Anoreksiya Nervoza Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Hızla yayılan ve adeta çağın kabusu haline gelen anoreksiya nervozanın ne olduğu, nasıl başladığı hakkında bir bilginiz var mı? Peki, hiç iç sesinizi "acaba ben anoreksiya mıyım" diye konuşurken yakaladınız mı? Böyle bir durumun farkında olup yakınlarınızdan gizliyor musunuz? Eğer siz de bu sorularınızın cevaplarını arıyorsanız, bu yazımızdaki önemli bilgileri öğrenerek işe başlayabilirsiniz. Çünkü rahatsızlığın ciddiyetinin farkında olmanız durumu daha iyi kavramanız açısından önem arz eder.

Anoreksiya nervoza hastalığı yaşıyorsanız, korkuya kapılmadan önce bilmelisiniz ki doğru tedavi uygulandığında kurtulmak mümkündür. Fakat uzmanlar, anoreksiya tedavisi bitmiş olan kişilerde de rahatsızlığın nüksedebileceğini söylüyor. Sağlığına kavuşan bireyler aynı şeyleri bir daha yaşayabilecek olmalarından endişe duyarak depresyona girebiliyor. Unutulmamalıdır ki sizi depresyona, strese sokabilecek olumsuzluklar hastalığı tetikleyebilecek faktörlerdir. Dolayısıyla iyileştiğinizde tüm korkularınızı yenerek yeni hayatınıza merhaba demelisiniz.

Halk arasında “zayıflama hastalığı ya da manken hastalığı” olarak da duyduğumuz bu rahatsızlık ölümle sonuçlanabilecek kadar tehlikeli ve ciddi bir psikolojik yeme bozukluğudur. Dolayısıyla tedavi edilmeyen hastalar için korkunç sonuçlar kaçınılmaz olacaktır. Erken başlanılan tedavinin olumlu sonuçları daha yüksektir.

Çölyak Hastalığı Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Siz de, kendinizde ya da bir yakınınızda böyle bir durumun varlığını hissediyorsanız, en kısa zamanda uzman bir hekime başvurmalısınız. Bu süreç uzun ve sabır isteyen bir yolculuktur. Bu yolda size destek olmak isteyen yakınlarınıza ve doktorunuza güvenmelisiniz. Onların, sağlığınıza kavuşmanız için yanınızdaki en doğru kişiler olduğunu unutmamalısınız. Şimdi yeme bozukluğu ile ilgili merak ettiğiniz detayları inceleyebiliriz.

Anoreksiya Nervoza Nedir?

Anoreksiya Nervoza Nedir?Anoreksiya, bir deri bir kemik kalıncaya kadar süren zayıflama tutkusudur. Özellikle ergenlik döneminde, nadiren de erişkin çağda başlayan ciddi bir yeme bozukluğu sendromudur. Sadece kızlarda meydana geldiğini düşündüğümüz bu rahatsızlık erkekleri de ağına alıyor. Kilo almaktan çok korkan ya da kilo aldım düşüncesiyle rejime başlayan her bireyde görülebilen sinsi bir rahatsızlıktır.

Önceleri masum şekilde başlayan diyet programları daha sonra kontrol edilemeyen açlık savaşına dönüşür. Kişi kısa sürede anormal derecede kilo vermeye başlar. Bu durum karşısında zafer kazandığını düşünür ve açlıktan zevk alma derecesine gelir. Sonucunda karşılaşabileceği herhangi bir sağlık sorunu onun için problem teşkil etmez. Çünkü tek gaye ulaşmak istediği kilodan bile daha zayıf olmaktır.

Bazı kişiler yaptığı bu ölüm diyetinin yanı sıra ciddi antrenman da yapar. Onlar için atılan adımdan çok yakılan kalori önemlidir. Bundan dolayı çok sık tartılarak kilosunu takip eder. Çünkü alınan ya da verilen 1 gramın bile hesabını yaparak kendisini kontrol altında tutmak ister.

Vücut ağırlıklarını kontrol etmenin iki yolu vardır. Bu rahatsızlığı yaşayanların bir kısmı, beslenmesini ileri seviyede kısıtladığı açlık dönemleriyle beraber rahatsız olacak derecede aşırı yeme dönemleri yaşar. Yemeklerini de toplum içinde yemekten değil yalnız yemekten hoşlanır. Daha sonra şişmanlamaktan çok korkarak kendi kendine bir yaptırım uygular.

Boğazına parmak bastırarak kusup rahatlar. Bunu yapan kişilerin mide asidinden dolayı ellerinde yara, deri sertleşmesi görülebilir. Aynı zamanda mide asidinin etkisiyle diş mineleri zayıflayarak erozyon meydana gelebilir.

Rahatsızlığı yaşayanların bir kısmı ise yine beslenmesini ileri derecede kısıtlayarak çok az yiyecek yer. Üstelik tükettiği yiyeceklerin oldukça düşük kalorili olmasına ekstra dikkat eder. Bunu yapmasına rağmen çok ağır egzersiz yaparak tükettiği yiyecekleri yakmaya çalışır. Anoreksiya hastaları sürekli ayna karşısında vücutlarını izleyerek kendilerini bir iç hesaplaşmaya sokar. Beden algısını kaybettiği için yansımasını hiçbir zaman istediği gibi zayıf görmez. Hep daha fazla kilo vermenin peşindedir.

