J. Cronin, Pitigrilli gibi ünlü yazarların romanlarını okudu.

1951 yılında Ankara Maarif Koleji’ni (şu anki adıyla Ankara Koleji) bitirdi. Aynı zamanda devlet olgunluk sınavını kazandı. Kolejden mezun olunca babasının “iyi bir meslek sahibi olması” ile ilgili yoğun baskıları üzerine İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İnşaat Fakültesi Bölümü’nde eğitim hayatını sürdürdü.

1957’de buradan mezun oldu. Anayol Mühendislik Şirketi’nde altı ay mühendislik yaptı. Ferit Edgü, Demir Özlü, Hilmi Yavuz ve Onat Kutlar gibi isimlerle arkadaşlık yaptı. Eğitim yıllarında arkadaşlık ettiği Turhan Tükel sayesinde Marksizim’le tanıştı. Hegel, Lenin gibi isimlerin eserlerini okudu, aynı zamanda solcu çevreler edindi.

1957’nin Aralık ayında yedek subay olarak gittiği askerliğin ilk altı ayını İstanbul’da, kalanını Ankara’da tamamladı. Ankara’daki zamanını Pazar Postası dergisi çevresinde toplananlarla arkadaşlık ederek geçirdi.

Turgut Uyar, Cemal Süreya, İlhan Berk ve Attila İlhan da arkadaşları arasındaydı. Ece Ayhan ve Korkut Boratav’ın evindeki toplantılarda bulundu. Cevat Çapan ve Vüs’at O. Bener ile sık sık görüşürdü. Mayıs 1959’da askerliğini bitirdi ve İstanbul’a döndü.

1959-1962 yılları arasında İstanbul’da Denizcilik Bankası İstanbul Şehir Hatları İşletmesinde çalıştı. 1962’de modacı Fikriye Fatma Gürbüz ile dünya evine girdi. Bu evliliğinden 1962’de Özge isimli bir çocuğu oldu.

Daha sonra Kadıköy vapur iskelesinin inşaasında tamir ve kontrol elemanı olarak çalıştı. Bir süre sonra görevinden istifa etti. Üniversite mezuniyetinden üç yıl sonra İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi İnşaat Bölümü’nde (şu anki Yıldız Teknik Üniversitesi) öğretim üyesi oldu. Aynı zamanda bir arkadaşıyla kurduğu inşaat şirketinin başındaydı.

1967’de eşinden ayrılınca şirketinin faaliyetini durdurdu ve babasıyla yaşamaya başladı. Sonra Beyoğlu civarında bir eve taşındı ve bu dönem hayatına Sevin Seydi girdi.

1971’den 1973 yılına kadar Meydan Larousse lugat ve ansiklopedisinde redaksiyon ve son okuma işlerini yürüttü. Hürriyet Gazetesi için yayımlanan Türkiye 1923-1973 Ansiklopedisi için 1973 yılında madde yazarlığı yaptı. 1974’te sanat muhabiri Pakize Kutlu ile ikinci evliliğini yaptı.

Yazarlık Hayatı

“Tutunamayanlar” yayımlanmadan önce TRT’nin 1970 Sanat Ödülleri Yarışması Başarı Ödülü’nü kazanmasıyla ün kazandı. Hep Dostoyevski’yi örnek aldı.

Tutunamayanlar adlı ünlü eserini 1971-1972 yıllarında kaleme aldı. Ses getiren bu yapıtıyla Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri oldu. Bu eserinin yayınlanmasının ardından TRT Roman Ödülü’nü kazandı.

Tutunamayanlar adlı roman, eleştirmen Berna Moran tarafından, “hem söyledikleri hem de söyleyiş biçimiyle bir başkaldırı” olarak nitelendirildi. Eleştirmen Moran’a göre romandaki edebi yetkinlik, Türk romanını çağdaş roman anlayışıyla aynı seviyeye getirmiş, ona kazançlar sağlamıştır.

Oğuz Atay’ın çok konuşulan eseri Tutunamayanlar’dan sonra “Tehlikeli Oyunlar” adlı ikinci romanını kaleme aldı. Bu eseri 1973’te yayınlandı. Yine aynı yıl yayınlanan “Oyunlarla Yaşayanlar” adlı eseri Devlet Tiyatrosu’nda sahnelendi.

1975 yılında doçent unvanını almasıyla mesleğiyle ilgili olan “Topografya” adlı bir kitap yazdı. Aynı zamanda çeşitli dergi ile gazetelerde makale ve söyleşiler yazıyordu.

Tüm hikayelerini “Korkuyu Beklerken” başlığı altında topladı. 1911-1967 yılları arasında yaşamış Prof. Mustafa İnan’ın hayatının konu alındığı “Bir Bilim Adamının Romanı”nı 1975 yılında yayımlandı.

Yaşadığı dönemlerde hiçbir eseri ikinci baskısını yapamadı. Fakat ölümünden sonra kitapları en çok satanlar arasına girdi. Eserleri eleştiri, mizah ve ironi barındırmaktadır. Usta edebiyatçı, yazarlık döneminde sıkıntılı zamanlar geçirdi. 1976 yılında hastalandı.

Oğuz Atay'ın Vefatı

Yaşamının sonraki dönemlerinde roman, öykü ve oyun yazılarına devam eden Atay’ın beyninde bir tümör olduğu tespit edildi. Bir süre Londra’da tedavi oldu. Fakat tedaviden olumlu sonuç alınamadı.

Onun önemli eseri “Türkiye’nin Ruhu” adlı projesi yarım kaldı. Tamamlayamadan, 13 Aralık 1977 tarihinde hayata gözlerini yumdu. Öldüğü sırada Mecidiyeköy’deki arkadaşı Altay Gündüz’ün evindeki banyodaydı.

Atay’ın uzun süre banyodan çıkmamasından şüphelenen arkadaşları öldüğünü fark etti. Cenazesi, Edirnekapı Sakızağacı Mezarlığı’nda, annesinin yanına defnedildi.

Vefatının Ardından

Usta yazarın vefatından sonra 1987’de Günlük, 1998’de ise Eylembilim adlı kitapları yayımlandı. Hayattayken ikinci baskısını dahi yapamayan kitapları ölümünden sonra yoğun bir ilgi görmeye başladı, defalarca basıldı.

Yıldız Ecevit’in kaleme aldığı ve Oğuz Atay’ın hayatını konu olan Ben Buradayım adlı eser 2005 yılında yayımlandı. Ecevit, onun Atay’ın yaşamının üç evreye ayrılabileceğini söyledi: Gençlik, evlilik ve yazarlık evreleri. Memleketi Kastamonu’nun Valiliği yazarın kendisi adına 2007 yılından bu yana Oğuz Atay Edebiyat Ödülleri vermektedir. Ölüm yıl dönümlerinde sevenleri tarafından anılmaktadır.

2008 yılında Korkuyu Beklerken adlı eseri Öteki Tiyatro tarafından tiyatro oyunu olarak sahnelendi. 2009’da ise Tehlikeli Oyunlar romanı Seyyar Sahne tarafından aynı isimle tiyatro oyununa uyarlandı. O zamanlar izleyiciyle buluşan oyun, günümüzde hala sahnelenmektedir.

2012’de Bir Bilim Adamının Romanı adlı biyografik eseri, Mustafa İnan ismiyle Te Sahne tarafından Bir Bilim Adamının Oyunu olarak sahnelendi. Oğuz Atay’ın edebi kişiliği ve eserleri ölümünden sonra aydın konulu tartışmaların başlıca kaynakları arasındaydı.

Hayata veda ettikten sonra daha çok tanınan bu yazarın eserleri ölümünden sonra defalarca basıldı. Türk edebiyatına azımsanamayacak kadar fazla eserini miras bıraktı. Edebiyatımızda saygınlık kazanmış bu isim, ününü asırlar sonrasına dahi taşıyabilecek gibi görünüyor.

Oğuz Atay’ın Yazdığı Kitaplar

Oğuz Atay’ın KitaplarıYazarlık yaşamına geç başlayıp erken yaşta vefat etmesi nedeniyle çok fazla eseri bulunmamakta, buna rağmen en çok okunan yazarlar listesinde baş sıralarda yer almaktadır. Eserlerinde düş ve gerçeğin birbirine karışması ile kurgunun ana ilkelerine yer vermesi onu postmodernist bir roman yazarı kılar.

Yıldız Ecevit, Atay’ın eserlerinde bilinç akımı tekniği aracılığıyla insan ilişkilerinin ve kişinin iç dünyasının gözler önüne serildiğine değinmiştir. Oğuz Atay’ın eserlerindeki topluma yönelik eleştirinin yoğunluğuna karşın, ana sorunsalın bireye yönelik olduğuna bir söyleminde yer vermiştir.