Etrafındakiler zayıfladığının farkındadır ve bunun için önlem almak ister. Fakat kişi zayıflığını reddederek bir takım yalanlara başvurur. Yemek vakitlerini atlatmak adına bahaneler bulur. Tok olduğunu veya dışarıda çok fazla yediğini söyler. Başının ağrıdığını söyleyerek uyumak ister. Ayrıca zayıflığının belli olmaması adına bol kıyafetler giymeyi tercih eder.

Aslında karnı çok açtır. Fakat durum bazıları için farklı olabilir. Acıkma hissi kontrolünün dışında kaybolabilir. Genellikle mutfağa girmeyi sever. Yemek yapmaktan, yemek programları izlemekten zevk alır. Fakat yaptığı yiyecekleri kendisi yemez sadece yedirmekten hoşlanır. Bu rahatsızlığı yaşayan kişiler zamanla güçsüzleşerek sık sık bayılmaya başlar. Bağışıklığı çok zayıflar ve hastalıklara karşı dirençsizleşir.

Meydana gelen kalsiyum eksikliği nedeniyle erken yaşta kemik erimesi yaşar. Besin emilimleri gerçekleşmeyerek vitamin ve mineral eksikliği olur. İleri derecede kansızlık yaşayarak anemi sorunu ile karşı karşıya kalır. Fazla su kaybından dolayı elektrolit dengesi bozulur. Kızlarda adet bozukluğu oluşur. Ne yazık ki tüm problemler bunlarla sınırlı değildir. Meydana gelebilecek olan rahatsızlıklar ile ilgili kısma, aşağıda yer alan sağlık sorunları belirtilerinde detaylıca yer verdik.

Anoreksiya sosyoekonomik düzeyi yüksek olan kişilerde, mükemmeliyetçilik duygusu baskın olan, ders çalışma takıntısı ve özgüven eksikliği olan, içe kapanık, asosyal kişilerde görülebilir. Acı bir olay yaşayan ya da anne babası boşanan bireyler de durum karşısında yaşadığı çöküntüyü bedenlerine hakim olma çabasıyla tamir etmeye çalışır. Günümüzde kabul gördüğü düşünülen, aslında toplumsal bir baskı halini alan “manken gibi zayıf” algısı da bu hastalığın önemli bir tetikleyicisi olabilir.

Bu rahatsızlığın sadece kilolu kişilerin başına geldiği düşüncesi çok yanlıştır. Normal kilodaki bireylerin de yaşadığı psikolojik bir yeme bozukluğudur. Kişi zayıflayarak olması gereken kilonun %15 altına düşer. Az uyur ve çok aktif olur. Kişinin bu derece aktifliği durumu gizleme çabasının istem dışı bir faaliyeti olabilir.

Aslında bazıları için sadece bir şımarıklık zannedilen anoreksiya, hayatı ileri derecede kontrol etme durumudur. Kişinin, kontrol etme çabasının bedeninde ve psikolojisinde bıraktığı iyileşmesi çok zor yaralardır. Birey başına gelen trajik bir olay sonucunda kontrol edemediği şeyleri vücuduna hakim olma düşüncesi ile düzeltmeye çalışır.

O anda bildiği tek şey bedeninin sadece kendisine ait olduğudur. Ona kimse karışamaz tek hakimiyet kendisindedir. Dolayısıyla kontrol altında tutmak istediği şeyleri bedeni üzerinden yapmaya çalışarak başladığı zayıflama tutkusu, hastanede bir yoğun bakımı odasında sonuçlanır.

Anoreksiya Nervoza Nedenleri Nelerdir?

Anoreksiya Nervoza Nedenleri Nelerdir?Anoreksiya nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Fakat psikolojik, biyolojik ve çevresel faktörlerin karmaşık etkileşimleri sonucu ortaya çıkmaktığı belirtilmektedir.

Biyolojik Faktörler: Bu rahatsızlığı yaşayan kişilerde henüz genlerin bir etkisi kanıtlanmamıştır. Lakin bazı insanların genleri onları anoreksiyaya karşı duyarlı hale getirmiştir. Yeme bozukluğu bulunan kişiler mükemmeliyetçi, duygusal ve hassas kişilerdir. Bu faktörler genlerle bağlantılı olduğu için hastalığın kalıtsallığı ile ilgili araştırmalar hala devam etmektedir.

Psikolojik Faktörler: Bireyin hassaslığı, duygusal durumları onu derinden etkileyerek anoreksiyayı tetikleyebilir. Depresif özellik gösteren ve obsesif kompulsif kişilik bozukluğu olanlarda anoreksiya rahatsızlığı daha kolay başlayabilir.

Çevresel Faktörler: Özellikle gençlerde sosyal medya, toplum baskısı gibi nedenlerle zayıf olmak bir takıntı haline gelebilir. Ünlülere, mankenlere özenilerek ince bir bedene sahip olmak istenir. Zayıflamak onlar için bir avantaj gibi görülür. Birey hayattaki değerini vücut ölçülerine dayanarak belirler.

Yeme bozukluğu sadece zayıflamak isteğiyle ortaya çıkmamaktadır. Bu durumu tetikleyici birçok etken olabilir. Her yaşta, cinsiyette oluşabilen bu psikolojik rahatsızlığı yaşayabilecekler için, risk oluşturan faktörlere bir bakalım.

  • Genetik faktörler. (Henüz kanıtlanmamış olsa da bunu destekleyen birçok etken vardır.)
  • Kilo dalgalanmaları. Yani hızlı kilo alıp vermek.
  • Aile öyküsü. (Yaşanılan acı kayıplar, anne babanın ayrılığı…)
  • Toplum baskısı etkisinde kalmak. Zayıflığın avantaj gibi düşünülmesi.
  • Genellikle, ergenlik döneminde ya da erişkin çağda olmak.

Anoreksiya Nervoza Belirtileri Nelerdir?

Anoreksiya Nervoza Belirtileri Nelerdir?Bu rahatsızlığı yaşayan kişiler ilk zamanlarda kendilerini başarılı şekilde kamufle edebilir. Fakat kısa sürede fark edilir hale gelen anormal zayıflıkları ve değişen yeme alışkanlıkları onları ele verir. Durumu kati bir üslupla reddederek özellikle yeme içme konusunda bir takım yalanlara başvurur.

Beslenme Belirtileri

  • Normal kiloda ya da zayıf olmasına karşın oldukça kısıtlı bir diyet uygular. Tüketilen besinlerin de düşük kalorili olmasına özen gösterir. Hazır gıda, karbonhidrat ve yağ gibi gıdalardan kati bir şekilde uzak durur.
  • Kalori hesabı konusunda fazlasıyla takıntılı olur. Genellikle yediği yiyeceğin besin değerlerine dair bir hesap tutar. Tüketilen gıdaların içeriklerini okur ve buna göre seçim yapar.
  • Yiyeceklerle meşgul olmayı sever. Tarif kitapları okur, yemek programları izler. Yemek, pasta gibi şeylerle uğraşmaktan hoşlanır, fakat yaptıklarını kendisi yemez başkalarına ikram eder. Sürekli yiyecekleri düşünerek zihnini meşgul eder. Yemek yememe konusunda kendisiyle bir iç savaş yaşar.
  • Öğünleri atlatmak için sık sık yalana başvurur. Tok olduğunu ya da midesinin rahatsız olduğunu söyler, yiyecekleri saklar. Yemeğe çağırıldığında türlü mazeretler uydurur.
  • Toplum içinde yemek yemekten hoşlanmaz. Yemek yerken gözlerin üzerinde olduğunu düşünür ve yalnız yemeği sever.

Fiziksel Belirtiler

  • Vücut ölçüleri çok önemlidir. Kemiklerinin belirginleştiğini gördükçe daha fazla mutlu olur. Ayna karşısına geçerek saatlerce kendini izlemekten büyük haz duyar.
  • Kısa sürede anormal derecede zayıflar. Bu durum onu daha da şevke getirir.
  • Zayıf olmasına rağmen istediği görünüme kavuşamadığı kanısındadır hep. Kendisini bir iç hesaplaşmaya çekerek sürekli eleştirir. Karın, kalça gibi bölgelerini çok yağlı hissederek derin bir üzüntüyle birlikte strese girer.
  • Zayıflığını kabul etmez. Fakat bu durumu gizlemek için de bol kıyafetler giymeyi sever. Başkalarının yanında tartılmaz.
  • Sosyal hayattan kopar ve sinirli olur. Sinir sistemleri zayıflar ve kolayca depresyona girer.

Tüketilen Gıdaları Bilinçli Olarak Dışarıya Atma Belirtileri

  • Yemek yedikten sonra genellikle ortadan kaybolur. Banyoya gider ve yediklerini çıkarmak için boğazına parmak bastırarak zorla kusar. Kusma seslerini bastırmak için de suyu açar veya yüksek sesle müzik dinler.
  • Kontrolsüz şekilde iştah bastırıcılar, diyet hapları, müshil ilaçlar ve zayıflamak adına alınabilecek türlü takviyeler kullanır.
  • Kalori yakmak için kendine bir yaptırım uygulayarak, ağır egzersizler yapar. Yorgun, hasta ya da herhangi bir başka olumsuzluğa rağmen egzersizlerini ihmal etmez.

Sağlık Sorunu Belirtileri

  • Anormal kilo kaybı
  • Düzensiz periyotlar
  • Kadınlarda regl düzensizliği (anoreksiya tanısı açısından bu durum en az 3 ay sürmeli)
  • Erkeklerde testis oranında düşüş
  • Kalpte ritim bozukluğu
  • Kansızlık (Anemi)
  • Vücut ısısında azalma
  • Kan basıncında düşme, nabız ve solunum hızında yavaşlama
  • Kemiklerde zayıflama, osteoporoz
  • Kırık riski
  • Böbrek sorunları
  • Baş dönmesi, bayılma ve denge kayıpları
  • Kol veya bacaklarda şişmeler
  • Vücudun çeşitli yerlerinde morluklar
  • Kabızlık
  • Diş problemleri
  • Tırnaklarda mavimsi renk değişikliği ve tırnakların kırılması
  • Saçlarda yıpranma ve dökülme
  • Cilt kuruluğu ve derinin pul pul dökülmesi
  • Cildin sarımsı bir renk alması
  • Uyku düzeninde bozulma (İnsomnia)
  • Yorgunluk, halsizlik, depresyon
  • Ciddi potasyum, kalsiyum ve magnezyum eksikliği sonucu oluşabilecek çeşitli olumsuzluklar.

Acaba Anoreksiya mıyım Diye Düşünüyor musunuz?