Türkiye’de geniş bir okuyucu kitlesi tarafından severek okunan yazarın eserlerini araştırdık. 44 yıllık ömrüne sığdırdığı beş roman, bir öykü ve bir tiyatro oyunundan oluşan eserleri şu şekilde:

Tutunamayanlar

Oğuz Atay’ın KitaplarıYayım yılı 1972’dir. UNESCO tarafından 20. yüzyıl Türk edebiyatının en seçkin eseri olarak kabul edilen bu roman, Oğuz Atay denince ilk akla gelen, onunla özdeşleşmiş bir kitaptır. Flemenkçe, Almanca ve The Disconnected adıyla İngilizce’ye çevrilmiştir. Kitapta intihar eden Selim Işık’ın modern hayata neden tutunamadığı anlatılır.

Yazar bu unutulmaz eserinde modern şehir yaşamında bireyin maruz kaldığı yalnızlığı, toplumdan kopuşlarını, klişeleşmiş düşüncelere ve toplumsal ahlaka yabancılaşan iç dünyasını kaleme alır. Bu roman toplumsal değişime ve aydınların tutumuna eleştiri getirmiştir.

Burjuvaların küçük dünyasına ironiyle yaklaşan Atay, yenilikçi ve çağdaş batı romanının bazı yöntemlerinden ustalıkla faydalanmıştır. Yazıldığı döneme damgasını vurarak Türk edebiyatında yeni bir çağı başlatan bu eser, büyük tartışma konusu olmuştur. Ayrıca Atay’ın yaşamından izler taşıdığı için kısmen otobiyografik bir yapıt olarak da değerlendirilebilir.

Tehlikeli Oyunlar

Oğuz Atay’ın Kitapları1973 yılında yayımlanmış bu eser, yazarın ikinci kitabıdır. Okuyucular tarafından çarpıcı, bir o kadar da sarsıcı olarak nitelendirilmiştir. Kitaptaki başkarakter Hikmet Benol’un bilinç-akışı yöntemiyle bir “tutunamayan” oluşu konu edilir. Buradaki Hikmet karakteri Tutunamayanlar romanındaki  Selim Işık’ın karşıt halidir.

Tiyatro oyunu olarak da sergilenmiştir. Kurgu içinde kurgu içermesiyle Türkiye’nin ilk post-modernist romanlarından biridir. Atay, bu önemli yapıtında William Shakespeare’in Hamlet, James Joyce’un Ulysses ve Nabokov’un Solgun Ateş eserlerinden ilham almıştır.

Bir Bilim Adamının Romanı

Oğuz Atay’ın Kitapları1975’te Bilgi Yayınları tarafından yayımlanmıştır. Biyografi-otobiyografi kitaplarının listesinde en iyilerde gösterilebilir. Bilim adamı Mustafa İnan’ın başarılarla dolu ve kısa süren hayat hikayesi anlatılır. Kendine özgü anlatım şekliyle kaleme aldığı bu eserinde kendi tutunamayan perspektifine uymuştur. Aydın bir bilim adamı yetiştirmenin önemine de değinilir.

Korkuyu Beklerken

Oğuz Atay’ın Kitapları1975’te yayımlanan bu eseri 8 adet öyküsünü içerir. Bazılarına göre korku, güvensizlik, umutsuzluk, yalnızlık, dehşet, suç gibi olumsuz öğelerle donatılmış bir hikayeler toplamıdır. Psikolojik çözümlemelere yer vermiştir. Öykünün kahramanlarının tümünde yabancılaşma mevcuttur.

Toplumsal baskıdan kurtulmaya çalışan çağdaş insanın özgürlük arayışı bu eserde gözlenir. Beyaz Mantolu Adam adlı hikaye kitapta ilk sıralarda yer almıştır.

Kitapta; Unutulan, Korkuyu Beklerken, Bir Mektup, Ne Evet Ne Hayır, Tahta At, Babama Mektup, Demiryolu Hikayecileri, Bir Rüya adlı hikaye dizileri birbirini izler.

Oğuz Atay yazdığı bu kitapların dışında “Beyaz Mantolu Adam” hikayesini kısa film olarak çekti. Fakat ne yazık ki film kayboldu. Ayrıca Yılmaz Güney’in filminin ilk üç dakikasının diyaloglarını yazdı.

Oyunlarla Yaşayanlar

Oğuz Atay’ın Kitapları1975 yayım tarihli, Oğuz Atay’ın var ettiği tek tiyatro oyunudur. Hareketsizlikle devam ettirilen bir yaşamın kaçınılmaz sonu beceriksizlik ve gülünç duruma düşme kaygısından sürükleyici bir oyun ortaya çıkarılmış.