  • Yakın tarihte acı bir olay, okul değişikliği ya da sizi strese sokabileceğini düşündüğünüz bir durum yaşadınız mı?
  • Daha önceki zamanlarda başarısız diyet girişimleriniz oldu mu?
  • Kilo almaktan çok korkup sürekli bunu düşünüyor musunuz?
  • İnsanlar size kilolu olmadığınızı söylediği halde kendinizi kilolu gibi hissediyor musunuz?
  • Başkalarının yanında yemek yemekten rahatsızlık duyuyor musunuz?
  • Tükettiğiniz veya tüketmediğiniz yiyecekler ile ilgili yalan söylüyor musunuz?
  • Etrafınızdaki insanlar çok kilo kaybetmeniz üzerine endişe duyuyor mu?
  • Stresli bir durum karşısında beslenmenizi çok kısıtlayarak egzersiz, zorla kusma veya laksatif kullanımı yapıyor musunuz?
  • Diyet ve egzersiz yaptığınızda ya da kustuğunuzda her şeyi kontrol altına almış ve sizi üzen şeylerden kurtulmuş kadar güçlü hissediyor musunuz?
  • Bir birey olarak hayattaki duruşunuzu, varlığınızı sadece vücut ölçüleriniz üzerinden mi yapıyorsunuz?

Anoreksiya Nervozadan Korunma Yolları Nelerdir?

Anoreksiya Nervozadan Korunma Yolları Nelerdir?Doktorunuzun sizin için uygun gördüğü tedaviyi sürdürmeniz çok önemlidir. Bu süreçte size yardımcı olabileceğini düşündüğümüz aşağıdaki yolları da destek olarak uygulayabilirsiniz.

  • Kalorisi düşük gıdaları ve kısıtlı porsiyonları tercih etmek yerine kendinize sağlıklı bir beslenme programı oluşturun.
  • Özendiğiniz bir beden yerine kendi vücut kitle indeksinizi hesaplayıp ona göre bir kilo hedefi oluşturun.
  • Doktorunuzun tedavi planına sadık kalın. Tedavinizi aksatmayın.
  • Ağır egzersizler yerine kendinize uygun bir spor belirleyin ve amacınız kalori yakmaktan ziyade atılan adımlar olsun.
  • Uyku düzeni oluşturmaya çalışın.
  • Arkadaşlarınıza, evinizin dışındaki hayata yani sosyal aktivitelere zaman ayırın.
  • Ayna karşısında uzun vakit geçirmeyin. Sık sık tartılarak gram hesabı yapmayın.
  • Kendinize iyi geldiğini düşündüğünüz bir hobi belirleyin. Hoşlandığınız şeyleri yapmaya vakit ayırın.
  • Psikoloğunuzun yardımıyla sizi depresyona sokabilecek etmenleri belirleyerek bu durumu nasıl atlatabileceğinizi öğrenmeye çalışın.
  • Yemeğinizi yalnız yemeğin. Öğün vakitlerini atlamayın.
  • “Zayıflık bir avantajdır” algısının yanlış olduğunu kabul edin. Asıl doğrunun herkesin kendi sağlıklı kilosu olduğunu unutmayın.
  • Yemek yedikten sonra kendinizi cezalandırmayın.
  • Başkalarının hakkınızda ne düşündüğüne takılı kalmayın. Bu durumu vücut ölçülerinizle bütünleştirmeyin.

Anoreksiya Nervoza Nasıl Tedavi Edilir?

Anoreksiya Nervoza Tedavi Yöntemleri Nelerdir?Anoreksiya hem psikolojik hem de fiziki bir rahatsızlıktır. Tedavisi zor ve uzun bir süreçtir. Birey genel itibarıyla hastalığı reddederek, gerekli süreci kabul etmez. Bu durum iyileşmeyi daha da zorlaştırır. Tedavinin seyri açısından erken teşhis ve kişinin durumu kabullenmesi çok önemlidir.

Tedavinin asıl amacı bireyin sağlıklı kilosuna kavuşmasıdır. Eğer hastada ileri derecede metabolik sorunlar meydana gelmişse yatılı tedavisi gereklidir. Hastada oluşan rahatsızlıklara göre gerekli branşlardaki hekimlerle uygun bir tedavi programı başlar.

Tedavi süreci boyunca diyetisyenler eşliğinde beslenme düzeni oluşturulur ve yakından takip edilir. Bu kısım, hastada oluşabilecek herhangi bir ruhsal çöküntü ihtimaline karşı psikoterapi ile desteklenir.

Tedavinin olumlu ilerlemesi açısından hasta ve doktor ilişkisi önemlidir. Birey ile doktor arasında güven sağlanmalıdır. Aynı şekilde aile faktörü de tedavide etkin rol oynar. Doktor ile aile arasında yakın temas kurulur. Hastanın hikayesi ve karakteristik özellikleri hakkında gerekli bilgiler öğrenilir.

Terapistler bu veriler ışığında hasta ile kuracağı ilişkiyi belirler. Bu sayede onun güvenini kazanmaya çalışarak uygun bir tedavi programına başlar. Kişinin kilo alması sağlanır. Bu durumun onu depresyona sokabileceğinden, yatılı bir tedavi ile beslenmesi kontrol altında tutulur.

Bireyin davranışları, duygusal çatışmaları, korkuları, kaygıları, algıları ele alınır. Bu faktörlerle ilgili yaşadığı ruhsal bozukluklar giderilmeye çalışılır. Onun zayıf noktaları (kırılganlığı, çekingenliği, özgüven eksikliği) belirlenir. Aile ve psikologların etkisiyle bireyin bu noktalarda daha güçlü olması hususunda çalışılır.

Tedavi uzun soluklu olduğu için birey eve çıktığında da süreç devam eder. Bu sebeple hasta için hassasiyet gerektiren şeylere dikkat edilmelidir. Örneğin onun yanında zayıflık, dış görünüş gibi konuşmalarda kelimeler özenle seçilmelidir. Onu rahatsız edebilecek, strese sokabilecek davranışlardan, kişilerden uzak durulmalıdır.

Aile bütünlüğü sağlanmalıdır. Yemek vakitlerinde, aile üyelerinin masa etrafında beraber bulunması, birlikte yapılabilecek sosyal aktiviteler, hastanın sevdiği kişilerle zaman geçirmesi sağlanmalıdır. Bu yollarla hastanın moral/motivasyonu yüksek tutulabilir.

Hastanın odağının başka uğraşlara çekilmesi için hoşlandığı bir meşguliyet kazandırılması verimli bir adım olacaktır. Mesela bir enstrüman çalması, yazı yazması, resim yapması, herhangi bir el işi yapması onun kendisine olan aşırı ilgisini azaltmasına yardımcı olabilir. Üstelik kendi başına bir şeyler yapabiliyor olması, özgüvenini kazanmasında etkili olarak iyi hissetmesini sağlayabilir.

Hastanın bu süreçte güvene, şefkate ihtiyaç duyduğu unutulmamalıdır. Asla suçlanmamalı ve iyi hissettirilmelidir. Onunla yakından ilgilenilmeli ve yalnız bırakılmamalıdır. Doktorlarıyla yakın temas halinde olunmalıdır. Hastanın sağlıklı beslenmeyi öğrenmesi zaman alacaktır. Bu duruma karşı sabırlı davranılmalıdır.

Hastayla uzlaşmacı bir iletişim kurularak onunla inatlaşmadan, uzmanların da yardımıyla yaptığı yanlışların doğrularını öğrenmesi sağlanmalıdır.

Sonuç olarak tedavide aile rolünün çok büyük olduğu yadsıtılmamalıdır. Bu süreç; psikoterapi, farmakoterapi, davranış değiştirme teknikleri, tıbbı beslenme tedavisini içermektedir. Tüm bunların uygulanabilmesi için yatak istirahati gereklidir.

Anoreksiya tedavisinde kullanılan psikolojik terapiler ise şu şekildedir. Grup terapisi, bilişsel davranış terapisi, bireysel terapi ve aile terapisi. Anoreksiya tedavisi sonrasında yapılması gereken önemli hususlar da vardır. Bu noktaların ne olduğuna değinelim. Ailenin bilinçlendirilmesi sağlanır. Tedavi sonrası hastanın takibine devam edilir. Hastanın psikolojik desteği sürdürülür. En önemlisi ise beslenme ile ilgili takibine bir süre daha devam edilir.

Anoreksiya Nervoza için Ne Zaman Tedaviye Başlanmalı?

Anoreksiya tedavisi oldukça zor olup genellikle kişi gerekli süreci reddeder. Bu sorunu yaşayan kişilerde fiziki olarak geri dönüşümü zor problemler meydana gelebilir. Aynı şekilde psikolojik olarak da büyük hasarlar oluşur. Tedaviye geç kalınması halinde ölümle sonuçlanabilecek kadar ciddi bir rahatsızlıktır.

Tedavi genellikle uzun bir süreçtir. Rahatsızlık bazı kişilerde, iyileşme sağlansa bile herhangi bir zamanda nüksedebilir. Eğer siz de kendinizde ya da bir yakınınızda aşağıdaki belirtileri hissediyorsanız bir doktora başvurmanız gerekebilir.

  • Porsiyonlarını azaltma,
  • Türlü mazeretler bularak öğün atlatma,
  • Toplum içinde yemek yemekten kaçınma,
  • Gıdaların besin değerlerini okuma ve buna göre beslenme,
  • Sürekli tartılma ve kalori hesabı yapma,
  • Zayıf olmasına rağmen verilen kilodan bir türlü tatmin olmama,
  • Bol kıyafetler giyme,
  • Aynada sık sık kendini izleme,
  • Asosyal bir hayat yaşamaya başlama.

Anoreksiya Nervoza Tedavisinin Amaçları Nelerdir?

Rahatsızlığı yaşayan hastaların, neden tedavi edildiğini bilmesi/anlaması önemlidir. Hasta tüm bunların farkında olarak tedaviye başladığında sonuca ulaşmak biraz daha kolay olacaktır.

  • Anoreksiyadan dolayı oluşan riskleri azaltarak hastayı hayata tutundurmak.
  • Hastayı sağlıklı kilosuna kavuşturmak ve dengeli beslenmeyi öğrenmesini sağlamak.
  • Hastaları fiziki ve psikolojik açıdan güçlendirmek.
  • Depresyona sokabilecek durumlarla baş etmeyi öğrenmesini sağlamak.
  • Özgüven ve güven hissini kazanmasını sağlamak.
  • Meydana gelmiş olan diğer olumsuzlukları minimuma indirgemek.

Anoreksiya Nervoza Hastalarının Tüketebileceği Gıdalar

Bu rahatsızlığı yaşayan kişiler için önerilen bazı gıdalar vardır. Bu besinler iştah açan sistemleri çalıştıran, metabolizmanın rahatlamasını sağlayan sağlıklı takviyelerdir. Bahsettiğimiz gıdaların bazıları şu şekildedir.

Limon: İştah artırıcı olan bu gıda aynı zamanda vücudu temizler. Bir adet limon suyu bir bardak ılık su ile karıştırılarak sabahları tüketilebilir. Bu şekilde metabolizma ve sindirim sisteminin çalışması desteklenebilir.

Portakal Suyu: Besinlerin kolay sindirilebilmesi açısından önerilen bir içecektir. Portakal suyu 2-3 gün boyunca, günde bir kaç defa düzenli olarak tüketildiğinde sindirim sisteminin gelişmesine destek sağlar.

Elma: Sindirimi kolaylaştıran elmanın her gün bir tane tüketilmesi sindirim sisteminin gelişmesine yardımcı olur. Aynı zamanda metabolizmanın rahat çalışmasına da katkısı vardır.