Atay, diğer eserlerinde yaptığı gibi yine bir tutunamama öyküsünü ince bir hicivle işlemiştir. Yazar hayattayken bu oyunun sahnelenmesini çok istemiş fakat ne yazık ki ölümünden sonra izleyiciye sunulmuştur. Emekli tarih öğretmeni Coşkun ve ailesi etrafında gelişen olaylar konu edilir.

Bu kısımdan sonra inceleyeceğimiz iki kitabı yazarın ölümünden sonra yayımlanmıştır.

Günlük

1987’de yayımlanmış Günlük, Atay’ın 7 yıllık notlarının bir araya getirilmesinden oluşmuştur. Okurlarla içinde bulunduğu ruh halini paylaşan yazar, “Kimse dinlemiyorsa beni ya da istediğim gibi dinlemiyorsa günlük tutmaktan başka çare kalmıyor. Canım insanlar, sonunda bana bunu da yaptırdınız…” sözleriyle ilgi çekici bir giriş yapmıştır eserine.

Eylembilim

Oğuz Atay’ın Kitapları1998 yılında yayımlanmıştır. Eser yarım kıymetli yazarımızın ölümü nedeniyle ne yazık ki yarım kalmıştır. Üniversitede akademisyenlik yapan Server Gözbudak kitapta başkahramandır.

Bir döneme damga vuran sağ-sol davaları, doğrular ve yanlışlar kaleme alınmıştır. Yazar bu kitabında çekilen acıları kendine özgü inceliği ve dolaylı bir biçimde ustalıkla başarmıştır. İronilere sıkça rastlanır.

Oğuz Atay’ın Kitaplarında Geçen Şiirleri

Oğuz Atay’ın Kitaplarında Geçen ŞiirleriYazarın yazmış olduğu bir şiir bulunmamaktadır. Bazı romanlarında şiiri andıran kısa söylemlere yer vermiştir.

Oğuz Atay’ın Kitaplarında Geçen ŞiirleriTutunamayanlar adlı romanında geçen bir dörtlüktür.

Oğuz Atay’ın Kitaplarında Geçen ŞiirleriOlric isimli şiirinden alınmış bir dörtlüktür. Yine Tutunamayanlar'da yer vermiştir.

Oğuz Atay’ın Kitaplarında Geçen ŞiirleriHayatta her şeyin bir şekilde geçeceğine değinmiş. Aynı zamanda hiçbir şeyi kalıcı olmadığına vurgu yapmış.

Oğuz Atay’ın Kitaplarında Geçen Şiirleriİnsanın dünyaya gözlerini açtığı an önemlidir. Fakat bu başkaları için bir anlam ifade etmeyebilir.

Oğuz Atay’ın En Ünlü Sözleri

Oğuz Atay’ın En Ünlü SözleriHemen hepimizin duygularına tercüman olan birbirinden güzel birkaç sözü sizlerle paylaştık. Aşk, özlem, yalnızlık gibi konuları her bir sözüne ustalıkla işlemiş yazar.

Oğuz Atay’ın En Ünlü SözleriYalnızlığa alışmış ve öyle yaşamayı kabul etmiş birini sevgiye ve birilerinin varlığına alıştırmak ona yapılacak bir kötülük olur. Ya kal, ya da sevme demiş yazar.

Oğuz Atay’ın En Ünlü SözleriHayatta bazen bazı şeylere geç kalırız. En güzeli yaşarken, henüz hayattayken, nefes alırken bir şeyleri yapmaktır. Sonrası için geç olabilir. Çünkü ölüm diye bir gerçek vardır.

Bazen yaşanmışlıklardan çok sadece tanımış olmanın önemlidir. Basit gelebilir “Seni tanıdığıma çok sevindim.” cümlesi. Ama aslında çok şey hissettirir.

Oğuz Atay’ın En Ünlü SözleriSevgiyi hak etmek için önce bir yürek gerekir. Hayatta son şansları bazen hep yanlış insanlara veririz. Halbuki sevgiyi hak edenler asıl sahipleridir son şansların…

Oğuz Atay’ın En Ünlü SözleriDuygularımız her zaman gerçekçi olmaz. Çoğu zaman nasılsın sorusuna hep iyiyim deriz, iyi olmasak bile. Fotoğraf çekilirken de öyle, gülmek istemesek bile hep gülümseriz.