Ananas: İştahı açabileceğinden dolayı kahvaltılarınıza da ekleyerek rahatça tüketebilirsiniz.

Nane: Yine iştahı açabileceğinden dolayı tercih edilebilecek bir gıdadır. Yarım çay bardağı içilebilecek nane suyu canınızın yemek istemesini sağlayabilir.

Sıcak Su: Sindirim sisteminin temizlenmesi açısından önemli olan suyun özellikle sıcağa yakın ılık olarak tüketilmesi önerilmektedir. Aynı zamanda iştahı artırıcı bir etkisi de vardır.

Sarımsak: Vücut sistemlerinin temizlenmesini sağlayan sarımsak iştahın açılmasına da yardımcı olabilir. Düzenli olarak tüketilmesi gereken bu gıda 3-4 diş olarak yemeklerde, salatalarda ya da çiğ biçimde tüketilebilir.

Ekşi Üzüm: Bu gıda iştahın açılmasına yardımcı olabilir. Yaklaşık 3-4 hafta süresince düzenli olarak tüketilmesi halinde etki gösterebilir.

Anoreksiya Nervoza Hastaları için Kullanılabilecek Bitkisel Tavsiyeler

Anoreksiya tedavisinde destek olarak kullanılabilecek nitelikli bazı doğal ürünler vardır. Bu maddelerin kullanımı kişide rahatlatıcı etkiler oluşturabilir. Bu bitkilerden demleyerek tüketebileceğiniz çayları öğün vaktinizden 30 dakika önce, şekersiz tüketmeniz önerilir.

Siz de bu konularda daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız aşağıdaki yazımızı okuyabilirsiniz. Bu bitkiler baş ağrısı ve uyku yapabilir. Kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışmanız doğru olacaktır.

Meryemana Dikeni: Bu bitki meyvegillerdendir. Vücuttaki karbonhidrat ve yağ bazlı metabolik faaliyetlerin düzenlenmesinde olumlu bir etki gösterir. Karaciğerin sağlıklı çalışmasında rol alır. Günde 80-150 mg tüketilebilir.

Karga Gözü: Bu bitki günde 1-2 kez kullanılabilir. Fakat 450 mg’ dan fazlasının tüketilmesi zararlıdır. Uyku hali oluşturduğundan reçetesinde, sedatif (yatıştırıcı) olan hastaların kullanması doğru olmayacaktır.

Çemen: Çocuklarda, kan şekeri düşürücü etkisinden dolayı kullanılmamalıdır. Fakat yetişkinler tüketebilir. İştah açıcı özelliğinden dolayı tercih edilebilir. Günlük kullanılan miktarın 500 gramı aşmaması tavsiye edilir.

Kedi Nanesi: Bu bitki, çayı demlenerek de tüketilebilir. Sindirim ve sinir sistemlerini tedavi edici özelliktedir. Lityum ve yatıştırıcı etkili ilaçlarla reaksiyon verdiği için dikkatli kullanılmalıdır. Regl dönemleri yoğun geçen kadınların kullanması tavsiye edilmez. Günlük tüketiminin 2-3 defa 1 bardak şeklinde olması tavsiye edilir.

Enginar Yaprakları: Safra üretimini destekler ve karaciğeri rahatlatır. İçeriğinde acı tonik maddeler bulundurmasından dolayı kandaki lipit oranı yükseldiği zaman tüketilebilir. Bu ürün çayı hazırlanarak da kullanılabilir. 1 su bardağı kaynar suya 6-8 gram konularak 1 dakika demlenir. Ilıması beklenerek öğün vakitlerinden önce yarım su bardağı şeklinde içilebilir.

Anoreksiya Nervoza Hastaları için Rahatlatıcı Bitki Çayları

Bu çayları kendiniz demleyerek tüketebilirsiniz. Rahatlatıcı etkileri olduğu için rahatsızlığı yaşayanların kullanabileceği doğal çaylardır. Kullanmadan önce doktorunuza danışmanız tavsiye edilir.

Kabızlık ve iştah problemi olan hastalar; 1 tatlı kaşığı iri doğranmış zencefil kökü çayı demleyebilir. 1 su bardağı kaynar suya zencefil kökünü ilave ederek 5-10 dakika demleyip süzünüz. Öğün vakitlerinden 15-30 dakika önce tüketebilirsiniz.

Mide asit seviyesinin çok düşmesi ile oluşabilen mide problemleri yaşayan hastalar; 30’ar gramlık pelin otu ve nane yaprağı ikilisini 250 ml sıcak su içinde, 10 dakika demleyerek günde bir iki kez tüketebilir.

Bu rahatsızlığın başında olan hastalar; kırmızı kantaron otu, nane yaprağı ve civanperçeminden oluşturduğu bir karışımla çay demleyebilir. Her üç bitki türünden de 20 gram alınarak, 250 gram sıcak suda 10 dakika demleyin. Hazırladığınız çayı ılık ya da soğuk olarak öğün vaktinizden önce tüketebilirsiniz.

Anoreksiya Nervoza Hakkında Merak Edilen Sorular ve Cevapları

Anoreksiya Nervoza Hakkında Merak Edilen Sorular ve CevaplarıHastalığı yakından tanıyabilmek için merak edilen ve sıkça sorulan soruları sizler için bir araya getirdik ve cevaplarıyla birlikte bilgilerinize sunduk. Eğer öğrenmek istediğiniz başka cevaplar varsa yazımızın sonunda yer alan yorumlar kısmına sorularınızı yazabilirsiniz.

Anoreksiya hastaları intihar etmek ister mi?

Bu rahatsızlığı yaşayan kişilerin hayata karşı özellikle zayıflamaya karşı ciddi takıntıları vardır. Tartıda eksilen her gram onlar için mutluluk kaynağıdır. Bunlardan dolayı mükemmeliyetçi olma gibi bir saplantıları vardır. Dolayısıyla bir sınırdan sonra ulaşamadıkları mükemmeliyet olgusu hayatı yaşanılmaz kılar. Bu durumda intihara teşebbüsleri kaçınılmaz olabilir.

Anoreksiya tedavisi ile hastalık yenilebilir mi?

Hastada meydana gelen sağlık problemlerine göre gerekli branşlardaki doktorlar ile bir tedavi süreci başlar. Bu uzun soluklu süreçte hastanın durumu kabullenmesi sağlanarak yol alınmaya başlanır. Bireye hem psikolojik hem de fizyolojik destek uygulanarak bu hastalığı yenmesi sağlanmaya çalışılır.

Anoreksiyadan tamamen kurtulmak mümkün müdür?

Tedavinin bitmiş olması hastalığın tamamen geçtiğini göstermeyebilir. Bireyde psikolojik olarak tahribata yol açabilecek bazı durumlar vardır. Stres, depresyon ya da yaşayabileceği acı bir olay sonucunda rahatsızlık gelecek bir zamanda nüksedebilir.

Anoreksiya tedavisi ne kadar sürer?

Öncelikle uzun süren ve sabır isteyen bir tedavi olduğu bilinmelidir. Bireyin fiziki ve psikolojik durumuna göre 2 ile 3 yıl arasında tedavi programı uygulanır. Bu süre hastanın periyodik tablosuna göre kısalabilir veya uzayabilir. Bireyin iyileşmeyi kabullenmesi tedavinin seyri açısından büyük önem taşır.

Anoreksiya tedavisi ihmal edilirse ne gibi sonuçlar doğurur?

Bu hastalık eğer tedavi edilmezse ölümle sonuçlanabilecek kadar ciddi durumlara sebep olabilir. Şiddetli dehidrasyon (sıvı kaybı), starvasyon (açlık) ve anormal zayıflık meydana gelir. Vücut sistemlerinde ve metabolizmada oluşan zayıflama ile birlikte, kişi dirençsizleşerek hastalıklara karşı bağışıklığını kaybeder. Oluşabilecek enfeksiyonel durumlarla savaşamaz hale gelir.

Anoreksiya hastaları ne kadar yaşar?

Bu hastalık için biçilmiş bir yaşam süresi yoktur. Durumu kabullenip iyileşmeyi isteyen kişiler tekrar sağlığına kavuşabilir. Aslında bireye bağlı gerçekleşen bir süreç olması sebebiyle bir ömür vakti biçilmesi çok yanlıştır.

Anoreksiya hastalarının kullanması sakıncalı olabilecek ilaçlar var mıdır?

Metabolizmayı hızlandıran ilaçların kullanımı tavsiye edilmez. Ayrıca mide, böbrek, karaciğer ve bağırsak üzerinde yan etki yapabilecek olan bazı ilaçlar da kullanılmamalıdır.

Anoreksiya hastaları için evdeki tedavi nasıl olmalıdır?

Birey hastaneden ayrıldıktan sonra tedavisi evde devam eder. Bu bölümde aile bireyleri etkin rol oynar. Şefkatli, sabırlı ve sevecen bir tavırla kişinin güveni kazanılmalıdır. Hasta yalnız bırakılmamalı, birlikte yemek yenmeli ve sosyal aktiviteler yapılmalıdır. Onun için hassasiyet gerektiren konularda dikkatli olunmalıdır. Özellikle beslenmesi takip edilmelidir.

Anoreksiya hastalarında ölüm riski var mıdır?

Açlık ve susuzluktan dolayı oluşan komplikasyonlar bu hastalığı tehlikeli hale getirmektedir. Virüslere, enfeksiyonlara karşı zayıflayan bünyede geri dönüşümü olmayan ya da çok zor olan birçok faktör meydana gelir. Bu sebeple hastada ölüm riski oluşabilir.

Anoreksiya genetik bir hastalık mıdır?

Araştırmalar bu rahatsızlığın genetik olabileceğini söylüyor. Fakat günümüzde genel olarak, bu rahatsızlığı yaşayan kişilerin birinci derece akrabalarında anoreksiya hastalığı görülmemiştir.

Anoreksiya hastalığı hangi yaşta ve cinsiyette görülür?

Genellikle ergenlik dönemi ve yetişkin çağdaki bireylerde görülür. Yani yaygın olarak 12-40 yaş aralığında sık rastlanır. Daha çok kadınlarda görülen bu rahatsızlık erkeklerde de meydana gelebilmektedir.

Anoreksiya hastalarında herhangi bir madde bağımlılığı olur mu?

Bu rahatsızlığı yaşayan kişilerde sigara ve alkol kullanımı olabilir. Hatta uyuşturucu madde kullanımı da görülebilir. Yani genel olarak bağımlılığa meyil var diyebiliriz.

Anoreksiya hastalarında cinsel isteksizlik oluşur mu?

Vücut ihtiyacı olan besinleri alamadığı için birçok hormonal dengede bozulmalar meydana gelir. Dolayısıyla gerekli hormonların eksik kalması sonucu cinsel isteksizlik görülür.

Anoreksiya hastaları kaç kilo olur?

Burada alt sınır, bireyin sağlıklı kilosunun %15 altına düşmesidir. Çoğu hasta bu sınırın çok daha aşağısına iner.

Anoreksiya Nervozayı Yaşamış Olan Tanınmış İsimler

Anoreksiya Nervozayı Yaşamış Olan Tanınmış İsimlerHastalığın hem psikolojik hem de fizyolojik açıdan ne kadar yıpratıcı olduğuna değindik. Bu nedenle rahatsızlığın ne denli zor bir süreç olduğu konusunda sizlere örnek teşkil edebileceğini düşündüğümüz bir bölüm hazırladık. Herkesin başına gelebilecek olan bu rahatsızlığı yaşamış, birkaç tane gerçek hikayeyi sizler için derledik. Bu kısmı okuyarak hastalığın bazı gerçeklerini daha yakından tanıyabilirsiniz.

Ayşe Akın

2010 Brüksel Güzeli, şarkıcı Ayşe Akın, bu rahatsızlığı yaşadığını açıkça dile getirdi. Bir dönem anoreksiya tedavisi gördüğünü itiraf etti. Akın, “Doktora gittiğimde kötü durumdaydım. Her şey çok zordu. Hatırlamak bile istemiyorum. Şimdi sağlıklıyım. Birçok ünlü bu hastalığa yakalanıyor. Ama gizliyor. Sonra bir yerlerde bayılıp kalıyorlar” dedi.

Tescilli güzel katıldığı çeşitli programlarda da, anoreksiya hastalığının zorlu süreçlerinden bahsederek, yaşadığı sağlık sorunlarını anlattı.

Franz Kafka

Bir edebiyatçı olan Franz Kafka‘da anoreksiyayı ciddi şekilde yaşamıştır. Bu durumdan kendisi de çok rahatsızlık duymuş ve hastalığından şikayetçi olduğunu dile getirmiştir.

Leila Pahlavi

İran Şahı’nın kızı Leila Pahlavi, doktorundan çaldığı diyet reçetelerini uygulayarak adeta kendi sonunu hazırladı. 31 yaşında Londra’ da bir otel odasında tek başına öldü.

Victoria Beckham

Dünya çapında bir üne sahip olan Victoria Becham da bu hastalığı yaşadığını itiraf etti. Spice Girls grubundayken, ince bir görünümde olmak adına büyük bir baskı altında olduğunu anlattı. Sağlığa kavuşmanın mümkün ve zor bir süreç olduğunu söyledi. “Uçmayı Öğrenmek” adlı kitabında fiziki görünüşüyle ilgili takıntılarından ve hastalığından bahsetti.

Rachel Zoe

Tanınmış tasarımcı Rachel Zoe, için zayıflık bir takıntı haline gelmiş. İkinci hamileliğinden kısa bir süre sonra fit görünümüne kavuşabilmek için çok az beslenerek kilo vermiştir. Günlük beslenme programını ise sadece kahve, ceviz ve meyve oluşturuyor. Üstelik beslenme programı 600 kaloriyi geçmiyor.

Alexa Chung

Ünlü stil ikonu Alexa Chung, başarılı stiliyle adından bahsettirse de aşırı zayıf haliyle görenleri korkutuyor. Alexa Chung zayıflığını, yemek yemeğe zaman ayıramadığına bağlıyor. Fakat bu durumun bir rahatsızlık neticesi olduğunu gizlemekte, işi kadar başarılı olmadığı görülüyor.

Siroz Hastalığı Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Nicole Richie

Popüler şarkıcı Nicole Richie, anoreksiya rahatsızlığını yaşayanlar arasında sıkça duyulan bir isimdir. Anormal zayıflığı ile korkunç bir görüntüye bürünen Richie’nin kemikleri sayılacak derecededir.

Tara Reid

Amerikalı aktris Tara Reid, anoreksiya ile savaşan başka bir isimdir. Sadece tek öğün beslenen Reid, çok fazla diyet kola ve maden suyu içiyor. Zayıflığı korkunç derecede olmasına rağmen bu durumdan rahatsızlık duymadığını ifade ediyor.

Miley Cyrus

Ünü dünyaya yayılmış bir yıldız olan Miley Cyrus, anormal zayıflığı ile magazin konusu olmuştur. Gösterişli vücut hatlarına sahip olan Cyrus, hastalık derecesinde verdiği kilolarıyla gündeme gelmiştir.

Konu Hakkında Bilgilendirici Video

Sonuç ve Okura Sorular

Anoreksiya hastalığı hiç beklemediğiniz bir anda sinsice sizi de ağına alabilir. Oldukça ciddi bir yeme bozukluğu olan bu rahatsızlıktan korunmanın ve kurtulmanın yolları vardır. Yazımızı okuyarak edinmiş olduğunuz bilgiler ışığında siz de bu konuyla ilgili birçok şey öğrendiniz. Eğer kendinizde ya da bir yakınınızda bu hastalığın varlığını fark ederseniz, hiç zaman kaybetmeden bir doktora başvurmanız çok önemlidir.
Kendinizde anoreksiya belirtileri olduğunu düşünüyor musunuz?
Beğendiğiniz, hayallerini kurduğunuz bir modelin vücut ölçülerine sahip olmak istiyor musunuz?
Zayıflamak için bir diyetisyene danışmak yerine, kendi yöntemlerinizle sağlıksız yollara başvuruyor musunuz?
İnsanların sizi kilolarınızla değerlendirdiğini düşünüyor musunuz?
Sizin için beden algısı ne ifade ediyor?



Okur Yorumları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilgihanem'i Takip Edin

En Yeniler