Oğuz Atay’ın Hakkında Az Bilinenler

Oğuz Atay’ın Hakkında Az BilinenlerYaşamı boyunca Cumhuriyet dönemi roman ve hikaye yazarlığı yapmıştır. Her yapıtında çarpıcı tarzıyla dikkat çekmeyi başaran Atay’ın hakkında az bilinenleri araştırdık.

Kendisi küçük yaşlardayken dünyaya gelen kız kardeşini çok kıskanıyordu o zamanlar. Ona “bohça” adını takmıştı. Okulda sorulan kardeşini sevmeyen var mı sorusuna hep parmak kaldırırdı. Bir gün kardeşinin evden gideceğine inanıyordu.

Oğuz Atay iyi bir espri anlayışına sahipti. Gençken karikatür çizmeye merak salmıştı. Sokakta gördüğü her şeyi karikatürize ederek adeta zekasını kanıtlıyordu.

Yüksek bir ortalamayla liseyi bitiren Atay, Shakespeare’in Hırçın Kız adlı oyununda sahne aldı. O dönemler babası onun deyimiyle “adam gibi bir meslek sahibi” olması için kendisine baskı uyguluyor, her türlü aktivite ve yararlı şeyi gereksiz olarak görüyordu. Babasının zoruyla üniversitede okumak istemediği bir bölümü bitirdi.

Sanata küçük yaşlardan beri ilgi duyuyor, Eşref Üren ve Turgut Zaim’den resim dersleri alıyordu. Ama babası Cemil Bey sanatla karın doymayacağını söylüyor, oğlunun hevesini kırıyordu. Bu durum için Eşref Üren Oğuz’a “Babana söyle sana köşe başında, işlek bir yerde bakkal dükkanı açsın. İyi para kazanırsın.” şeklinde bir cümle kurdu.

Yazar Babama Mektup adlı eserinde duygularının romantik kısmını annesinden aldığını dile getirmiştir. Annesi ona babasının aksine hep hoşgörülü davranmış, her zaman yanında olmuştur. Aynı zamanda ilkokul öğretmeni de annesidir.

Eserlerinde çevresindekileri hep ilham kaynağı olarak gören yazar, her karakterin içine bir parça kendisini de kattı. Tutunamayanlar adlı eserini eşi Sevin’e ve intihar eden arkadaşı Ural’ ithaf etti. Eşi onun bu jestine karşılık kitabın kapak tasarımını üstlendi.

Aziz Nesin Kimdir? Hayatı ve Eserleri

Kitaptaki Selim Işık, Ural’ın ta kendisiydi. Neyin peşinden gitse, neye tutunmaya çalışsa hep yapayalnız kalıyordu. Eserlerinde en sevdiği yazarlar olan Dostoyevski ve Kafka’dan etkilendi. Tutunamayanlar kitabını ilk okuyan isim ise Vüs’at O. Bener oldu. Orhan Pamuk da kendisine hayrandı.

Unutulmaz yazarın muzip yanına değinecek olursak onun ölüm anını anlatmak en doğrusu olacaktır. Öldüğü gün olan 13 Aralık gecesi dostlarının evinde birlikteydi. Banyoya gitti fakat uzun süre çıkmadı. Onu merak eden arkadaşlarına “Sevinmeyin, daha ölmedim.” diye cevap verdi. Fakat aradan dakikalar geçince banyoya giden arkadaşları, öldüğünü fark ettiler. Oğuz Atay’ın kendisine ait olan ve kaybolan günlüğü, Marmara Üniversitesi’nden bir öğrencinin çantasından çıktı.

Konu Hakkında Bilgilendirici Video

Sonuç ve Okura Sorular

Oğuz Atay’ın kızı Özge, babası İngiltere’ye tedavi olmaya gittiğinde 15 yaşındaydı. Atay, hasta yatağında dahi erinmeden kızının mektuplarındaki yazım hatalarını düzeltti. Kızından, Babalar ve Oğulları adlı eseri okumasını istedi. Kitap bittiğinde kızıyla konuşmak istemişti, fakat o konuşma hiç yapılamadı. Kızı, babasının ne düşündüğünü hep merak etti.
Oğuz Atay'ın herhangi bir eserini okudunuz mu? Okuduysanız hangisi?
Oğuz Atay'ın yaşamını nasıl buldunuz?
Onun yaşamında sizi en çok etkileyen ne oldu?



Okur Yorumları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir